Cemaatler ve tarikatlar İslam’da lüzumlu olan müesseseler mi? Yoksa Kitap tek, Peygamber tek diye bu şekilde şeylere kalkışmamak mı gerekir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Dünyadaki birlik ve beraberlikleri bir gözden geçirelim. İnsanın her tarafı göz olsa faydasız olur. Değişik değişik uzuvlar bir araya gelmiş ve yaşam denen mu’cize ortaya çıkmıştır. Şimdi göz dese: “Gelin hep benim benzer biçimde olun.” Bu söz hem zarardır, hem de imkânsızdır. O halde tüm organların “Hedefimiz bir olsun. Hepimiz kendi gücü nisbetinde vücuduna ve yaşamının devamına hizmet edelim.” demesi en uygunudur.

Ek olarak toplumdaki değişik meslekler; ordudaki hava, kara, deniz benzer biçimde farklı olan şeylerle aynı şekilde değerlendirilebilir.

Cemaat, tarikat, mezhep farklılıkları da bunun benzer biçimde düşünülebilir. Hepsi vücudun değişik azaları gibidir. Fakat tek amaçları olmalı: “Allah rızası için şu insanlığa hizmet etmek.” Hedef bir olunca adların değişik olması mühim değildir.

Öteki mühim bir husus da birbirimizi eleştiri etmek meselesi. Hani sorsanız birisine: “Dünyanın en iyi anası kimdir?” Şüphesiz “Benim annem.” diyecektir. Kendine nazaran bu cevapta haklıdır. Fakat bu yanıt dünyada başka annelerin güzel olmadığı manasına gelmez.

Bizlere de “En güzel meslek, meşrep ve mezhep hangisidir?” diye sorulsa, “En güzel benimkidir.” diyebiliriz. Ötekiler de bu şekilde düşünebilir. O süre aradaki ayrılıklar düşmanlıklar kalkar.

Cemaatler toplumun içsel yaşamını devam ettirmeye çalışan uzuvlar gibidir. Hedefleri bir olduğu müddetçe, bu vazife taksiminden inşallah Allah’ın rızası çıkacaktır.

Bizim yaşantımız Allah’tan olduğu benzer biçimde hayatımızın istikameti de gene Allah tarafınca belirlenir. Şu demek oluyor ki insanoğlunun insan olması için ne lüzumlu ise gene Allah tarafınca ortaya konulur. Bunun için ayrı bir otoriteye gereksinim yoktur. Bu yüzden Allah’ımızın koyduğu kaideleri sistemleştiren ve mücessemleştiren peygamberlik müessesesi de elbet Allah tarafınca kurulmakta ve yönetim edilmektedir.

Demek ki, başta Kur’an sonrasında sünnet-i Peygamberi bizim önderimizdir. Bu iki menbadan istifade eden hak mezheplerimizde gene bizi Allah’a yaklaştıran dini müesseselerdir. Bunların ortaya koyduğu esas ve prensipler, tamamıyla Kur’an ve hadis kaynaklıdır. Bundan dolayı bunlarda dinin ve İslam’ın vazgeçilemez unsurlarıdır. Bundan dolayı bir müçtehid bir söz söylediği zaman kendi namına değil, tamamıyla “Ben Kur’an’dan şunu bu şekilde anladım.” dengesi üstünde kurduğundan, Allah namına konuşur ve fetva verir.

Cemaatlere ulaşınca, bunlarda tamamıyla ihlası ve rıza-i ilahiyi esas tutmak şartıyla, gene dinden kabul edilmektedir. Zira bunların başlangıcında bulunan alim büyüklerimiz hayatlarının her safhasında “Ben Allah’ın rızasını iyi mi kazanırım? Bu insanları iyi mi Allah ile barıştırabilirim?” muhasebesi hakimdir. Bu yüzden bu benzer biçimde insanların verecekleri her talimatta, Allah’ın koyduğu prensipler doğrultusunda Allah rızası olduğundan bu tarz şeyleri da gene dinden kabul etmekte fayda vardır.

Bundan dolayı anlattıkları şeyler, çoğu zaman Kur’an ve hadis kaynaklıdır. Madem bu benzer biçimde insanoğlu ve cemaatler kendilerinden değil dinden konuşuyorlar. Elbet şefkat tokatları benzer biçimde mü’minleri lakaytlıktan kurtaran ve ciddiyete sevk eden bazı tanrısal kanunlardan bahs edecekler. Ve insanların başına gelen musibet ve sıkıntıların bazılarının, din hizmetindeki tembellikten kaynaklandığını ifade edecekler.

Aslına bakarsan Kur’an ve şeriatın bir kısmı mükafatı anlatırken, bir kısmı da meydana getirilen günahlara karşı mücazatı, doğrusu cezayı anlatmaktadır. Bunu bir İslam alimi anlatsa ve dindarların tembelliklerinden dolayı, musibetlere giriftar olacağını belirtse ve haber verse, bu tamamıyla şeriatın seçimi olur…

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

fuzuli97 tarafınca Per, 29/06/2006 – 14:11 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir