Gelmiş geçmiş tüm peygamberler aynı soydan mı gelmiş?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Esasen tüm insanoğlu aynı ebeveynin kısaca Hz. Âdem (as) babamız ile Hz Havva annemizin evlatları olduğundan tüm Peygamberler de aynı ebeveynden gelmiştir. Sadece tüm peygamberler aynı soydan gelmemiştir. Özetlemek gerekirse hayatları:

Hz. Âdem: İlk peygamber ve ilk insandır.

Hz. Şit (as): Şit aleyhisselam Adem aleyhisselam’dan sonrasında gönderilen ikinci peygamberdir. Adem aleyhisselam’ın erkek evladıdır. Babası vefat edince kendisine peygamberlik ve ek olarak 50 suhuf kitap verildi. Tanrı Teâlâ Şit aleyhisselama 50 suhuf (sayfa) kitap gönderdi. Hz. Şit’e nazil olan suhuf’da; hikmet ve riyaziye (matematik) ilimleri, kimya, simya bilimsel ve çeşitli sanatlar, ek olarak daha bir oldukça şeyler bildirildi. Şit aleyhisselam, Habil’i şehit ettikten sonrasında Yemen’e gidip azgınlaşan Kabil’in çocuklarına ve torunlarına Tanrı’ın yasaklarını ve emirlerini söyledi. Bu kavim Hz. Şit’in davetini kabul etmeyip azgınlık gösterdiler. Hz. Şit onlar ile cihad etti. Bu harpte kılıç kullandı.

Hz. İdris: Hz. İdris, Hz. Şit aleyhisselamın torunlarından bir peygamberdir. Adem aleyhisselam’ın oğlu Kabil’in evladından olan bir topluma peygamber gönderilmiştir. Cebrail aleyhisselam 4 kez gelip ona Tanrı’ın buyruk ve yasaklarını bildirmiştir. İdris aleyhisselamın bu tarz şeyleri insanlara 105 yada 120 yıl bildirdiği rivayet edilmiştir. Kendisine verilen birçok mucizelerden bazıları, ağaçlarda ne kadar yaprak bulunduğunu bilmesi, havadaki bulutlara çekilmeleri için buyruk verebilmesi ve kendisinden sonrasında gelecek olan peygamberleri haber vermesi idi.

Hz. Nuh: Nuh aleyhisselam, İdris aleyhisselam’dan sonrasında gelen peygamberdir. Hz. Nuh, Idris aleyhisselamdan sonrasında azan insanlara peygamber olarak gönderildi. İnsanlar putlara tapmaya başladı. Cenab-ı Hak bunun için Nuh aleyhisselami peygamber olarak gönderdi. Senelerce insanları dine çağrı etti, putlara tapınmaktan sakındırdı ve Tanrı Teâlâya yakarma etmelerini söylemiş oldu. Fakat Nuh aleyhisselama kendi oğlu Yam kısaca Ken’an bile inanç etmedi, hatta alaya alıp işkence ettiler. Nuh aleyhisselam Insanlarin davetine icabet etmedikleri için onlara ah etme etti. Nuh aleyhisselam insanların davetine icabet etmedikleri için onlara ah etme etti. Vapur bitince tufan oldu (denizler tastı ve her taraf su oldu). Nuh aleyhisselam 80 şahıs kadar olan mü’minler ile üç kattan oluşan olan gemiye bindi. Nuh aleyhisselam gemiye her hayvandan birer çift aldı. 150 gün geçtikten sonrasında Tanrı Teâlâ: « Yere suyunu çek; göğe: ey gök sen de yağmurunu tut » buyurdu ve bunun üstüne yağmur durdu, sular çekildi. Vapur Irak’taki Cudi dağına oturdu. Hz. Nuh gemicilerin ve marangozların piri sayılır, bu sebeple bu isleri Tanrı’ın ihsanıyla ilk kez o yapmıştır.

Hz. Hud: Hz. Hud Yemen’de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir. Yemen’de Aden ile Umman (Oman) içinde bulunan Ahkaf diyarında Hz. Hud doğup büyüdü. Çocukluktan itibaren Tanrı’a yakarma ederdi. Ara sıra tecim icra eden Hz. Hud oldukça şefkatli ve oldukça eli bol idi. Kavmi (Ad) bolluk ve bolluk içinde ve heybetli binalar yaparak azmıştır. Tüm nimetleri kendilerine veren Tanrı’ı unutan Ad kavmi putlara tapmaya başladı. Hud aleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuh aleyhisselamın bildirdiği dinin esaslarını Ad kavmine bildirdi. Ne yazık ki birçok kabileler şeklinde Ad kavmi de peygamberine karşı geldi.

Tanrı Teâlâ Ad kavmi üstüne azab yüklü bulutu göndererek buluttan esen bir rüzgarla onları helak etti.

Hz. Salih: Sâlih Peygamber Semud kavmine gönderilen peygamber olup Nuh aleyhisselamın oğullarından Sam’in neslinden olup Hz.Âdem’in 19. kuşaktan torunudur. Âd kavmi helâk olduktan sonrasında felaketten kurtulanlardan Semud, Sam ile Hicaz arasındaki Hicr denilen yere yerleşti. Semud’un torunları Ad’ın helâk olduğu yere gidip yerleştiler. Reisleri de Canda bin Amr isminde birisi idi. Zaman içinde bolluğa kavuşup Ad kavmi şeklinde azdılar. Taşlardan yaptıkları putlara taptılar. İste bu diyarda Hz. Sâlih doğup büyüdü. Azgınlıklarından dolayı Tanrı Teâlâ onlara Sâlih aleyhisselami peygamber olarak gönderdi. Hz.Sâlih onları putlara tapmaktan menedip azgınlıklarından sakındırdı. Onları imâna çağrı edip Hz. Nuh’un dinini bildiri etti. Birçok kavim şeklinde Semud’un bir çok Sâlih peygambere isyan, azı imân etti. Cebrail aleyhisselam onları bir sabah vakti sayha ile azablandırdı. Semud’un muhkem binaları bile kendilerini kurtarmadı ve onlar sayhanın sertliğinden hepsinin ödleri patlayarak helâk oldu.

Hz. İbrahim: Mezopotamya’daki Keldâni kavmine gönderilmiştir. Oğulları, İsmail ve İshak aleyhisselam’dan ziyade soyundan daha birçok peygamber geldiği için «Ebü’l enbiya» (peygamberler babası) da denilmiştir. Nemrud ve ona tâbi olanlar azgınlık ve Tanrı’a isyan içinde yasamakta idiler. Bigün Nemrud bir rüya görmüş oldu. Bir rivayete bakılırsa, rüyasında gökyüzünde bir nurun parladığını, güneşin, ayın ve yıldızların bu nurun ışığında kaybolduğunu görmüş oldu. Öteki bir rivayete bakılırsa ise, rüyasında bir kimsenin gelip tahtından kaldırıp kendini yere vurduğunu görmüş oldu. Müneccimlere görmüş olduğu rüyayı anlatıp tâbir ettirdi. Bunlar “Yeni bir peygamber ve din gelecek, senin saltanatını temelinden yıkacak! Ona bakılırsa önlem almalısın.” diye tâbir ettiler. Nemrut bu işin tedbiri kolaydır deyip, “Bundan sonrasında kimse çocuk sâhibi olmayacak. Hanımlardan uzak durulacak. Doğan çocuklar, erkekse öldürülecek, kızsa bırakılacak.” emrini verdi. Bu suretle 100.000 mâsum bebeği öldürülmüş olduğu nakledilmiştir.

Basil halkı Tanrı’ın yolundan saptığı için her yıl putlar için âyin düzenlerdi. Bu âyinde bir yere toplanır, bayram yapar ve sonrasında put haneye gider, putlara secde eder, sonrasında da evlerine dönerlerdi. Bu şekilde bir bayram günü, İbrahim aleyhisselam put haneye girip, bir balta ile tüm minik putları kirdi. İbrahim aleyhisselam putları kırınca putperestler bu işi onun yaptığını anladılar ve ceza vermek suretiyle hapsettiler. İbrahim aleyhisselam’ın ateşe atılması kararlaştırıldıktan sonrasında odun toplanıyor ve devasa bir ateş yakılıyor. Sorun Halilallah’i ateşe atmakta. Rivayete bakılırsa İblis insan sekline girip Nemrut’a mancınık kullanmasını tavsiye ediyor. Bir bina (mancınık) yapılıp oradan İbrahim aleyhisselam ateşe atılınca, ateş bir gül bahçesi oluyor. Öteki bir rivayete bakılırsa içi balık dolu bir havuz oluyor ateş. Ve böylece ateş Halilürrahman’ı yakmıyor. Hz. İbrahim sövgü diyarından hicret ederek Şam’a gidiyor. İbrahim aleyhisselam ondan sonrasında zevcesi Hz. Sâre ile beraber Mısır’a gitti. Ve Mısır’da Hz. Hacer ile evlenerek Hz. İsmail dünyaya geldi.

Hz. Lut: Hz. Lut, İbrahim aleyhisselamin kardeşi Hârân’ın erkek evladıdır. Nemrud’un memleketinden hicret edip Şam’a ulaştıktan sonra Lut gölü yakınındaki Sedum şehri halkına peygamber olarak gönderildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselamin dinini bildiri etti . Bu kavim oldukça azgındı ve erkeklerle münâsebeti âdet haline getirerek livata fiilini işliyordu. Bu iş için de bilhassa genç delikanlılar üstünde fena emel besliyorlardı. Hz. Luti kavmine tebliğe başladı. Fakat onlar dinlemediler. Sedum kavminin helaki sabah vakti geldiği süre gerçekleşti. O şehirin altı üzerine geçirildi ve üstlerine taşlar yağdırıldı. Lut aleyhisselamla olanlar kurtarıldı. Hz. Lut ondan sonra Hicaz havalisine gitmekle emrolundu ve vefatına kadar orada kaldı .

Hz İsmail: Hz. İbrahim’in Hacer’den olan büyük erkek evladıdır. Hicaz halkına peygamber oldu.

Hz. İshak: İbrahim (a.s)’in Hz. Sâre’den doğan ikinci oğlu. Hz. Ishak rivayete bakılırsa yüz altmış yaşlarında bu günkü Filistin’in bulunmuş olduğu bölgede Kudüs civarlarında vefat etmiş, babası İbrahim (a.s)’in Mezradaki kabrinin yanına defnedilmiştir.

Hz. Yakub: Yakûb (a.s)’in soyu, İshâk (a.s) vasıtasıyla İbrahim (a.s)’a dayanmaktadır. Yakûb (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. O, sabrıyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Kendisi, evlam acısı ve evlam ihanetiyle sınav edildi. Yak’ub (a.s) da öteki peygamberler şeklinde insanları Tanrı’a inanmaya ve O’na yakarma etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda olağanüstü örnek bir yaşam yasadı.

Hz. Yusuf: Kur’an’da adı geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri. Yakub Peygamber’in erkek evladıdır. Hz. Yûsuf’un on bir tane adam kardeşi vardı. Yûsuf fevkalâde güzel ve son aşama zekî idi. Babaları Hz. Yakub en oldukça Yûsuf’u seviyordu. Bu sevgiyi ağabeyleri kıskanıyorlardı.Yûsuf (a.s) bir gece rüyasında on bir yıldızın, güneş ve ayın kendisine secde ettiklerini görmüş oldu. Bu rüyayı babasına söyledi. Babası rüyanın, Hz. Yûsuf’un büyük bir adam olacağına işaret bulunduğunu anlamış oldu ve Yûsuf’a rüyasını ağabeylerine anlatmamasını tembihledi. Sadece, ağabeyleri bundan haberdar oldular ve Yûsuf’u öldürüp bir yere atmayı planladılar. Babalarından izin alarak, gezip eğlenmek bahanesiyle Yûsuf’u alıp kırlara,götürdüler. Onu bir kuyuya attılar, gömleğini da kana bulayarak, “Yûsuf’u kurt kaptı!..” diye babalarına yalan söylediler.

Hz. Eyyub: Hz. İbrahim soyundan gelen bir peygamber. İslâm kaynaklarına bakılırsa Havrân bölgesinde yasayan ve oldukça varlıklı olup, sayısız malı-mülkü, birçok oğlu kızı bulunan Eyyûb (a.s.), kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmiştir.

Hz. Şuayb: Medyen ve Eyke halkına peygamber olarak gönderildi. Bu iki ülkede ayrı ayrı mücadelede bulunmuş oldu. Medyen ve Eyke, dağlık ve ormanlık olan iki ülke idi. Medyen toprakları, Hicaz’ın şimal batısında, oradan Kızıldeniz’in doğu sahiline, cenup Filistin’e, Akabe Körfezi’ne ve Sina Yarımadasının bir kısmına kadar uzanan bölgelerde yer alır. Şuayb (a.s) büyük bir hatipti. insanlari güzel söz ve nasihatlerle aydınlatmaya çalıştı. Dolayısıyla ona peygamberler hatibi denilmiştir. Şuayb (a.s) onların taşkınlıklarına karsı tembih ediyor ve onları büyük bir azap ile kokutuyordu. Her türlü mücadelede, bildiri ve nasihate karşın, Tanrı’ın emirlerini dinlemeyen, zulüm, taşkınlık ve kötülükte ısrar eden Medyen halkı, azabı hak etmişti:

“Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında asla oturmamış şeklinde oldular. Şuayb’i yalanlayanlar… İşte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.” (A’raf, 7/91-92).

Şuayb (a.s) Medyenlilerle birlikte, Eyke halkına da peygamber olarak gönderilmişti. Onlarla da mühim mücadelelerde bulunmuş oldu. Eykeliler, Şuayb (a.s)’in telkinlerine karsı ters hareket ettiler. Söz dinlemeyip isyanda bulundular. Hatta, Şuayb (a.s)’a hakaret ettiler. Medyen ve Eyke halkı Hz. Şuayb’i dinlemediler ve bunun neticesinde helâk oldular.

Hz. Musa: Tanrı Teâlâ’nın, dört büyük kitabından önde gelen Tevrat’ı verdiği ve yeryüzünde dinini bildiri edip, hakim kılması için gönderilmiş olduğu peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)’in soyundan olup, İsrailogullarının akidelerini ıslah etmek ve onları Tanrı Teâlâ’nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Mûsa (a.s) da, Tanrı Teâlâ tarafınca israilogulları’na gönderilmiş bir resul idi. O da tıpkı kendisinden ilkin gönderilmiş olan peygamberler şeklinde kavmini Tanrı’a inanç etmeye çağırdı. Kavmine zulmeden ve ilâhlık iddiasında bulunan Firavun’a karsı tevhid yolunda mücahide etti. Bu uğurda, tüm peygamberlerin karsısına çıkan güçlükler, onun da karsısına çıktı. Doğup büyümüş olduğu diyardan çıkarıldı, kâfirler tarafınca öldürülmek gayesiyle kovalandı.

Hz. Harun: Hz. Harûn (a.s), İsrailogulları peygamberlerinden, Hz. Musa (a.s)’in kardeşi. Hz. Yusuf’un vefatından sonrasında Mısır’da yasayan İsrailogulları ve öteki insanoğlu, bir süre onun gösterdiği yoldan yürüdüler; sadece ondan sonra hakikati unuttular. Ayrıca Mısır’ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı. Hârun Peygamber uzun müddet yaşadı. Musa Peygamberle beraber kavmine öğütlerde bulunmuş oldu, kavminin nankörlüklerine göğüs gerdi.

Hz. İlyas: Hz. Musa’dan sonrasında İsrailogullarının çeşitli boyları. sam civarına yerleşmiştir. sam bölgesindeki “Bek” şehrine yerleşen ve zaman içinde Tanrı’a isyan ederek haddi asan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)’in göndermiş olduğu rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) peygamber olarak göndermiş olduğu insanları dine çağrı etmiştir:

“(Hz. İlyas) milletine: “Tanrı’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan, sizin de Rabbiniz önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Tanrı’ı bırakıp da Ba’l putuna mı taparsınız?” demişti.” (Sâffât, 37/124-126).

Rivayete bakılırsa kavminin imansızlığına kızan ilyas (a.s), Tanrı Teâlâ’dan kendisini gökyüzüne kaldırması için yakarma etmiş, bunun üstüne belirlenen bir yerde yanında Elyas’a (a.s) da varken gökten gelen ateş şeklinde bir ata binip havalanmıştır.

Hz. Davud: Kur’ân-i Kerim’de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri. İsrailogullari, Hz. Dâvûd zamanında en parlak dönemlerini yaşamışlardır. Dâvûd (a.s.) Kudüs’ü fethetmiş, kendisine başkent yapmıştı.Hz. Dâvûd, hem hükümdar, hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik ona verilmişti. O, İsrailogullarını kırk yıl yönetti ve Rabbine kavuştu. Hz. Dâvud (a.s.)’in yerine oğlu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd, bigün oruç meblağ, bigün yerdi.

Hz. Süleyman: Hz. Süleyman, babasından sınırları Mısır’dan Fırat’a kadar uzanan bir krallık devralmış ve kısa sürede hakimiyetini güçlendirmişti. Hz. Süleyman, Tanrı’ı ilâh olarak kabul etmeyip güneşe secde eden ve şeytanın kendilerine süslü gösterdiği bir sistemi kabul eden Sebe halkını, imana çağrı etmek için onlara “Rahman ve Rahim olan Tanrı’ın adıyla” süregelen bir mektup göndermişti. Ve tüm kavmi kendisine teslim olmaya çağırmıştı.

Hz. Yunus: Yûnus (a.s)’in nüfusu yüz bini askın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı bir peygamber olarak göndermiş olduğu, Kurban’da söyle gedmektedir:

“Ve onu yüz bin İnsana, ya da daha çok olanlara peygamber yolladık.” (Saffat, 37/147).

O’nun peygamber olarak göndermiş olduğu bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir. Ninova şehri, Dicle nehrinin kıyısında, şimdiki Musul’un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara, küfürlerinden dolayı tövbe etmelerini, Yüce Tanrı’ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek suretiyle gönderilmişti. Yüce Tanrı, onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Tanrı’a imân edip tevhid’e sarıldılar.

Hz. Üzeyr: İsrail oğullarına gönderilen bir peygamberdir. Yüce Tanrı İsrâiloğullarının elinde bulunan Tevrat’ı onlardan aldı. Tevrat’ın içinde bulunmuş olduğu sandığı kaybettiler. Ayni zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. İsrailoğulları buna oldukça üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Tanrı’a oldukça ibâdet etti; O’na yalvarıp yakardı. Tanrı’tan inen bir nur, onun kalbine girdi. Unutmuş olduğu Tevrat’ı hatırladı. Ondan sonrasında Tevrat’ı tekrardan İsrailoğullarına öğretti. Sonrasında Tevrat’ın içinde bulunmuş olduğu sandık bulunmuş oldu. Bunun üstüne Üzeyr (a.s)’in öğrettiğinin aslına uygun bulunduğunu gördüler. Bunun üstüne Üzeyr (a.s)’i oldukça sevdiler. Fakat bu hususta aşırı gittiler. “O, olsa olsa Tanrı’ın erkek evladıdır.” dediler. Yaşamsal süresince, Tanrı’ın rızasını kazanmak için serden firar etmiş, hayra koşmuştur. Çevresindeki İnsanları da bu şekilde inanmaya ve Tanrı’ın buyruk ile yasaklarına riâyet etmeye çağrı etmiştir.

Hz. Zekeriyya: Kur’ân’da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)’a dayanmaktadır. Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima İnsanları Yüce Tanrı’a inanmaya ve O’nun yolunda yürümeye çağırdı. fakat azmış olan, küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler, onu şehid ettiler

Hz. İsa: Kur’an-i Kerîm’de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hz. isa (a.s) Batılı tarihçilere bakılırsa miladi yıldan dört yada beş yıl kadar ilkin dünyaya gelmiştir.

Memleketi Celile’de Genaseret gölü kıyısında ilk vaaz ve tebliğlerini bildiren Hz. İsa, ondan sonra Kudüs’e gitti. Yahudiler Hz. İsa’yı, devrin Romalı Kudüs valisi Pontus Pilatus’a yakınma ettiler. Havarilerin içinde Yahuda isminde birisi Hz. İsa’ya ihanet etti ve Hristiyanlarin inancına bakılırsa Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürüldü. Kur’an-i Kerîm’de ise hadise söyle anlatılmaktadır:

“Oysa onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapılmış oldu.” (Nisa, 4/156).

Rivayete bakılırsa Hz. İsa’ya ihanet eden Yahuda, Romalılar tarafınca İsa (a.s.) zannedilerek asılmıştır.

 

(bk. Peygamberler Zamanı, Yeni Asya Yayınları)

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

ebubekir981 tarafınca Pa, 02/07/2006 – 15:11 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir