A’râf 109-110. ayetlerle Şuarâ 34-35. ayetler içinde bir çelişki mi var?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

“Sizi, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” sözü, her iki ayette de Firavun’a aittir. Tercüme yapanları yanıltan, Arapçadaki bir kurala dikkat etmemeleridir. Arapçada, kim olursa olsun tek kişiye “siz” diye hitap edilmez. Firavun tek şahıs olduğundan “siz” kelimesi burada, sadece onun tarafında ve çevresinde yer edinen kişilere hitaben söylenebilir.

“Bu, alim bir sihirbazdır” sözü ise A’râf sûresinde Firavun’un çevresindekilere, Şuarâ sûresinde ise Firavun’a aittir. Burada ciddi bir telaş görülüyor. Firavun ve çevresi, onun yaptığının sihir olmadığını anladıkları halde “sihir” diyerek birbirlerini teselli etmektedirler.

Sihirbazlıkla uğraşan kimselerin Firavun benzer biçimde kuvvetli bir hükümdara bir şey yapamayacağı açık olması durumunda onun; “Sizi, yapmış olduğu sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” diyerek çevresini yanına çekme çabası, büyük bir korkuya kapıldığını da gösterir. Onun bu korkusu, davranışlardan okunabilir:

“Firavun’un kavminden itibarlı kişiler dediler ki. Bu hakkaten alim bir sihirbaz!

(Firavun): Sizi ülkenizden çıkarmak istiyor; ne emredersiniz?” (A’râf, 7/109-110)

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir