Her türlü adapların var bulunduğunu ve bunların sünnet bulunduğunu söylüyorlar. En azından yiyecek, hela, tırnak kesmek, temizlik şeklinde âdâb-ı muaşeret ve temizlik kuralları hakkında data verir misiniz?..

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

YEMEK ÂDÂBI

İslâm açısından yiyecek yeme esnasında uyulması ihtiyaç duyulan ahlâk ve sıhhî kurallar.

İslâm dini, Müslümanın günlük yaşamının tertipli bir halde olmasını istemiş ve bu hususu Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerle açıklamıştır.

Günlük yaşayış hakkında Peygamber Efendimiz (asm)’den rivayet edilen hadislerden pek bir çok yiyecek âdâbına dâirdir. Rasûlüllah (asm) her işine Allah Teâlâ’nın ism-i şerifini zikrederek başlamayı severdi. Bu kutsal âdetleri, yemeğe başlarken de aynıydı. Yemekten evvel ellerini yıkamayı dikkatsizlik etmez, sağ eliyle ve önünden yerdi. Başlarken “Bismillâh” yada “Bismillâhirrahmânirrahîm” derdi (Buhârî, Et’ime, 2). Hz. Peygamber (asm), yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan kimsenin “Bismillâhi evvelehü ve âhırehü” demesini tavsiye buyurmuştur (Ebû Dâvud, III, 475).

Hz. Peygamber (asm) yemeğin önünden yenmesini isteyerek, aynı tabaktan yiyecek yenilen bir sofrada, başkasının önüne uzanmanın fazlaca çirkin bulunduğunu belirtmiştir. Sahabe,

“Yâ Rasûlüllah! Yiyoruz da karnımız doymuyor.” diye sorduklarında, Hz. Peygamber (asm)

“İhtimal ki ayrı ayrı yiyorsunuz.” buyurdu;

“Evet!..” karşılığını verdiklerinde Peygamber Efendimiz (asm),

“Bir arada yeyiniz; besmele çekiniz, yemeğiniz verimli olur.” buyuruyorlar (Ebû Dâvud, İmâre, 20).

Yiyecek âdâbı mevzusunda dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan öteki hususlar, maddeler halinde şöylece sıralanabilir:

a. Lokmayı, ağıza gore almalı ve iyice çiğnedikten sonrasında yutmalı;

b. Lokmayı, yutmadıkça ikinci lokmayı el uzatmamalı;

c. Ekmeği dişlerle koparmamalı;

d. Ağızda ekmek varken kimse ile konuşmamalı;

e. Yemeğin soğutulması için içine üflememeli;

f. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek davranışlarda bulunmamalı;

g. Başkalarının lokmasına ve yemesine bakmamalı;

h. Lokmayı ağıza koyarken, başı tabağa doğru uzatmamalı;

ı. Yemekte israf etmemeli, lokmayı ve verilen yemeği bitirmeye çalışmalı;

i. Ağızdan bir şey çıkarmak gerekirse, yüzü sofradan çevirmeli ve o şeyi sol el ile olmalı;

j. Koparılan lokmayı yemeklerin içine banarken dikkat etmeli, parmakların yemeğe girmemesini sağlamalı;

k. Toplu yiyecek yenirken, her insanın yeyip bitirmesini beklemeli, daha ilkin sofradan el çekilmemeli ve kaldırılmamalı;

l. Yemeğe ilkin yaşça yada mevki yönüyle büyük olan kişinin başlamasını beklemeli;

m. Sokaklarda ve ayakta ekmek yememeğe dikkat edilmeli;

n. Ekmek kırıntılarının nimet bulunduğunu unutmamalı ve onlara ihtiyaç duyulan itina gösterilmeli;

o. Yiyecek yeme işi bitince Allah’ın verdiği bunca nimete karşı bir şükür ifadesi olarak yakarış etmeli yada özetlemek gerekirse “Elhamdülillah” demeli ;

ö. Yemekten sonrasında eller iyice yıkanmalı, dişler fırça yada misvak ile temizlenmelidir.

TUVALET ADABI

1. Lafza-i Celâl yazılı yüzük ve Kur’an ayetleri ile wcye girilmez. Yüzük avuç içine çevrilebilir. Ayetler naylona sarılabilir.

2. Wcye girmeden ilkin “Euzü Besmele” çekmeli, çıkarken “Elhamdülillah” demelidir.

3. Wcye girmeden ilkin çoraplarımızı çıkarmalı, pantolonumuzu suyun sıçramayacağı kadar katlamalıyız.

4. Allah ve Peygamber adı yazılı bir şey yanında bulundurmamalıdır.

5. Wcye sol ayakla girmeli sağ ayakla çıkmalıdır.

6. Kıbleye, aya, güneşe karşı önünü ve arkasını dönmemeli, konuşulmamalı zikredilmemeli.

7. Tükürülmez ve sümkürülmez.

8. Def-i hacet yaparken avret mahalline ve pisliğe bakılmaz.

9. Otururken sol tarafa meyletmelidir.

10. Hela taşını ve tuvaletin kirli taraflarını temizlemelidir.

11. Hela taşına dışkı ya da sidik şeklinde şeyleri bulaştırmamalıdır.

12. Taharet yaparken su ile temizlenmelidir.

13. Ayakta bevl edilmemelidir.

14. Def-i hacet anında mukaddes şeyler düşünülmemlidir.

15. Çıkarken hela yöresel temiz bırakılmalıdır.

TIRNAK KESME ADABI

Tırnak kesmenin belirli bir günü yoktur. Gerektiği her an (şu demek oluyor ki uzayınca) kesilebilir. Ilkin ellerinkini, sonrasında ayaklarınkini kesmek, ellere sağ elin işaret parmağından başlayıp, eller avuç içleri birbirine gelecek şekilde birbirine yapıştırıldığında parmakların oluşturduğu daireyi sağa doğru giderek tamamlamak, sonrasında sağ ayağın ufak parmağından başlayıp sol ayağın ufak parmağında bitirmek müstehap görülmüştür. (Hattâb es-Sübkî, el-Menhel I/189) Gazalî’nin söyledigi budur.

Bu mevzuda görüşler vardır. Efdal olan, tırnakların haftada bir kesilmesidir. Onbeş güne kadar bırakmasında da bir sakınca yoktur. Kırk günü aşması ise, harama yakın (tahrîmen) mekruhtur.

Fakat tırnakları fazlaca uzayıp, sınırı aşmayacaksa, bekleyip cuma günü kesmek (bilhassa camiye gidecek erkekler için) müstehaptır. Bu mevzuda Fetâvây-i Kâdihân’da şöyleki denir:

“Bir adam tırnak kesmek ya da saç traşı olmak için, cuma gününü belirlese; başka günlerde de bunun câiz bulunduğunu kabul etmekle birlikte, cumaya kadar beklemesi tırnak kesmeyi fazlaca geciktirmiş olsa, bu mekruh olur. Şu sebeple tırnakları uzun olanın rızkı kıt olur. Eğer fazlaca geciktirmiş olmayacaksa ve cumayı hadîsin tavsiyesine uymak için istiyorsa bu müstehaptır. Şu sebeple Aişe Validemizden nakledildiğine gore, Rasûllullah Efendimiz (asm) şöyleki buyurmuştur: “Kim cuma günü tırnaklarını keserse, Allah onun diğer cumaya kadar ve üç gün daha çok belâlardan korur.” [Kadihân (Hindiyye kenarında) NI/411; Hindiyye V/358 Benzer hadisler için bk. el-Hindî, Kenzu’I-ummâl VI/656 659.]

TEMİZLİK

Bedenin ve ruhun maddî manevî pisliklerden uzak tutulması.

İslâm, Müslümanları bazı görevleri yerine getirmekle yükümlü tutmuştur. Bu görevlerden bir kısmı Müslümanın ruhi yönünü bir kısmı da maddî yönünü ilgilendirir. Dinin kesinlikle yerine getirilmesini istediği bedenî görevlerin aksatılması, vücudun çeşitli rahatsızlıklara yakalanması ve dinî-ahlakî görevlerin yapılabilme güçlüğünü ortaya çıkarır. Bunun için bedenî görevleri titizlikle yerine getirmek, sıhhatli ve her an her türlü görevleri eksiksiz yapabilecek bir gövde yapısına haiz olmak, ahlakî bir yükümlülüktür.

Bedenî görevlerin başlangıcında temizlik gelir. Nitekim bir ayet-i kerimede Allah Teâla şöyleki buyurmaktadır:

“Orada (Mescid-i Kuba’da) günahlardan ve pisliklerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da bu şekilde fazlaca temizlenenleri sever.” (Tevbe, 9/108).

Ayetten de anlaşılacağı şeklinde, yalnız gözle görülen maddî kirler değil, günah ve kötülükler şeklinde manevî kötülükler de kirli sayılmış ve Müslümanların bunlardan arınmaları istenmiştir. Peygamber (asm)’in “Temizlik imanın yarısıdır.”(Müslim, Tahare, 1) buyurması da temizliğin önemini gösterir.

Temizliği; gövde temizliği, yiyecek-giyecek temizliği ve çevre temizliği olarak ele almak gerekir. Kur’an-ı Kerîm’de de bu üç çeşit temizliğe işaret eden ayetler vardır.

a. Gövde Temizliği:

Allah Teâlâ belli durumlarda Müslümanlara abdest ve boy abdesti almalarını emretmiş ve şöyleki buyurmuştur:

“Ey inanç edenler! Namaza durmak istediğiniz süre yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi sudan geçirin, başınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar sudan geçirin. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin.” (el-Mâide, 5/16).

Peygamber (asm)’in de asla eğer olmazsa haftada bir kere vücudun tamamen yıkanmasını ve her türlü kirden ve kirli kokulardan arındırılmasını tavsiye ettiğini bilinmektedir.

“Ona tertemiz olanlardan başkası el sürmesin.” (Vakıa, 56/79)

ayeti de Kur’an’ın sadece abdestli olarak ele alınabileceğini göstermektedir. Namaz kılmak, Kur’an okumak için abdest alınması, belli süre ve durumlarda boy abdestinin alınması mecburiyetinin olması, Müslümanların, ister istemez her an temiz olmaları sonucunu ortaya çıkaracaktır. Kaldı ki, bir Müslümanın bedenini temizlemesi yalnız abdest ve boy abdesti ile sınırı olan kalmaz; lüzumlu görmüş olduğu her yerde yıkanmak, yiyeceklerden ilkin ve sonrasında kesinlikle elleri yıkamak, bilhassa ağız ve diş temizliğine dikkat etmek icab eder. Peygamber Efendimiz:

“Misvak kullanın, bu sebeple misvak ağzı temizler.” (Buharî, Savm, 27);

“Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım, onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim.” (Buharî, Cumu’a 8; Müslim, Tahare, 42);

“Yemekten ilkin ve sonrasında el yıkamak yemeğe bolluk getirir.” (Tirmizî, Et’ime, 29)

buyurmakla el, ağız ve diş temizliğine verdiği önemi göstermiştir. Bu sebeple misvak yada fırça kullanarak dişleri temizlemenin mühim bir sıhhat kuralı olduğu unutulmamalıdır.

Fazla uzadıkları süre ve bakımsız, kirli bırakıldıkları süre birer mikrop yuvası olan tırnaklarla, vücudun belli yerlerindeki kılların kesilip temizlenmesine de dikkat edilmeli, saç, sakal, bıyık devamlı taranıp düzeltilmeli ve temiz tutulmalıdır. İbadetlerle elde etmek istediğimiz gönül temizliğine giden yolun, gövde temizliğinden geçmiş olduğu unutulmamalıdır.

b. Yiyecek ve Giyecek Temizliği:

İnsan yaşayabilmek için yer ve içer. Yiyecek ve içecekleri temiz ve helâl olanlardan seçmek İslam’ın emirlerindendir. Allah Teâlâ şöyleki buyurur:

“Ey inanç edenler; size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, eğer yalnız Allah ‘a yakarma ediyorsanız ona şükredin.” (Bakara, 2/72).

Başka bir ayet-i kerimede de:

“Ey inanç edenler! Allah ‘ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı, aşmayın. Şu sebeple Allah, sınırı aşanları sevmez. Allah’ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah ‘tan korkun.” (Mâide, 5/87-88) buyurmuştur.

Gıda maddelerinde iki türlü temizlik aranması icap ettiğini yukarıdaki ayetler ortaya koymaktadır. Bunlar maddî ve manevî temizliktir. Maddî temizlikten maksat, yenilen şeylerin kirli olmamasıdır. Kirli olanlar temizlendikten sonrasında yenilebilir. İçeçeklein de kirli olmamasına itina gösterilir. Kirli ve mikroplu besinlerin vücud için ne büyük çekince teşkil ettiğini, pek fazlaca hastalığın bu yolla vücuda girmiş olduğu bilinmektedir.

Yiyecek ve içeceklerde aranan ikinci temizlik, içsel temizliktir. Allah Teâlâ, helal olan şeyleri temiz, haram olan şeyleri kirli saymıştır. Öyleyse, iyi mi yıkamak, kaynatmak, pişirmek yolu ile yiyecek ve içeceklerde maddî yönden temizlenmeye çalışılıyorsa, helal olanlarını seçmek suretiyle, de onlardaki manevî temizliğe dikkat edilmesi gerekmektedir. İslâm içki ve domuz etini haram oldukları için kirli saydığı şeklinde aynı şekilde, hırsızlıkla yada haksız kazanç yöntemiyle elde edilmiş yiyecek ve içecekleri de kirli kabul etmiştir.

Yiyeceklerde olmasıyla birlikte giyeceklerde de temizliğe dikkat edilmelidir. Vücud ne kadar temiz tutulursa tutulsun, elbiseler temiz eğer olmazsa, bu temizliğin bir kıymeti kalmaz. Allah Teâlâ’nın Peygamber (asm)’e ilk emirlerinden biri “Elbiseni de daima temiz tut.” (Müddessir, 74/4) emridir. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’de şöyleki buyuruyor:

“Ey Âdem oğulları! Size çirkin (avret) yerlerinizi örtecek kıyafet, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah’ın ayetlerindendir. Bir ihtimal düşünüp nasihat alırlar.”

“Ey Âdem oğullar! Her mescide gidişinizde, süslü, güzel elbiselerinizi giyinin; yeyin, için fakat israf etmeyin. Şu sebeple Allah israf edenleri sevmez.”

“De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti? ” De ki, “O dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır.” İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri bu şekilde açıklıyoruz.” (A’raf, 7/26, 31-32).

Ayetlerden de anlaşılacağı şeklinde, Allah Teâlâ örtünmek ve süslenmek için giyecekleri insanlara bir nimet olarak vermiştir. İsrafa ve gösterişe kaçmadan, temiz ve mütevazi giyinmek her Müslümanın görevidir. Ek olarak Peygamberimiz (asm), giyim kuşamı ile başkalarına karşı böbürlenenlerin Allah’ın rahmetinden uzaklaşacaklarını haber vermiştir (Müslim, Libas, 42-80).

Şu halde Müslüman, giyiminde temiz ve derli toplu olmaya çalışmalıdır. Kirli ve pejmürde bir giyim yalnız giyinen için değil, çevresindekileri de rahatsız eder. Peygamber (asm)’in her mevzuda olduğu şeklinde, üst-baş ve giyim kuşam mevzusunda da, temizliği ve derli toplu olmasıyla, Müslümanlara örnektir.

c. Çevre temizliği:

Müslüman, yediği, içtiği ve giyindikleri kadar içinde yaşamış olduğu çevrenin de temiz olmasına dikkat eder. Bu mühim bir ahlakî sorumluluktur. Başta evler olmak suretiyle, sokaklar, mahalleler, köy ve kasabalar kesinlikle temiz tutulmalıdır. Eğitim kurumları, fabrikalar, dükkanlar, camiler temiz tutulmalıdır .

Allah Teâlâ şöyleki buyuruyor:

“İbrahim ve İsmail’e: “Tavaf edenler, orada yakarma amacıyla oturanlar, rüku ve secde edenler için Evimi (Kabe’yi) paklayın!” diye emretmiştik.” (Bakara, 2/135).

“Şüphesiz Allah fazlaca tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222).

Çevre temizliği yalnız kişileri ilgilendirmez, toplumsal bir mevzudur. Burada fertlerin karşılıklı hak ve görevleri söz mevzusudur. Meselâ; yola çöp atan yada çekinmeden tükürüp geçen; dinlenmek için gittiği gezinti yerlerinde yeyip içtiklerinin artıklarını çevreye saçan; işyerinin etrafını artık maddelerle kirleten bir şahıs, yalnız çevresini kirletmiş olmakla kalmaz, kirlettiği yerlerde yaşayan yada o yerlerden yararlanan insanlara karşı da haksızlık yapmış, terbiyesizlikte bulunmuş olur. Bunun için çevre temizliğini bununla birlikte toplumsal bir vazife olarak değerlendirmek ve bu mevzuda fazlaca titiz hareket etmek Müslümanlar için bir yükümlülüktür.

Resulullah (asm) buyurmuştur: “

“İnsanların çoğunun aldandığı (şu demek oluyor ki kıymetini bilmediği) iki nimet vardır: Sıhhat ve boş zaman.” (Buharî, Rikak, 1)

  Hakikaten de bir çok süre insan sadece hastalandığında sağlığın kıymetini anlamış olur. Buna meydan vermemek, sonunda pişman olmamak için hastalık gelmeden tedbirinin alınması gerekir. Sağlığın ilk şartı hastalıklara karşı en mühim önlem olan temizliğe riayet etmektir.

Özetle Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla’nın rızasını kazanarak O’nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en mühim ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir halde yerine getirmeye çalışmalıdır. (Ek olarak bk. “Abdest”, “Gusül”,”Taharet” mad.).

İlave data için tıklayınız:

MUÂŞERET

ÂDÂB

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Çar, 28/12/2011 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir