Âdetli hanım Bakara suresi 184. ayete nazaran oruç tutabilir mi?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

​Bir tanrı bilim Profesörü şöyleki diyor:
– Tane hali hastalık halidir. Bakara 184 ayeti hastayken isterse tutabilir.. Hz Aişe hadisinde de orucun kaza edilmesi var, dilerse tutabilir. Tutamayacağına dair icma bizi bağlamaz. Usul Kuran sünnet sonrasında icmadır. İcma ayeti iptal edemez.
– Açıklar mısınız?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Hanımefendiler âdet döneminde oruç tutmazlar ve namaz kılmazlar. Sonrasında kılamadıkları bu namazları kaza da etmezler, sadece tutamadıkları oruçları kaza ederler.

“İcmâ” lügatte, toplama, ittifak etme manalarına gelir. Terim anlamı ise; ümmet-i Muhammed’den bir asırda gelen müçtehitlerin dinî bir yargı üstünde birleşmeleridir.

Görülüyor ki tıpkı lügat anlamında olduğu şeklinde icmanın terim anlamında da bir birlik söz mevzusudur.

Yalnız bu ittifaktan maksat müçtehitlerin ittifakıdır. Bundan dolayı bunlar ilim ve irfan noktasında ümmet-i Muhammed’in en büyükleridir. İcmanın şartı da içtihada yeterli olanların ittifakıdır. Artık müçtehitlerin ittifak ettikleri şey şer’i bir yargı olur.

Üstünde icma bulunan bir meselenin Kitap yada Sünnete dayanması gerekir. Bundan dolayı yargı koyma hakkı Allah ve Resulüne aittir. Müçtehitler kendiliklerinden yargı koyamazlar.

İcma-i ümmet için birçok deliller getirilmiştir. Bazıları şöyledir:

1. “Kendisine doğru yol açıkça belli olduktan sonrasında, Peygamber’den ayrılıp müminlerin yolundan başkasına uyan kimseyi, yöneldiğine döndürürüz ve onu cehenneme yaslandırırız. Orası ne fena bir dönüş yeridir.” (Nisâ, 4/1 15)

Bu ayete nazaran, müminlerin yolundan başkasına uymak caiz değildir.

Bundan dolayı bu şekilde yapanlar, Peygamber’den ayrılmış olup, Allah onları cehenneme yaslandıracaktır.

Bir kimse müminler topluluğundan ayrılır ve onların görüşlerinin zıddını ileri sürerse, elbet onların yollarına uymamış olur.

Meselâ, müminler cemaati “bu helâldir” derse, aynı şey için “bu haramdır” diyenler, cemaate uymamış olurlar (İmâm Şâfiî, er-Risâle, s. 472; İmam Gazzâlî, el-Mustasfâ, I, 175)

2. “Ümmetim dalâlet üstünde birleşmez.” (İbn Mâce, Fiten, 8)

3. “Müslümanların güzel görmüş olduğu şey, Allah katında da güzeldir.” (Ahmed b. Hanbel, I, 379)

Şimdi soruda geçen mevzunun izahına gelelim.

Âdet gören yada lohusa (nifas) olan bir bayan, bu hallere ilişkin günler içinde terk edeceği farz namazları kaza etmez. Zira namazlar her gün tekrarlandığı için dinde bir kolaylık olmuştur. Fakat o hallerde terk edeceği ramazan oruçlarını sonradan kaza eder. Zira, bu, daima olmadığı şeklinde, oldukca uzun bir süre de değildir.

Oruçla ilgili ayet:

Size farz kılınan oruç, اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍ sayılı günlerdedir.

Doğrusu senenin günlerine oranla azca ve sınırı olan günlerdedir. Hem de sizin sağlığınızı bozmayacak ve gücünüzü tüketmeyecek bir halde, mazeretlerinizi de gözeterek meşru kılınmıştır.

فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِ۪يضاً Şimdi bu günlerde sizden herhangi biriniz, oruçtan zarar görecek derecede hasta olur,

اَوْ عَليٰ سَفَرٍ

ya da bir seyahat üstünde bulunursa, bunların farzı,

فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ

öteki günlerden, şu demek oluyor ki iyi olduğu ve yolculuktan geldiği günlerden, aynı miktardadır.

Bu şekilde hastaya yada yolcuya eda farz değil, yemeye ruhsat vardır. Bunlar yerlerse, iyileştikten yada ikamet ettikten sonrasında kaza ederler. Edanın vacib oluşu, sıhhat ve ikamet üstüne lüzumlu olur.

Allah Teâlâ, bu ayetten sonrasında aynı hususu beyan etmiş, peşisıra da

يُرٖيدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرٖيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ

“Allah Teâlâ sizin için kolaylığı murad ediyor, zorluğa murad etmiyor.” (Bakara, 2/185) buyurmuştur.

Ne olursa olsun bu kolaylığın ve güçlüğün daha ilkin zikredilmiş bir şey olması gerekir.

Oysa burada, hasta ve yolcuya oruçlarını yeme hususunda verilen izinden başka herhangi bir kolaylık ve onların bu durumda oruç tutmalarından başka bir güçlük yoktur.

İşte bundan dolayı, Cenab-ı Allah’ın,

يُرٖيدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرٖيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ ayetinin manası, “Allah sizin bu durumda oruçlarınızı yemenizi murad ediyor, tutmanızı murat etmiyor.” şeklindedir.

İmam Buhârî, Ebu’z-Zinad’ın şöyleki söylediğini nakleder: “Sünnetler ve hakkın çeşitli şekilleri (şer’î hükümler), bir çok kez insan aklının kavrayamayacağı şekilde gelir. Müslümanların ona uymaktan başka çaresi yoktur. Meselâ hayızlı hanım orucu kaza eder de namazı kaza etmez.” (Buhârî, Savm 41)

Muâze isminde bir hanım Hz. Aişe radıyallahu anha’ya gelmiş olarak:

“Niçin âdet gören bir bayan temizlendikten sonrasında âdet günlerinde kılamadığı namazları kaza etmiyor da tutamadığı oruçları kaza ediyor?’’ diye sordu

Hz. Aişe: “Sen Harûriye’den misin?” dedi.

Hanım: “Hayır, Harûriye’den değilim, fakat öğrenmek için soruyorum.” dedi.

Bunun üstüne Hz. Aişe: “Vaktiyle bu iş bizim başımıza ulaştığında orucu kaza etmekle emrolunduk, namazın kazası ile emrolunmadık.” dedi. (İbni Mâce, Taharet 119)

İlave informasyon için tıklayınız:

– Âdet gören kadın, sonradan namazı kaza etmiyorsa orucu neden …
– Kadınlar âdet döneminde neden ibadet yapmaz?

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

mehmetemsen tarafınca Çar, 28/06/2017 – 00:05 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir