Tanrı katında vakit mefhumu olmadığı halde, bazı vakitlerin öbürlerinden daha faziletli olmasının hikmeti nedir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Biz zaman içinde kayıtlıyız. Dünümüz var, yarınımız var. Bunlar, yaşam denilen yaşam süresinin safhaları… Lâkin, bu safhalar hep nispî, yâni birbirine gore bu adları alıyorlar… Bu günümüz, yirmi-otuz saat kadar ilkin, “yarın” diye yâd ediliyordu. Sabaha çıktığımızda ondan söz ederken, “dün” diyeceğiz. Geçmiş ve gelecek vakit da dün ve yarından değişik değil. Her gün, her saat, hatta her an ayrı bir âlem… Belli aniden kâinatta cereyan eden tüm hâdiseler, bir an öncesine ve bir an sonrasına gore değişik tablolar meydana getiriyorlar. Öyleyse, her an bu âlemde ayrı bir levha sergileniyor…

İşte vakit, sıra sıra dizilen bu tablolarda okunuyor, veya, bu tablolar dönemin içinde dokunuyor. Vakit hakkında fazlaca şeyler söylenmiş. Mâhiyeti ne olursa olsun, gerçek şu ki, varlıkların hareketleriyle, seyirleriyle, konup göçmeleriyle ilgili bir kavram olan vakit, tüm âlemlerin Rabbi ve Hâlıkı için söz mevzusu olması imkansız. Bundan dolayı vakit da mahluktur. O, yaratılmış ve yaratılacak tüm eşyayı, ezelî ilmiyle bilir.

Bir kitaba bakan insan düşünmeli ki, bu kitaptaki her kelime, her satır, her harf yazılmış. O halde bu tarz şeyleri yazan zât, yazı cinsinden olmayan, kelimeye, harfe benzemekten münezzeh birisi olmalı!..

Şu dünyamız, şu tüm insanoğlu, hayvanlar, bitkiler vakit nehrinde durmadan akıyorlar… Ölüme, kıyamete doğru yol alıyorlar. Bu nehri akıtan zât, normal olarak zamandan münezzehtir. Yâni, onunla bağlı ve kayıtlı değildir. Ve bu nehirde akanların hiçbiri, zamandan münezzeh olmayı lâyıkıyla bilmesi imkansız.

Vakit ve mekânlar tüm kıymet ve kutsiyetini, hakikatte Tanrı’ın dilemesinden alırlar. Bu İlâhî dileme ise varlıklar için binbir maslahat ve hikmetler ihtiva eder. Ek olarak o vakit dilimlerinde gerçekleşen önemli vakalar ve o mekânları dolduran kıymettar mekînler de, içinde bulundukları vakit ve mekâna kıymet kazandırmışlardır. İslâm’da kutsal vakit dilimlerinin kudsiyeti de meşiet–i İlâhî’den geldiği için, Müslümanlara sonsuz feyz ü bereketin nüzulü için birer vesile olmaktadırlar.

Kutsal ay, gün ve geceler, İslâm’ın şeairindendir; hususi kıymetleri ve kerametleri vardır. Kâinat, semavat, fezayı âlem ve tüm varlıklar bu kutlu vakit dilimlerine saygı etmektedir. Âyet yada hadîslerin, kutsallığını tespit etmiş olduğu ve Mü’minlerin de yüzyıllardan beridir kutladığı bu kutsal ay, gün ve geceler, senenin içine dağılmış vaziyette bulunmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz (sas)’in hicretini esas alan ay takvimine gore Recep, Şaban ve Ramazan ayları öncelikli olan mukaddes aylardır. İslâm toplumunda bu aylara Şühûr–u Selâse (Üç Aylar) denilmiştir. Eşhürü’l–Hurum (Haram Aylar) ise Muharrem (ki senenin ilk ayıdır), Zilkade, Zilhicce ve Recep aylarıdır.

Kutsal günlere erişince: Hicrî Yılbaşı, Aşûre Günü, Arafe Günü, Ramazan ve Kurban Bayramları, Cuma Günleridir.

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Per, 27/08/2009 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir