Cismaniyeti bırakmak, ruhun ve kalbin yaşam derecesine çıkmak iyi mi olur?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Bilinmiş olduğu şeklinde insanoğlunun hem nebat, hem hayvan, hem de insan yaşamı söz mevzusudur. Büyüyüp gelişmesi bitkiler şeklinde, yiyip içmesi ve şehveti hayvan hayatından haber veriyor. Düşünmesi, inanması, yakarma etmesi, takvası, salih amelleri, güzel ahlakı onun insanlık cihetini ifade ediyor. Ruh ve kalbin gıdaları terakki ve tekâmülleri bu cephede gerçekleşiyor. Ömrünü bu sahada geçiren insan ruh ve kalbin yaşam derecesine girmiş anlamına gelir.
 

İnsanların ve hayvanların, birer şifreli tohumla başlamış olan yolculukları, onların cismanî yanlarını ifade eder. Bu cisimlerden bir kısmına yalnız bilinç ve his, bir başka grubuna ise bunlara ilâve olarak akıl kayra edilmiştir. Hayvanlarda yalnız his ve bilinç vardır. İnsan ise hem his ve bilinç, hem de akıl sahibidir.
 

İnsan, bir çekirdek şeklinde ana rahmine atılmış ve orada bir fidan şeklinde büyümeye adım atmıştır. O karanlık menzilde, kırk gün kadar, bir nebat şeklinde büyüdükten sonrasında bedenine ruh ilka edilmiş, böylece hayvanî hayata geçmiştir. Dokuz aylık dönemde bu iki safhayı geçiren insanoğlu, bu yolculuğun sonunda, kendisine verilen akıl sermayesini en güzel şekilde kullanabileceği bu geniş âleme çıkarılmıştır.

Büyümesini sürdürmesine, yemesine, içmesine karşın onda artık insanî yön ön plândadır. Hemen hemen konuşmaya hazırlandığı bebeklik çağlarında, eşyanın isimlerini öğrenmeye adım atar. Hayvanlar bundan mahrumdurlar. Birazcık büyüyünce, isimlerini öğrendiği eşyanın hikmetlerini araştırır; onların neye yaradıklarını sormaya adım atar.

Bu sorular onu, “Ben neyim? Kimin mahlukuyum? Nereye yolcuyum? Bu dünya hayatında aslî görevim nedir?” sorularını sormaya götürmelidir. Bunu başaran insanların ruhları inanç ile nurlanır. Gerçek insanî yaşam da işte o süre adım atar. İnsan cismanî ve hayvanî yaşamı ikinci plâna attığı, aslolan himmetini kalp ve ruhun inkişafına yönelttiği taktirde “kalp ve ruhun derece-i hayatına” girmiş olur. Allah’ın seçkin kullarında, bu yeni yaşam tabakasında bir ekip mükemmel haller görülür.

Nur Külliyatı’ndan, kalp ve ruhun iyi mi yaşam bulacağını ve kemâle ereceğini ders veren bir cümle:

“Yaşam-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlahîye ve muhabbet-i Rabbaniye ve ubudiyet-i Sübhaniye ve marziyat-ı Rahmaniye cihetiyle bu dünyadaki fâni yaşam, bâki bir ömrü tazammun eder ve ebedî ve bâki bir ömrü intac eder ve bâki ve lâyemut bir yaşam hükmüne geçer.” (Lem’alar, Üçüncü Lema)

Bu cümleden aldığımız derse nazaran, kalb ve ruhun derece-i hayatına çıkmanın basamakları: – “marifet-i İlahîye,- muhabbet-i Rabbaniye,- ubudiyet-i Sübhaniye – marziyat-ı Rahmaniye” dir.

O halde, kalp ve ruhun yaşam bulması için, “insanoğlunun, Allah’ı tanıma ve Ona muhabbet etme vadisinde var gücüyle emek vermesi, inanç, fikir ve eylem âlemlerini kulluk şuuruyla tanzim etmesi ve tek gayesinin O Rahman Rabbinin rızasına ermek olması” gerekiyor.

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Cu, 01/05/2009 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir