Allah bize neden bir Sineği örnek verdi?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Allah (celle celalühu) Neden Bir Sineği Örnek Verdi?

Allah (celle celalühu) Neden Bir Sineği Örnek Verdi?

Sineklerin tam 9 kalbi vardır Gözlerinde ise 8000 mercek bulunur Ve saniyede 100 görüntü algılayabilir! Allah azze ve celle meâlen şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah’ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır.Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir.”

| Kur’an 22. Sûre; 73. Âyet

Ayrıca:

kanatlarını saniyede 200 defa çırparken, dinlenme esnasında harcadığı enerjinin yaklaşık 100 katı bir enerji harcar. Aktif uçuş, çok enerji gerektiren bir fiil ve ancak düzenli oksijen temini ile mümkün olabilir. Karın bölgesine dizilen düzinelerce açıklıktan (stigma) rahatlıkla nefes alıp verebilir. Bu gözeneklerden giren hava, daha küçük kanalcıklara ayrılan borularla hücrelere muntazaman iletilir. Sinek, bir yere konduğu zaman, karın kaslarını kasarak, içeriye hava pompalar. Uçma esnasında buna gerek duymaz. Çünkü, saniyede 200 defa çırpılan kanatlar, zaten kâfi miktarda hava girmesini sağlarlar. Böylece sinek, nefes alıp vermek için ayrı bir enerji sarf etmez.

duyu organlarının en hayret verici ve göz kamaştırıcı olanı,karmaşık bir yapıya sahip olan gözleridir.Karasineğin başındaki altı göz, ortalama 400 bin ommatidden (gözcük) meydana gelen mükemmel bir görme sistemidir. Her bir gözcük ayrı bir noktayı gördüğünden, görüntü beyinde biraraya getirildikten sonra bir mânâ çıkartılır. Yani her gözcük bir gözün bütün özelliklerine sahiptir. Hatta bu özelliği sayesinde arkasını da görebilir. Küçük olduklarından ve 2 mm yakınındaki bir cismi net olarak görebildiğinden, ayrı bir merceğe ihtiyaç yoktur. Bu gözlerin bir üstünlüğü de görme hızından gelir. İnsan gözü saniyede 20 ilâ 50 açık- koyu renk değişimini farkedebilirken, karasinekte bu, saniyede yaklaşık 200 defaya çıkar.

Besin olarak sıvı maddeleri alırlar. Sıvının emilmesi, besin kanalının ön kısmında bulunan iki emme pompası ile gerçekleşir. Genellikle besinler yemek borusuna ince bir kanalla bağlı olan büyük hacimli kursakta depolanır.
Saprofaj beslenmeden iç asalaklık (endoparazitizm)’a kadar bütün geçiş kademesini gösteren türleri vardır.

Mükemmel Bir Yaradılış Örneği Olan, Sinek İnkarcılara Tokat Gibi Bir cevap Niteliğindedir.

Ayrıca: Sivrisinek, ısı, gaz, nem ve koku dedektörleriyle yüklü bir savaş uçağı gibidir. 30 metreden avının varlığını ve yerini tespit edebilir. 10 mm. boyundaki sivrisineğin, bu kadar etkili algılama sistemleriyle donatılmış olması, bu canlının ihtiyaçlarını bilinçli bir Yaratıcının doğuştan karşılanmış olduğu anlamına gelir. Bu üstün Yaratıcı, sivrisineği yoktan var eden Allah’tır.

Sivrisinek avını kolaylıkla bulmasını sağlayan özel sistemlere sahiptir. Bu sistem ısı, gaz, nem ve bazı kimyasal maddelere duyarlı çeşitli algılayıcılardan oluşur. Bu sayede sivrisinek, avının yerini karanlıkta çok kolay tespit eder.

Isıya hassas algılayıcılar kullanmak, günümüz askeri teknolojisinde de sık sık kullanılan ve özellikle karanlık ortamlarda oldukça etkili olan bir yöntemdir. Sivrisineğin vücudunda da çok hassas bir ısı algılayıcısı vardır. “Tarsi” adı verilen bu organ, sivrisineğin ön ayaklarında bulunur. Bu ısı algılayıcısı sayesinde, derinin altında kanın yoğun olduğu bölgeleri -damarlar dokulardan daha sıcaktır- kolaylıkla bulur.

Sivrisineği çeken bir başka unsur da karbondioksit gazıdır. İnsan ve hayvanların nefesinde bulunan bu gaz, sivrisinekler için oldukça çekicidir ve avını bulmasına yarayan önemli bir ipucudur.

Isı, gaz, nem veya kimyasal salgı uyarılarından birini algılayan sivrisinek hemen avına yönelir. Sivrisinek avının üzerine o kadar yumuşak konar ki bu, çoğu zaman hissedilmez bile. Daha sonra ağız bölgesinde bulunan bir çift alet yardımıyla, delmek için en uygun olan noktayı bulur.

İlk delme işlemi alt ve üst çene tarafından yapılır. Hortumun içinde bulunan 4 kesici bıçak deriyi derinlemesine keser. Sıcaklık, koku, tat ve dokunma duyu organları, deri altındaki kılcal damarların sık olduğu yerleri saptamada önemli rol oynar. Birkaç denemeden sonra sivrisinek damarı bulur.

Sivrisinek açtığı delikten içeri uzattığı tüp yardımıyla kanı emer. Bu tüp sayesinde küçük bir kan damarına girip, kanı doğrudan buradan içebilir. Ya da deriyi kestiğinde çevredeki dokularda biriken kanı emer.

Sivrisineğin hortumunun içinde 6 bıçaktan oluşan bir kesme mekanizması vardır. 4 bıçak deriyi keserken, diğer 2 bıçak birleşerek içi boş bir boru meydana getirirler. Sivrisinek bu boruyu kestiği dokunun içine sokar ve kanı emer. Sivrisineğin sayısı 100’e varan gözü vardır. Bunlar başın üzerinde petek şeklinde yerleşmiştir.

Çoğu kez delici iğneler deriye dikine girer. Sivrisineğin iğnesinin en önemli özelliği belirli bir derinlikte eğilebilmesidir. Bu muhteşem özelliği sayesinde iğne deri altında kolaylıkla hareket eder, hatta derinin yüzeyine paralel uzanacak hale bile gelebilir. Böylece sivrisinek iğnesini damarca en zengin bölgeye ulaştırır.

Ancak burada sivrisineği bekleyen önemli bir sorun vardır. Sivrisinek bir insanı ısırdığı anda, insan vücudunda bulunan bir tür savunma sistemi devreye girer. Vücuda mikropların girmesini engellemek ve kanı durdurmak için gerekli olan enzim, yara bölgesine salgılanmaya başlar. Bu enzim de kanın pıhtılaşmasını sağlar. Kanda pıhtılaşmanın başlaması ise, sivrisineğin kan emişini imkansız hale getirecektir. Fakat bunu “bilen” (!) sivrisinek, kesici bıçaklarından birisinin içinden yaraya, pıhtılaşmayı engelleyen bir salgı enjekte eder! Bu salgı pıhtılaşmayı engelleyen bir enzim içerir. Böylece kandaki enzim etkisiz hale getirilir ve pıhtılaşma durur.

Dahası bu salgı sayesinde sivrisinek kurbanına lokal anestezi yapar. Kestiği bölgeyi uyuşturur. Böylece insan, derisinin kesildiğinin ve kanının emildiğinin farkına varmaz. Deride, kaşınmaya neden olan şey de işte bu salgıdır.

Bütün bu anlatılanlar saniyelerle ifade edilebilecek bir zaman diliminde olup biterken, insan kendisini bir sivrisineğin soktuğunun farkına bile varmaz.

Bu bilgiden sonra şu soruları sormak kaçınılmazdır:

Kanın pıhtılaşma gibi bir özelliği olduğunu sivrisinek nereden bilmektedir?

Kestiği dokunun canlı olduğunu, bu işlemin kurbanına acı vereceğini nasıl öğrenmiş ve bu probleme karşı uyuşturma tekniği geliştirmiştir? Ameliyat öncesinde lokal anestezi yapmak insanın tıp bilimi yardımıyla geliştirdiği bir tekniktir. Sivrisinek bu ilme nasıl sahip olmuştur?

Bu sıvıların laboratuar şartlarında bile sentezlenmesi son derece güçken, sivrisinek bu sıvıya doğuştan nasıl sahip olmuştur?

Sivrisinekteki salgı ve bu salgıyı insandaki kan damarına enjekte eden sistemi, hem insan bedeninin yapısını hem de sivrisineğin anatomisini en ince ayrıntısına kadar bilen ve bunlara hakim olan Allah yaratmıştır.

Bu küçücük hayvana bile kolaylıkla mağlup olan insana düşen görev Allah’ın dış alemlerde yarattığı delilleri görmeye çalışmak, Rabbimizin gücünü hakkıyla takdir etmektir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi, 73–74)

  • Ayrıca bakınız: Bal Yapan Dişi Arılar mı, Erkek Arılar mı?
  • Ayrıca bakınız: Allah bize neden Dişi Örümcek yuvasını örnek olarak verdi?
  • Ayrıca bakınız: Karıncalar konuşuyor mu? Karıncalar neden ezilerek ölmez?

The post Allah bize neden bir Sineği örnek verdi? appeared first on Mekteb-i Suffa.

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir