‘…Huşu sahiplerinden başkasına elbette ağır gelir.’ Ayet Meali’nin Tefsiri

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Huşu Sahipleri

Süfyan es-Sevrî anlatıyor: el-A’meş’e huşû’nun ne olduğunu sordum, bana, ey Sevrî dedi. İnsanlara imam olmak istiyorsun bununla birlikte huşû’un ne olduğunu bilmiyorsun. Ben İbrahim en-Nehaî’ye huşû’un ne olduğunu sordum, o da bana şöyle dedi: Uaymiş (A’meşcik) İnsanlara imam olmak istiyorsun bununla birlikte huşû’un ne olduğunu bilmiyorsun. Şunu bil ki huşu sert kuru şeyler yemek, kalın ve sert elbiseler giymek, başı öne eğik durmak değildir. Huşu, şerefli olanı da sıradan olanı da hak açısıdan eşit görmendir. Allah’ın sana emrettiği bütün farzlarda Allah için huşu duymandır. Ömer b. Hat-tab, başını önüne eğmiş bir delikanlı görür de ona: Ey filan, başını kaldır, der. Çünkü huşu kalpte bulunandan başka birşey değildir.

Ali b. Ebi Talib de şöyle demiştir: Huşu’ kalptedir. Ve müslüman kişiye karşı yumuşak davranmandır. Namazında sağına soluna iltifat etmemektir.

Bu husus yüce Alah’ın:

“Namazlarında huşu duyan mü’minler muhakkak felaha ermişlerdir.” (el-Mü’minun, 23/1-2)

buyruğunu açıklarken güzel bir şekilde ele alınıp açıklanacaktır.

Her kim kalbinde bulunandan daha ileride bir huşû’u insanlara izhar e-der, gösterirse şüphesiz ki, böyle bir kimse onlara nifak üstüne nifak izhar etmiş olur.

Sehl b. Abdullah der ki: Teni üzerindeki her bir kıl huşu sahibi olmadıkça kişi hâşi’lerden olmaz. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Ondan dolayı Rablerinden korkanların derileri titrer.” (ez-Zumer, 39/23)

Derim ki: İşte övülmeye değer olun huşu budur. Çünkü korku (havf) kalbe yerleşti mi zahir huşû’u da beraberinde getirir. Kişi bunu bertaraf etme imkânını bulamaz. Ondan dolayı sen böyle bir kimseyi başını önüne eğmiş, edepli ve alçakgönüllü bir görünüme sahip görürsün. Selef ise, bu tür dışa yansıyan davranışlarını mümkün olduğu kadar gizlemek için olanca gayretlerini harcarlardı. Yerilen, sevilmeyen huşu ise insanın öyle olmadığı halde kendisini öyle göstermesi, içinden gelmediği halde ağlaşır olması ve başını sun’i bir şekilde önüne eğmesidir. Nitekim cahiller, kendilerine iyi bir gözle bakılsın, saygı duyulsun diye böyle yapmaya kalkışırlar. Bu ise şeytanın bir aldatması, insan nefsinin insanı kandırmasıdır. el-Hasen’in rivayet ettiğine göre adamın birisi Ömer b. el-Hattab’ın yanında üzülüyormuş gibi iç geçirir. Hz. Ömer ona elini yumruk yapıp vurur. Hz. Ömer, konuştuğu zaman sesini işittirir, yürüdüğü zaman hızlı yürür, vurduğu zaman da acıtırdı. Bununla beraber o, gerçekten ibadete düşkün ve samimi bir kimse idi, gerçek manada huşu sahibi bir kişi idi.

İbn Ebi Necih’in rivayetine göre de Mücahid şöyle demiştir: Hâşi’ler gerçek mü’min olan kimselerdir.

İmam Kurtubi , el Camiu li Ahkamil Kur’an , cilt:2,syf;65

The post ‘…Huşu sahiplerinden başkasına elbette ağır gelir.’ Ayet Meali’nin Tefsiri appeared first on Mekteb-i Suffa.

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

One comment on “‘…Huşu sahiplerinden başkasına elbette ağır gelir.’ Ayet Meali’nin Tefsiri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir