“Allah’tan sabır isteyen bela istemiş olur” diye bir hadis var mı?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Hadis Tirmizî’de şu şekilde geçmektedir:

Muâz b. Cebel radıyallahu anh’tan rivâyete gore, o şu şekilde demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir insanın şu şekilde duâ ettiğini işitti: “Allah’ım senden nimetin tamamını isterim.” Bunun üstüne Rasûlullah, “Nimetin tamamı hangi şeydir” diye sordu. Adam “Ben bir duâ ettim ve bu duâ sebebiyle hayır ümid etmekteyim” dedi. Rasûlullah, ise: “Cennete giriş ve Cehennem’den kurtuluş, nimetin tamamı sayılır” buyurdu.

Gene Rasûlullah bir insanın: “Ya ze’l-celali ve’l-ikrâm” söylediğini işitti ve bunun üstüne şu şekilde buyurdu: “Duâ kapısı sana açıldı, dilekte bulun!”

Gene Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir insanın: “Allah’ım senden sabır isterim” söylediğini duydu ve: “Sen Allah’tan bela (sorun) istemiş oldun. Ondan afiyet dile” buyurdu. (Tirmizî, Daavât, 94)

Tirmizî bu hadisin sonuna “hasendir” açıklamasını eklemiştir. “Hasen hadis her ne kadar ravilerinin zabtı bakımından sahih hadisten aşağı ise de, şartları itibariyle sahih hadis seviyesindedir.” (Subhi es-Sâlih, Hadis İlimleri ve Hadis Istılahları, Çeviri: M. Yaşar Kandemir, 4. Bs, Ankara, 1986, s: 129)

Hadisin Ne Gibi anlaşılması gerektiğine ulaşınca: Bu hadisi şerh eden hadisçiler, sabrın sadece zor ve sıkıntılı zamanlarda olacağını, dolayısıyla bu şekilde bir durumda değilken Allah’a “Allah’ım bana sabır ver” şeklinde yakarış etmenin “Allah’ım beni zor ve sıkıntılı bir duruma sok ki sabredeyim” anlamına geleceğini söylemişlerdir.

Tirmizî şerhi Tuhfetü’l-Ahvezî’de bu hadisle ilgili olarak şu izahat yer verilmiştir:

“Sen Allah’tan bela (sorun) istedin, bundan dolayı sabır sıkıntıdan sonrasında gelir. Allah’tan afiyet iste, bundan dolayı bunun kapsamı fazlaca daha geniştir. Zira hepimiz belaya (sıkıntıya) sabredemez.

Peygamberimizin bu sözü bela gelmeden önceki durumlar için geçerlidir. Bela ulaştıktan sonra sabır istenir. “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır…” (A’râf, 7/126) ayeti bunu göstermektedir. (el-Mubârekfûrî, Tuhfetü’l-Ahvezî, Kahire, 2001, c: 9, s: 44, 3527. hadisin şerhi)

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir