Hiçbir tesir altında kalmadan, Kur’an’ı algılamak için neler yapılabilir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Kesbi tefsirlerden, yaşadığımız son zamanların ruhundan, bulunduğumuz toplumun kültüründen, felsefesinden ya da meslek ve meşrebinin tesirinde kalmadan: Kur’an’a bakmak, Kur’an’ın semavi tazeliğini olduğu benzer biçimde ruhumuza, kalbimize aktarmak, istidat ve kabiliyetlerimizin tahakkümü altına girmeden Kur’an’ı algılamak için neler yapılabilir?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

– Bu saydığınız hususlardan hiçbirini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu sebeple:

– Her insan ister istemez kendi kabiliyet ve isitidadına bakılırsa hareket edecektir.

– Her insan kendi meslek ve meşrebinin etkisinden tamamen kurtulamayacaktır.

– Her insan bulunmuş olduğu son zamanların data ve görgü seviyesine bakılırsa -hamil-i kart gibi- bir data hamili olacaktır.

Bu sebeple, tek başına bir kimsenin Kur’an’daki tüm ilahî muradı tamamen anlama istidadını kazanması on dört asrın şahadetiyle mümkün değildir.

– Bununla birlikte, Kur’an’ın ilahî kaynaklı detayları sonsuzdur; bir ifadede onlarca mana ve hakikat bulunabilir. Tüm bu tarz şeyleri kavramak için peygamber olmak lazımdır. Onun içindir ki, İbn Abbas “Tefsir çeşitlerinden biri de Tanrı ile Resulü içinde geçerli olanıdır.” der. Şu demek oluyor ki bazı manaları yalnız Hz. Peygamber (asm) bilebilir.

– Bediüzzaman benzer biçimde, doksandan fazla İslamî temel eserleri ezberleyen, Tanrı tarafınca akıl, zekâ, bellek, anlayış, velayet benzer biçimde hususi imtiyazlarla donatılan bir zat bile, “Kur’an’ın hakiki bir tefsiri sadece değişik ilim uzmanlarından meydana gelen bir kurul tarafınca yapılabilir.” demiştir. (bk. İşaratu’l-İcaz)

– Gene de Kur’an’ı daha iyi idrak etmek için her şeyden ilkin Kur’an’ın dili olan Arapçayı tüm yönleriyle bilmek gerekir. Zira, kişinin akıl ve kalbi ne kadar yetenekli olursa olsun, kendisinde olmayan manaları fehmetmesi, kendisinde olmayan detayları kavraması düşünülemez.

– Şüphesiz “Bir şey tamamen elde edilmezse, tamamen terk edilemez.” kaidesi gereğince, bizlere düşen, tinsel ilimlere kavuşmak için takvayı esas almak, maddi ilimlere ulaşmak için de başta İslamî ilimler olmak suretiyle, asrın fen bilimlerine de vakıf olmak gerekir. Zira Kur’an’da tüm bunlar vardır.  

Eğer bizim benzer biçimde insanoğlu, ilhama mazhar olan büyük müfessirler benzer biçimde bir müfessir olmak düşüncesinde isek, daha sittin yıl bekleyeceğiz. Unutmayalım ki, tatlı hayaller kolay kolay gerçekleşmez.

Mevcut olan imkânları değerlendirmek gerekir…

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

uzayzaman tarafınca Çar, 24/12/2014 – 01:07 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir