Tanrı, ”Her şeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren.” ayetiyle, beni kendine boyun eğdirmek mi istiyor?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

Kur’an’da ”Ey her şeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve her şeyin anahtarları elinde bulunan Zat.’‘ ibaresi geçiyor.

– Tüm insanlara büyüklenmeyi yasaklamışken, kendindeki bu duygu niye?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

– Bu ifadelerin geçmiş olduğu ayetlerin mealleri:

“Hiçbir canlı yoktur ki, Tanrı onun perçeminden tutmuş (mukadderatı O’nun elinde) olmasın.” (Hud, 11/56)

“Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’nun yanındadır. Dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediği kimsenin nasibini daraltır. Şu sebeple O, her şeyi bilmiş olduğu benzer biçimde her duruma en uygun olanı da bilir.” (Şura, 42/12)

– Bununla birlikte, imtihana doğal olarak tutulmuş insan oğlu, -imtihanla ilgili konularda- tamamen özgür bırakılmıştır. İsterse Tanrı’a boyun eğer, isterse boyun eğmez.

“De ki: İşte Rabbiniz tarafınca gerçek geldi. Artık dileyen inanç etsin, dileyen inkâr etsin.” (Kehf, 18/29)

“(Resulüm!) Onlar inanç etmiyor diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip bitireceksin. Eğer dileseydik, onlara gökten o şekilde bir mucize indirirdik ki, onun karşısında ister istemez boyun bükerlerdi.” (Şuara, 26/3-4)

mealindeki ayetlerin ifadeleri bu mevzuda oldukça açıktır.

Normal olarak Tanrı, öteki kulları benzer biçimde sizin de ona boyun eğip hem dünyada hem ahrette mutlu, rahat bir hayata haiz olmanızı ister. Fakat bunun gerçekleşmesini size bırakmıştır. Bu, -âdil ve hepimiz için eşit- bir  imtihanın gereğidir.

“Tüm insanlara büyüklenmeyi yasaklamışken, kendindeki bu duygu niye?” şeklindeki soruya ulaşınca;

– Ilk olarak Tanrı hakkında “duygu” tabiri yanlıştır. Şu sebeple duygu daha oldukça cismani olan bünyelere mahsustur.

– Bu sual birazcık da İslam alt yapımızın noksanlığından kaynaklanıyor. Bilhassa şuna dikkat etmek gerekir. “İnsan büyükleniyor” Tanrı ise “büyüktür”, “büyüklenmiyor”. Büyük olmak ayrı bir şey, büyüklenmek ise ayrı bir şeydir.

Tanrı’ın “büyük bulunduğunu” söylemesi ve büyük olarak davranması onun bir vasfıdır. Şu sebeple Tanrı aslına bakarsan büyüktür ve kullarına kendisinin bu büyüklüğünü göstermek istiyor. Göstermek istiyor ki, insanoğlu bir taraftan ona karşı haddini aşmasın, bir taraftan da ölümden sonrasında dirilmek mevzusu başta olmak suretiyle, kendilerinin başına gelecek her türlü sıkıntılarını giderebilecek bir güce haiz bulunduğunu anlayıp rahatlık bulsunlar.

Özetle, büyüklenmek, haddini aşarak kendisinde olmayan bir güce haiz bulunduğunu gösterip şov yapmaktır. Büyük olmak ise, kendisinde mevcud büyük vasıflarına uygun bir tutum sergilemektir. Şairin şu sözleri buraya tan uygundur:

“Kibriya-u azamet Hakka yarar,
Kul olanda bu sıfatlar ne arar.”

– Kardeşçe bir tavsiyemiz şudur ki: Yüceler yücesi Tanrı’ın büyüklüğü karşısında ne kadar minik olduğumuzu algı edersek, onun sonsuz rahmetine o denli yakın olacağız. Tüm kâinatı yoktan var eden bir kudrete boyun eğmek -bize zillet değil- en büyük bir şereftir.

– Ve tövbe kapısı her insana açıktır. Bu kapıdan samimi olarak girenleri rahmeti sonsuz Rabbimiz boş çevirmez, kabul eder. Yeter ki aşağıda meali verilen ayetin ifade etmiş olduğu yanlış bir yola devam sonucu almayalım:

“O şekilde insanoğlu vardır ki Tanrı’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün içinde bir yerde yakarma eder. Eğer ummuş olduğu faydayı elde ederse, onunla rahatlık bulup sevinir; eğer bir sorun ve imtihana maruz kalırsa, yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur.” (Hac, 22/11)

İlave data için tıklayınız:

– “Her şeyin melekût’u Allah’ın elindedir” ayeti nasıl anlaşılmalıdır?

– Azamete de Kibriyaya da Allah’ın büyüklüğü diyoruz. Bu kavramları ve ikisi arasındaki farkı açıklayabilir misiniz?

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

kobra tarafınca Sa, 25/09/2012 – 11:52 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir