11 aminoasit sentezlenmesi iddiası doğru mu?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Abiyogenez teorisine Nasıl yanıt verilir? Milley-Urey deneyinden sonrasında meydana getirilen birçok gözlem ile teorinin daha ileri taşındığı ve kasıtlı olarak o deneylerin değil Milley-Urey deneyinin üstünde durulup eleştirildiği iddiasına Nasıl yanıt verilebilir?
– Bir de bu konudaki tutarsız ifadelere karşı Nasıl bir tutum alınmalıdır?
– Deneyi destekleyen bir sitede 11 aminoasit sentezlenmesi iddiası varken başka bir soruya verdiğiniz cevapta 3 aminoasit sentezlendiği yazıyor sözgelişi.

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Burada bir data karışıklığı var. Miller deneyi ile ortaya çıkan birkaç amino asitle, başka deneylerde elde edilmeye çalışılan amino asitler birbirine karıştırılmış.

Ilkin Miller Deneyi nedir? Ona bir bakalım. Burada mevzu ile ilgili kaynaklar da cümlelerin sonunda verilmiştir.

Stanley Miller Deneyi

Stanley Miller, ilkel atmosferin gaz bileşimi olarak kabul edilen gazları bir araya getirerek bazı aminoasitlerin sentezlenebileceğini göstermeye çalışmıştır.

Bir kimya talebesi olan Stanley Miller, 1953 senesinde Şi­ka­go’da, metan, amonyak ve hidrojeni su içinde çözerek bir cam balona koyup elektrik deşarjına tâbi tutmuştur. (Biçim 1).

Miller, o devirde dünyada bulunması varsayılan karışımları ve enerji kaynaklarını kullanmıştır. Miller, ultraviyole ışınlarının yanı sıra atmosfer hareketlerinden dolayı ortaya çıkan şimşekleri, kısaca elektrik deşarjını enerji deposu olarak almıştır. Bu denemede 24 saat içinde birçok bileşiğin yanı sıra tabiatta oldukca bulunan üç aminoasit teşekkül etmiştir. Bunlar glisin, asparagin ve alanin’dir.

Stanley Miller deneyinin kritiği

Miller’in deneyi birkaç yönden eleştiri edilmektedir.

1. Miller’in aletlerinin can alıcı kısmı, soğuk tuzaktır. Bu yapı kimyevî tepkimelerden hasıl olan ürünleri toplama ödevi görüyordu. Eğer soğuk tuzak kullanmamış olsaydı, o aminoasitler elektrik kıvılcımları tarafınca parçalanacaktı. Hâlbuki Miller’in bu koruyucusuna benzeyen bir araç, yeryüzünün ilk halinde yoktu. (Bliss, R. B. and Parker, G. E. Origin of Life. Ca­lifornia. 1979; Demirsoy, A. Kalıtım ve Evrim. Meteksan Yay. No.11. Ankara. 1984; Miller,S.L. Production of Amino Acids Under Possible Primitive Earth  Conditions. Science, 1953, V ol.117)

11 aminoasit sentezlenmesi iddiası doğru mu? tatli

Biçim 1. Stanley Miller ve gözlem düzeneği.

2. 1980 yılından sonrasında literatürler, ilk dünya şartlarının zannedildiği şeklinde metal, kaya ve buzun benzeşik karışımı olmadığını, ilk atmosferin metan, amonyak ve hidrojenden meydana gelmediğini göstermiştir. Son çalışmalarla o zamanlar dünyanın oldukca sıcak olduğu, ergimiş nikel ve demir karışımından meydana geldiği belirtilir. O devirdeki atmosferde daha oldukca azot, karbondioksit ve su buharı karışımı olması gerektiği kanaati yaygındır. Hâlbuki bunlar, organik moleküllerin teşekkülü için amonyak ve metan kadar uygun değildir. (Gribbin, J. Carbon Dioxide, Ammonia and Life. New Scientist. Vol.94. May 13. 1982, p.143)

adsense

3. Stanley Miller, ilk atmosferde oksijen bulunmadığını farz ederek, deneyinde oksijen kullanmamıştır. Bu sebeple oksijen, oksidasyon sebebiyle aminoasitlerin teşekkülüne mâni olur. Hâlbuki fotoliz vakasıyla su ve karbondioksitten oksijen açığa çıkmaktadır. Su ve karbondioksit, ultroviyole ışını tesiriyle parçalanır. Zira ilk atmosferde ozon (O3) tabakası olmadığından kafi oranda ultroviyole ışığının yeryüzüne ulaşmış olduğu kabul edilmektedir.

Fotoliz vakasının formülle açıklaması:

H2O + UV fotonu è OH- + H+

OH- + OH- è H2O + O=

CO2 + UV fotonu è CO + O=

4. Canlı bünyesinde bulunan tüm proteinler levo (sol elli) aminoasitlerdir. Şimdiye kadar hiçbir canlıda dekstro (sağ elli) aminoaside rastlanmamıştır. Stanley Miller’in deneyinde hem levo hem de dekstro aminoasitler hasıl olmuştur. Hâlbuki dekstro aminoasitleri, canlı yapı ve fonksiyonunu bozucu tiptedir.

Netice olarak; burada görüldüğü şeklinde, Miller, güya ilk atmosfer şartlarında amino asitlerin meydana geldiğini göstermek için 1953 senesinde  bir gözlem yapmış, sonuçta canlı bünyesinde bulunmayan birkaç tane dekostro amino asit teşekkül etmiştir.

Bunun oldukca fazla bilimsel kıymeti olmadığı da esasen eleştiri kısmından anlaşılmaktadır.

Canlı âleminde malum 20 kadar amino asit vardır. Bunların hangi bileşiklerden meydana geldiği tektik edilerek, o elementler birleştirilerek amino asit sentezlenebilir.

Oysa buradaki iddia neydi?

Amino asitler ilk başlangıçta kendiliğinden yada tesadüfen meydana geldiği şeklindeydi.

Oysa durumun öyleki olmadığı, amino asitlerin ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcının eseri olduğu anlaşıldı. Bu sebeple bazı amino asitlerin sentezinde kendisinde ilim, irade, kudret bulunan birisi tarafında bunların sentezi mümkün olmaktadır.

İşte ilk yaratılışta da, şimdi de canlıların bünyesinde yer edinen amino asitler, sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Allah’ın eseridir. Yoksa öyleki kendiliğinden yada tesadüfen ortaya çıkmış değildir. Her şey son aşama planlı ve programlı olarak Allah tarafınca yaratılmaktadır. Doğrusu netice hep aynıdır.

Dün ilk yaratılış Nasıl Allah’ın eseri idi ise, günümüzdekiler de öyledir. Hani derler ya; iki kere iki dörttür. İster çarp ister topla netice aynıdır.

Dolayısıyla varlıkların yaratıcısı Allah’tır ve O her an canlılar üstünde tutum sahibidir. İster çarp ister topla.

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

NuKa72 tarafınca Pt, 16/09/2019 – 20:01 tarihinde gönderildi

adsense

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir