Allah, iptal edeceği hükmü niçin veriyor? 

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Kıymetli kardeşimiz,

Rad suresinde geçen ilgili ayetin meali şöyledir:

Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır. Ümmü’l-Kitab O’nun katındadır” (Rad, 13/39)

Bu ayetin Kuran hükümlerinin neshinden (kaldırılmasından) bahsettiğine dair görüş, ayet hakkında fazlaca sayıdaki yorumlardan yalnız birisi olup, ilk etapta akla gelebilecek bir mana değildir.

Bu yorumları, yorum sahipleriyle birlikte, Müfessir Maverdî’nin sıraladığı şekilde şöyleki özetleyebiliriz:

a. Allah, kullarının işlerinden -saadet ve şekavet hariç- dilediğini silerek değiştirir (İbn Abbas).

b. Ümmü’l-Kitab’ın dışındakilerden dilediğini siler dilediğini durağan(durgun) bırakır (İkrime).

c. Kitabı’nın hükümlerinden dilediğini nesheder, dilediğini neshetmeyip durağan(durgun) bırakır (Katade ve İbn Zeyd).

d. Eceli geleni siler, eceli gelmemiş olanı durağan(durgun) bırakır (Hasan Basrî).

e. Kullarının günahlarından dilediğini affedip, dilediğini olduğu şeklinde bırakır. (Said b. Cübeyr).

f. Burada ibadetten sonrasında günah işleyerek, onu iptal (mahv) eden ve günahından sonrasında yakarma ederek onu gideren kimsenin durumu anlatılmaktadır. Gene İbn Abbas’a nisbet edilen bu görüş de bir öncekiyle benzerlik arzetmektedir.

g. Hafaza melekleri tarafınca Allah katına ulaştırılan fiilî ve kavlî amellerin sevap yada cezayı gerektirmeyenlerinin Allah tarafınca silinip, sevap yada cezayı gerektirenlerinin kalımlı bırakılmasıdır (Dahhâk). (1)

Bu açıklamalar, mutlak olarak zikredilen ayetin kapsamı içindeki şeylerden bir kısmıdır. Bizce bunlara başkalarını da ilave etmek mümkündür.

Mesela kainatta meydana gelen değişimler, yıkılma ve tekrardan inşa edilmeler de bu ayet çerçevesinde düşünülebilir.

Nesh de bu ayet hakkında hatıra gelebilir. Sadece, bu neshin Kuran bünyesindeki bir nesh bulunduğunu iddia edemeyiz. Nitekim Cebrî de bu ayetin bir çok alim tarafınca bu mevzuda gündeme getirilmediğini sadece önceki ümmetlere nisbetle şeriatlerin değişmesi şeklinde tefsîr edildiğini söyler. Ayetin öncesi de buna delalet etmektedir.

Dolayısıyla bu ayetten maksat, her çağa uygun bir kitabın gönderilip, daha sonraki kitapla neshedilmesidir. İncil Tevrat’taki, Kuran ise İncil’deki bir ekip hükümleri neshetmiştir. (2)

Ek olarak bu ayetin de neshle ilgili olan ahkam ayetlerinden ilkin inmiş olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Ayetin siyak ve sibakı da bu şekilde bir mana anlama hususunda elverişli değildir. Bu sebeple bu surede sık sık müşriklerin Peygamberimizin peygamberliğine yönelttikleri itirazlara yer verilmekte, bundan önceki ayette de şöyleki buyrulmaktadır:

Andolsun ki, senden ilkin de peygamberler yolladık. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin bir kitabı vardır..

Bu ayette, her risalet için bir belli bir ecel biçildiğinden, Kuran’ın geçmiş risaletleri neshettiğinden bahs edilmektedir.

adsense

Bu ayetin hükümlerin kaldırılmasına (nesh) delaleti zayıf olsa da, İlahi dinlerde bir hükmün kaldırılıp yerine başkasının getirilmesi bir vakıadır. Bunun çeşitli hikmet ve yararları vardır. Bu durumu şöyleki özetleyebiliriz:

Nesh’in (Bir hükmün kaldırılıp yerine başkasının getirilmesi) Amaç ve Hikmeti

Neshin amaç ve hikmeti iki açıdan ele alınır.

Birincisi geçmişteki tanrısal dinlere ilişik bir ekip hükümlerin sonrasında gelenlerde neshedilmesi durumu hakkındadır.

Buradaki hikmet ve amaç şudur: Neshe kabil olan amelî hükümler beşerin maslahatı için vazedilir. Maslahat ise zamana göre farklılık gösterir. Hakîm ve Âlim olan Allah daima için uygun olan hükümleri vazeder. Uzman bir hekim hastanın durumuna nazaran ilaçlarda değişim yapmış olduğu şeklinde, Ezelî ilim sahibi olan Allah da beşerin ihtiyacına nazaran bazı hükümlerde değişim yapar.

İslâmî hükümlerdeki neshin hikmet ve gayesi ise şöyleki açıklanır:

Bir ekip fena davranışlara alışmış bir toplumu birden bire bu davranışlardan koparmak mümkün olmadığı için, insanoğlu peyderpey indirilen ayetler yardımıyla tedricî olarak, kolaylıkla, yavaş yavaş bu alışkanlıklardan uzaklaştırılarak, onların yerine güzel davranışlar yerleştirilir.

Sadece burada şunu belirtelim ki, Kuran’da neshin bulunmadığını savunanlar da, yukardaki değerlendirmeleri kabul etmekle birlikte, bu tarz şeyleri nesh ile değil de tedricilikle açıklamışlardır:

“Kuran-ı Kerîm, toplumu ıslah için tedricî bir yol takip etmiştir. Peyderpey indirilmesinin en büyük hikmetlerinden biri budur. Bilhassa topluma yerleşmiş ve birden sökülüp atılması mümkün olmayan fena tane ve davranışların üstüne kademeli bir yaklaşımda bulunmuş, ilk safhada fertleri eğitmekle işe adım atmıştır.” (3)

Neshin uzun dönemler söz mevzusu edildiğinde bir ekip yarar ve maslahatlar ihtiva ettiği herkesçe kabul edilen bir gerçektir.

Geçmiş Peygamberler devrindeki şartlar değiştiğinden, İslâm’da yeni hükümlerin getirilmesinin yarar ve hikmetleri ortadadır.

İslâm’ın ilk dönemlerinde de insanları bir ekip fena alışkanlıklardan koparmak için bir tedriciliğin uygulanmış olduğu kabul edilmektedir. Sadece, bir çok kere bu tedricilikte nesh söz mevzusu olmadığı şeklinde, terkedilmesi yada değiştirilmesi istenen bir ekip uygulamalar hakkında Kuranla ilgili bir durum da söz mevzusu değildir. Mesela kıblenin değiştirilmesinde bir nesh söz mevzusudur fakat Kuran’da yalnız bu durumu nesheden ayet vardır, neshi ihtiyaç duyulan bir ayet yoktur.

Kaynak:
1) Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed el-Maverdî, en-Nüketu ve’l-Uyûn (Tefsîru’l-Maverdî), Dâru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, 1992, III, 118.
2) Cebrî, Lâ Nesha fi’l-Kur’ân, s. 24; en-Nesh, s. 194-195.
3) M. Sait Şimşek. Kur’ân’ın Anlaşılmasında İki Sorun, Yöneliş, İstanbul, 1997, s. 102-103.

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

HacıYusuf

Tarih: 22.11.2019 – 20:00 | Güncelleme: 03.12.2019 – 08:42

adsense

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir