Dini yaşam için kandil geceleri lüzumlu değil midir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Aşağıda linki bulunan Recep Ayı Hakkında Uydurulmuş Hadisler yazısında sizin sorunuza da değinilmiş ve şunlar yazılmıştır:

“Bu hadisler, Müslümanları iyilik halletmeye teşvik (terğib) için söylenmiş sözlerdir. Düzgüsel zamanlarda caminin yolunu bilmeyen nice insan, bu gün ve gecelerde camilere akın etmekte, tevbe istiğfar edip namazlar kılmaktadırlar. Şimdi bu hadislerin mevzu bulunduğunu söyleyerek bu yaptıklarını da yapmamalarını mı söylüyorsunuz?” Şeklinde bazı düşünceler akla gelebilir. Asla şüphesiz bir kimsenin Allah’a tevbe istiğfar etmesi, namaz kılıp oruç tutması küçümsenecek bir şey değildir. Bunun terkini de hiçbir Müslüman temenni edemez. Lakin yalnız bu günlerin faziletine güvenip öteki günlerde dini, imanı, ameli unutan kişilerin varlığı da inkâr edilemeyecek bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Bu kişileri bu şekilde yanlış düşüncelere iten sebeplerin başlangıcında da bu uydurma hadisler gelmektedir. Bu mevzuda M. Yaşar Kandemir Hoca şunları anlatmaktadır:

“Tergîb hadisleri, Müslümanları “zannedildiği gibi- dünyayı dikkatsizlik ederek nâfile ibadetle meşgul olmaya devamlı sevk etmemiş, hatta bir çok kere -Hz. Peygamberin neticesinden korkmuş olduğu üzere- onların farz ibadetleri dahi dikkatsizlik etmelerine yol açmıştır. Öyleki ya “Bilmiyorum hangi zaman iki rekât namaz kılmakla tüm günahlar affolununca, artık günde beş kere namaz kılmaya, senede bir ay oruç tutmaya, hacca gitmeye, zekât vermeye ne lüzum kalır. Mademki iki rekât namazla tüm günahlar affolunacakmış, niçin insan tatlı tatlı eğlenerek envâı-muharremâtı irtikâb etmesin (her çeşit haramı işlemesin). İki rekât namazla tüm bu habâsetleri (pislikleri) affettirmek her zaman için mümkün değil mi? En âdî kabahetlerden, hatta en şenî (iğrenç) cinayetlerden kurtulmak için iki rekat namaz kâfîdir, demekle esâsât-ı şeriyye ve ahlakiyenin çürük ve esassız olduklarını duyuru etmek içinde bir fark görmüyoruz.”

“Bid’atlar İslâm’ın ruhuna aykırı, Allah ve Rasûlü (sav) tarafınca medenilmiş olmakla birlikte bazı zamanlarda ve bazı içtimâî sınıflarda din duygusunun yaşamasını, dinin canlı kalmasını temin ediyor; bu bakımdan müsâmaha edilmesi gerekmez mi?” diyenlere ise Hayrettin Karaman Hoca şu şekilde yanıt vermektedir:

“İslâm’ın inanç, ibâdet, düzen ve ahlâk olarak terkedilip unutulması ve yalnız bid’atlar vasıtasıyla varlığının hatırlanması onun yaşamı değil, ölümüdür. Onu yaşatmak için bünyesine yabancı olan bid’atları değil, İslâm’ın esaslarını ihyâ etmek gerekir.

İslâm’ı değil de mücerred bir din duygusunu yaşatmak için bid’at tervicine lüzum yoktur, şu sebeple o duygu fıtrîdir.”

Yazının tamamını okumak için lütfen tıklayınız:

www.suleymaniyevakfi.org/kandil-geceleri/recep-ayi-hakkinda-uydurulmus-hadisler.html

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir