Ateistler evrenin kendi kendine oluşma ihtimalinin düşüklüğünü itiraf ediyorlar mı? 

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

​Günümüzdeki ateistleri de dahil ederek soruyorum.

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Soruda da ifade ettiğiniz benzer biçimde, ateizm aslen kendi içinde büyük çelişkiler olan bir inançsızlık sistemidir. Ateistler, kâinatın tüm müştemilatıyla birlikte “Bir Yaratıcı” tarafınca yaratıldığını inkâr etmektedirler.

Onlara: “Peki o vakit tüm mevcudat Ne Gibi yaratıldı? Yoktan bir şey Ne Gibi var olur?” diye sorduğunuzda tutarsız cevaplar vermeye başlarlar ve özünde her şeyin maddeden, atomlardan, atom altı parçacıklardan, oldukça konsantre bir yapının infilakından, vb… şekillerde meydana geldiğini ifade ederler.

O vakit da şu soruya muhatap olurlar: “Tamam o şekilde olsun! Peki o ilk atomu, yoğun kütleyi, vs… oraya kim koydu?” diye sorduğunuzda bir yanıt veremezler. Verseler dahi, her verdikleri cevaba gene aynı suali yönelttiğinizde, sonunda kesinlikle yanıtsız bırakılırlar.

Sonrasında tutarlar bu ilk maddeden her şey evrimleşti, kendi kendine oluştu, tesadüfen oldu, doğa yapmış oldu derler. Bu imkânsız safsataları kanıtlama etmeleri şöyleki dursun, tezleri izah ettiğimiz benzer biçimde baştan sona kendi içinde çelişmektedir.

Oysa, yegâne akli ve vicdani ve salim çıkış yolu, tüm bunların arkasında, Vacibü’l-Vücud, doğrusu olması kaçınılmaz, doğmamış, doğurulmamış, zamanlar ve mekânlar üstü, tüm noksanlıklardan münezzeh, tüm işlere muktedir, tüm isim ve sıfatları mutlak kemalde olan bir yaratıcının varlığının eğer olmazsa olmaz bulunduğunu, bu yaratıcının gelmiş geçmiş tüm peygamber ve kitapların tanımlamalarıyla, bahusus Son Peygamber Hazret-i Muhammed (asm) ve Kuran’ın ifadeleriyle isminin “Allah” bulunduğunu kabul etmektir.

“Peki, bu kadar aşikâr olan bir şeyi, üstelik kimisi dünya genelinde bilim adamı olmuş, koca koca bazı profesörler Ne Gibi göremez?” diye bir sual geliyor akla.

İşte orada da Adetullah yada Sünnetullah dediğimiz Allah’ın kanunları devreye giriyor.

Allah Kuran’ın birçok ayetinde tefsiren şöyleki buyuruyor:

“Ben kullarıma akıl verdim. Esasen aklı yerinde olmayanı da sorumlu tutmuyorum.

Bu aklını kullanan hepimiz, bu kâinatın yoktan var olamayacağını, etraflarında amaçsız hiçbir şey olmadığını, her şeyin insanoğlunun hizmetinde bulunduğunu;

Bal meydana getiren arının bal yemediğini, hiçbir ağacın meyvesini yemediğini, ineklerin süt içmediğini, develerin ve atların bir tek insanları ve onların yüklerini taşıdıklarını, ilahir… görmüyorlar mı?

Çamurlu ve gübreli topraktan o kirli suyu emen incir ağacının, yavrusu olan inciri, bu kirli suyu süte çevirerek beslediğini görmüyorlar mı?

Saman yiyen koyunun samandan süt, yün ve et yaptığını görmüyorlar mı?

İnsanlar kendi vücutlarının kaşarlı tosttan tırnak, kıl, deri, kemik… ürettiğini görmüyorlar mı?

adsense

Kupkuru asma sapından, içi şerbet dolu, etrafı muhteşem bir zarla kaplı binler üzümlerin birisi tarafınca yapıldığını görmüyorlar mı?

Evinde bir ton su depolamak için büyük meşakkatlerle su depoları meydana getiren, vakit içinde bu depolar delinip evini su basan insan, trilyonlarca ton suyu tepelerinde bulut, önlerinde dere ve deniz, toprağın altında da rahmet hazinesi olan depolarda dökmeden, damlatmadan birinin kendileri için biriktirdiğini görmüyorlar mı?

Mevsimlerin ve gece ile gündüzün oluşmasına sebebiyet veren güneşin, ayların oluşmasına sebebiyet veren kamerin, milyarlarca senedir, bir an olsun dahi zamanından şaşmadan, en muhteşem bir halde hareket ettirildiklerini görmüyorlar mı?

Kendileri bir damla atılmış bir sudan Ne Gibi var oldular. Bunu görmüyorlar mı?

Ruhları nereden gelmiş, ruhlarını da atomlar mı yapmış, görmüyorlar mı?

Kişilikleri, huyları, karakterlerini kim belirlemiş, kim onlara bu latifeleri takmış görmüyorlar mı?

İşte ey kullarım!

Bu şekilde tefekkür ediniz, yaratıcınızdan, doğrusu benden yardım isteyiniz! Nereden geldiniz, niye geldiniz, sizden ne isterim, nereye gideceksiniz… Bunların cevabı bir tek bende!

İhlasla, samimiyetle bu şekilde tefekkür edenleri kesinlikle İslam’la tanıştırır, onlara hidayet eder, Onları doğru yola sevk ederim.

Sadece bu tefekkürü ihlasla yapmayan, velev ki en akıllınız olsun, kalbini mühürlerim, gözüne perde çeker, kulağına ağırlıklar koyarım. Ne kadar anlatılırsa anlatılsın, boş boş bakar, sağır benzer biçimde dinlerler; anlayamazlar, bundan dolayı inkârlarından dolayı anlamalarını ben engellerim!”

İşte aynen bu şekilde..

Allah, Kuran’da baştan sona bunu anlatmakta, sonsuz kurtuluşumuz için bizi ilkin tefekküre, sonrasında imana, sonrasında da eksiksiz kulluk vazifelerimizi yerine getirmeye çağrı etmektedir.

İmtihan gereği zorunluluk yok fakat sorumluluk var!

Maddecilik, ateizm, evrimcilik, tabiatperestçilik… hatta Hristiyanlık, Yahudilik, deizm, Budizm, Şintoizm… adına ne derseniz deyin Allah’ı, O’nun istediği şekliyle tanımayanın ve Ona, Onun istediği şekilde yakarma etmeyenin sonu korkulu olacaktır!

Bunun tek çaresi ve kurtuluş yolu ihlasla tefekkür ve yaratanından samimiyetle yardım istemektir ki, o kişiyi Allah, katında geçerli yegane din olan İslam ile tanıştırsın ve kendini ve ailesini adım adım Cehenneme sürüklediği batıl yollardan kurtarsın.

Şunu unutmayalım ki;

Ateizm olsun yada ne safsata olursa olsun, bundan sonrasında da çıkarsa çıksın, istisnasız hepsi batıldır, hepsi zulümdür, hepsi insanı sonsuz felakete götürmektedir! Her birine tek tek yanıt vermek de beyhudedir!

Oysa;

Nur bir tanedir! O da İslam’dır, Allah yoludur! Onu da bizlere Kuran ve o Kuran’ın muallimi Muhammed (asm) göstermektedir!

Allah bizi sırat-ı müstakiminden ayırmasın. 

Amin.

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

HacıYusuf tarafınca Pa, 06/10/2019 – 20:00 tarihinde gönderildi

adsense

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir