Beyyine Suresi tamamlanmamış mi?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

Tirmizi’den bir hadisle Beyyine suresi mushaflara tamamlanmamış yazılmış iddiasına Ne Gibi yanıt verebiliriz? Tamamlanmamış yazılan ayetler nesh ile ilgili mi? Eğer öyleyse rivayeti nedir? Tirmizi deki bu rivayet uydurma mıdır?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Bu hadis rivayeti için bk. Tirmizi, Menakıb, 33)

Tirmizi bu hadisin sahih hasen bulunduğunu bildirmiştir.(a.g.y).

İbn Hacer de hadisin sahih bulunduğunu belirtmiştir. (Tuhfetu’l-Ahvezi,10/272)

Bu hadis rivayeti sahih olduğuna nazaran, önümüzde iki yol vardır:

Birincisi: Bu ayetler daha ilkin vardı, sonradan nesh edilip kaldırılmıştır. 

İkincisi: Şu andaki elimizdeki mevcut Mushaflarda bulunmayan  söz mevzusu iki husus aslına bakarsak Kuran değildir. Hz. Peygamber (asm) tefsiri mahiyetindedir. Sadece, Ubey b. Kab onları ayet zannetmiştir. 

Nesh olma ihtimali kanaatimizce fazlaca zayıftır. Bundan dolayı ilgili ifadelerin nesh ile ilgili yargı içermediğini düşünüyoruz. Mesela;

Birinci fazlalık: “Allah katında aslolan din- ne Yahudilik, ne Hristiyanlık ne de Mecusilik değil-, tersine  hanif olan İslam dinidir. Kim de bir hayır işlerse sevabından yoksun bırakılmaz.”

Bunun nesihle bir münasebeti görünmüyor.  Bu gerçek İslam’ın ilk geldiği günden beri seslendirilmiştir.

İkinci fazlalık: “Eğer insanoğlunun bir vadi dolusu malı olsa, ikincisini de arzu eder. Eğer ikinci (bir vadi dolusu malı olsa) üçüncüsünü de ister. Hülasa, insanoğlunun karnının sadece bir toprak doldurur. Allah dilediği hiç kimseye tövbeyi nasip eder.”

Bunun da nesh edilecek bir tarafı yoktur. Bundan dolayı bu, değişmeye uygun  ameli bir bilgiden ziyade, değişmez bir hakikatin ifadesi olan nazarî bir bilgidir. 

– Buna nazaran bu iki informasyon türünün ikisi de ayet değil, Efendimizin bir tefsiri, bir açıklaması mahiyetinde birer hadistir. 

Bu surede  yer edinen “Oysa onlara (ehl-i kitaba), Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.” (Beyyine, 5) mealindeki ayetin manası birinci fazlalık ile bire bir uyuşmaktadır. Demek ki onun bir tefsiridir.

adsense

İkin fazlalık: Aslına bakarsanız kutsi hadis olarak da rivayet edilmiştir. Bu da dünyalık meyilleri için bile bile küfrü inadi ile Hz. Muhammed (asm)’e inanç etmeyen ehl-i kitabın bu suredeki açıklanan konumuna  tamamen uymaktadır. 

Bir mümin olarak bu surenin bir tefsiri mahiyetinde olabilecek açıklamaları bir hadis olarak kabul etmek, en güzel bir çıkış yolu olduğu şeklinde, bir ravi olan Ubey b. Kâb için de hiçbir kusur sayılmaz. 

Nitekim, bu mevzuda Efendimizin bazı ifadelerini ayet zannetmek mühim küçük bir ihtimal dahilinde olduğu içindir ki, Hz. Peygamber (asm) İslamın ilk yıllarında bir süreliğine hadislerin yazılmasına izin vermemiştir. Hz. Aişe’nin Bakara suresinin 238. ayetinde  yer edinen “salat-ı vusta” ifadesinin Efendimiz tarafınca meydana getirilen bir tefsiri olan “vel-asri” kelimesini ayet olarak zannetmesi bu zannın fazla bir kusur olmadığını göstermektedir. 

Hadisin tamamı şöyledir:

Hz. Aişe’nin kölesi Ebu Yunus konu alıyor: “Hz. Aişe kendisi için bir Mushaf yazmamı istedi. Ve: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp huşû ile Allah’ın divanında durun’ (Bakara, 238) ayetine geldiğin süre bana haber ver” dedi. Ben o ayete geldiğim süre kendisine haber verdim. Bana ayeti: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya ve ikindi namazına (salati’l-asri) dikkat edin’ şeklinde (“salati’l-asri” ilavesiyle) yazdırdı” (Müslim, Mesacid, 207)

– Bu hadise dayanarak bazıları, “salati’l-asri” cümlesinin lafzı nesh edilmiş bulunduğunu söylemişlerdir. (bk. Müslim, Mesacid, 208)

– Sadece şunu söyleyebiliriz ki, burada yer edinen “Salatu’l-Asr” ifadesi,  ayet değil, Hz. Peygamberin bir nevi tefsiridir ve “Salatu’l-Vusta”nın açıklamasıdır. Nitekim, Hz. Ali’den gelen rivayette Hz. Peygamber (asm)’in Hendek harbinde da “Bunlar/kâfirler bizi salat-ı vustadan, (şu demek oluyor ki) ikindi namazından alı koydular…” demiştir. (Müslim, Mesacid, 205, 206)

– İmam Nevevi de Hz. Aişe’nin “ikindi namazı” ilavesiyle yazdırdığı rivayette yer edinen söz mevzusu “ve salati’l-asri” (ikindi namazı) cümlesinin ayet olamayacağını belirtmiştir. Zira Kuran tevatür yöntemiyle gelmiş, bu ise mütevatir değilidr. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 5/131)

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

Editör

(ahmet) tarafınca Sa, 15/10/2019 – 06:46 tarihinde gönderildi

adsense

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir