Cansız varlıklar da Tanrı’ı zikir ve tesbih eder mi?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Yakarma kulluğun simgesi ve başlı başına bir yakarma olduğuna bakılırsa, yalnız insana özgü bir olgu değildir. Bu yönüyle kainattaki tüm mahlukat onunla ilgilidir. Toprağın bağrına atılan bir tohum, çatlamak, başını topraktan çıkarmak ve güneşe doğru filizlenmek için yakarış eder. Fakat biz onun dilini anlamayız. Yumurtaları üstünde yatan kuş, yavruları için yakarış eder. Fakat kendi lisanında. Ağaçlar, mevsimi vardığında meyve vermek için yakarış ederler. Fakat insan bunun bilincinde değildir.

İşte müminin kainata bakışı budur. Kur’an-ı Kerim’de buyrulur ki

“Kainatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Tanrı’ı tesbih etmesin, Onu anmasın, Ona yakarış etmesin. Fakat siz onların bu tesbihlerini, zikirlerini, dualarını fark etmiyorsunuz.” (İsra, 17/44)

“Hiçbir şey yoktur ki Tanrı’ı tespih ve Ona hamd etmesin,”  mealindeki âyet-i kerimede geçen “şey” tabiri, canlı-cansız her varlığı içine alır. Her şey Onu tespih eder ve Ona medih ve senada bulunur.

Gene Kur’an’da Tanrı korkusundan yarılan, dağlardan yuvarlanan taşlardan bahsedilir. Gök gürültüsünün hamd ile Tanrı’ı tesbih ettiğinden bahsedilir. Peygamber Efendimiz (asm)

“Bu dağ Uhud’dur. O bizi sever ikimiz de onu severiz.”

buyurur. Gene Peygamberimiz (asm) hayvanların kendi dillerince Tanrı’ı andığını söyler. Evet Tanrı’tan korkan taşlar, insanları seven dağlar, Tanrı’ı zikreden canlı yada cansız mahluklar. Müminin kainata bakışı budur. Biz bu mahlukatın dillerini anlasaydık fırtınalı denizin “Ya Celil, Ya Celil” diye zikrettiğini duyacaktık. Dillerini anlasaydık, kedilerin “Ya Rahim, Ya Rahim” diye yakarış ettiğini işitecektik. Kısaca sözün kısası yalnız insanoğlu yakarış etmez. Tüm mevcudat, tüm varlık kendi dilinde yakarış eder.

Yeryüzünde insan dışındaki canlılara baktığımız vakit esas olarak üç şekilde görürüz:

– Dik olarak ayakta duranlar: Bitkilerin çoğunluğu ile iki ayaklı hayvanlar şeklinde.

– Yarı ayakta, şu demek oluyor ki, eğik olarak duranlar: Dört ayaklı hayvanlar şeklinde.

– Yerde sürünenler: Sürüngen hayvanlarla bâzı nebat çeşitleri şeklinde.

Bu saydığımız mahlûklar, yukarıdaki âyetin ifade etmiş olduğu ibâdetlerini, bulundukları şekilleriyle yapmaktadırlar.

Kur’an’ın bildirdiğine bakılırsa kainatta canlı cansız her şey Tanrı’ı zikir ve tesbih eder. Kur’an’da, yerde ve gökte bulunan her şeyin Tanrı’ı tesbih etmiş olduğu haber verilmiştir:

“Göklerde ve yerde bulunan her şey Tanrı’ı tesbih etmiştir. O, Aziz’dir, Hakîm’dir.” (Hadîd, 57/1).

Ayetteki “Her şey Tanrı’ı tesbih etmiştir” ifâdesi, çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Canlı varlıkların Tanrı’ı tesbih etmeleri, O’nun her çeşit noksanlıklardan ve yüce şanına yakışmayan şeylerden berî bulunduğunu dil ile ifade etmeleridir. Tüm alimler, canlı varlıkların Tanrı’ı bu şekilde tesbih ettiklerini söylemişlerdir. Fakat, canlı olmayan varlıkların Tanrı’ı tesbih etmeleri hususunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bazı alimlere bakılırsa, canlı olmayan varlıkların Tanrı’ı tesbih etmeleri, O’nun yaratıcılığına, gücünün her şeye yettiğine kanıt olarak gösterilmeleridir. Bu şeylerin varlığı, Tanrı’ın yüceliğini göstermektedir. Onların bu hali, tesbihleridir. Bazı alimler de, cansız varlıkların canlı varlıklar şeklinde Tanrı’ı zikrettiklerini söylemişler ve bu hususta kanıt olarak da yukarıda geçen şu ayeti göstermişlerdir:

“Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm’dir, oldukça bağışlayandır.” (İsrâ, 17/44).

Bu görüşü korumak için çaba sarfeden alimlere bakılırsa, cansız sanılan her şeyde, insanların fark edemedikleri bir canlılık vardır. Tüm eşya, atomlardan meydana gelmiştir. Atomun çekirdeği etrafındaki elektronlar, akla şaşkınlık verecek bir hızla dönmektedir.

Öteki bazı âlimlere bakılırsa ise, kâinattaki her şey, canlı ve cansız tüm varlıklar, Tanrı’ın emrindedirler. Yüce Tanrı, dilediği şeklinde bu varlıklarda tasarrufta bulunur. Her şey onun emrinin karşısında teslimiyet içerisindedir. Onların tesbihleri, bu teslimiyetleridir (Muhammed Ali es-Sabûnı, Safvetü’t-Tefâsîr, İstanbul 1987, III/319 vd.).

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

kulum tarafınca Pa, 29/10/2006 – 21:23 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir