Canlılar arasındaki, bir kafa, iki kulak, iki göz, bir ağız şeklinde benzerlikler iyi mi açıklanabilir? Niçin değişik yaratılmamışlar?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

– Evet, bu benzerlikler insan türü için de geçerlidir. Öyleki anlaşılıyor ki, canlılardaki farklılıklar ve benzerlikler, ilahî hikmet tarafınca özenle seçilmiş birer olgudur. Bu husus, insanoğlu için oldukça daha belirgindir. İnsan bir tek nevi olmasına karşın, saydığınız temel unsurlarda aynı olmasına rağmen, genel simasıyla hiçbirisinin tıpa tıp diğerine benzememesi şüphesiz bir hikmet dersi veriyor. Bu hikmetlerin bir oldukça yönü olmakla birlikte, en büyüğü, Yüce Yaratıcının varlığını/birliğini, iradesini göstermektir.

Canlıların, bilhassa de insan nevinin ittifak etmiş olduğu benzer yönleri, kendilerini yaratan Tanrı’ın birliğinin açık belgesidir. Bundan dolayı, “El-vahidu la yasduru illa anil’vahidi = Birliği olan şey, sadece bir tek kaynaktan gelir.” kaidesi gereğince, sözgelimi insanların, onlarca -iç ve dış- organlarında birbirine benzerlik göstermesi, bu meydana getirilen sanatın yaratıcısının bir bulunduğunu gösterir. Kâinattaki fizyolojik ve kimyasal entegrasyon, birlik kümelerinin varlığı şeklinde binlerce vahdet rabıtaları, Yüce Yaratıcının birliğini gösteren ontolojik imzalardır.

Farklılıklar ise, Tanrı’ın küllî iradesinin belgeleridir. İnsanın minik simasında, parmaklarının ucunda kendini gösteren -adeta sonsuz- değişik nakışlar, Tanrı’ın sonsuz ilim ve kudretini gösterdiği şeklinde, dilediğini yapabilen mutlak iradesine de işaret/delalet etmektedir. Bundan dolayı, bir tek ferdin değişik bir simaya kavuşturulması için, geçmiş ve gelecek tüm fertlerin simasını gören, onlarda bulunmayan yepyeni bir nakış dokumakla bu ferdin simasına  değişik bir biçim veren sonsuz bir ilim, irade ve kudret gerekir. Bu sonsuz sıfatlar ise, Tanrı’da bulunması mecburi olduğu şeklinde, ondan başkasında da bulunmaması zorunludur. Aksi takdirde -haşa- başka ilahları kabul etme zorunluluğu doğar ki, ne dinen, ne ilmen ve ne de aklen bu şekilde bir şeyin varlığı kabul edilemez, kanıtlama da edilemez. (Bu mevzu için bk. Nursi, Lem’alar, Otuzuncu Lem’a Dördüncü Nükte).

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Per, 25/06/2009 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir