Hz. Peygamber (asv)’in, Kur’an’ı, ihtiyaçlara gore kendisinin yazdığı iddiasına ne dersiniz?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Bu sözler fazlaca kolay bir mantık ürünüdür. Kur’an ayetlerinin belli sorulara yanıt vermek, problemleri çözmek, belli vakalara ışık tutmak ve benzeri mevzuları açıklamak suretiyle indiğine dair gerçek, hem Kur’an’ın, hem Peygamber (asv)’in, hem İslam alimlerinin seslendirdiği bir hakikattir. Tefsir usulü literatüründe buna “esbab-ı nüzul” adı verilir.

Burada aslolan sorun, Kur’an’a inanıp inanmama meselesidir. Kur’an’ın Tanrı tarafınca Hz. Muhammed (a.s.m)’e indirilen bir kitap olduğuna inanan kimse “Bu sorunlara yerli yerince çözüm getirenin Tanrı bulunduğunu” söyler. Kur’an’ın Hz. Muhammed (a.s.m) tarafınca -hâşa, yüz bin kere hâşa- uydurulduğunu düşünen bir kâfir ise, ister istemez bu çözümleri getirenin Hz. Muhammed (a.s.m) bulunduğunu söylemek zorundadır. Aslına bakarsanız bunun başka bir izahı da olması imkansız.

Elimizde, kırk yönden mucize, 114 suresinden en kısa bir suresinin bile bir benzerini getirmenin asla kimsenin gücü dahilinde olmadığını söyleyerek, bin yıldan beridir tüm insanlara, hatta cinlere de meydana okuyan, kâinatın yaratışından tutun, ta kıyametin iyi mi kopacağına kadar ontolojik, kozmik, arkeolojik bilgilere işaret eden, süre içinde doğruluğu ispatlanmış bir fazlaca gaybî haberlere imza atan ve üstelik okuma-yazması olmayan ümmî bir zatın alinde ortaya çıkan bir Kur’an vardır. Bunu yok saymanın imkânı olmadığına gore, kâfir olanların elinde tek bir seçenek kalır; Kur’an’ın yazarı -haşa- Hz. Muhammed’dir.
 
Aslen bu tür inkarcıların kafalarını daha iyi çalıştırmaları için onlara kısa bir yol tavsiye etmeyi düşünüyoruz.

“Şöyleki oldu da Hz. Muhammed bunun için  filanca ayeti Kur’an’a yazdı” türünden fazlaca uzun ve bir fazlaca yönden de tutarsız olduğu kanıtlama edilebilen bir iddia yerine, özetlemek gerekirse “Hz. Muhammed (a.s.m) Hz. Musa (as) ve Hz. İsa (as)’a bakarak o da peygamberliğini duyuru etti” deseler, daha kestirmeden bir yol alırlar. Yalnız burada bir tek problemleri var; o da bunların hiçbir peygambere inanmamalarıdır.

Şu ayet-i celile ile bir hatırlamada bulunmayı vicdanî ve insanî bir vazife olarak görüyoruz:

“Resulüm! (kıyamet gününde) bir görsen o suçluları: Rablerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyleki derken: “Gördük, işittik ey Rabbimiz! Ne olur bizi dünyaya tekrar gönder! O şekilde güzel, makbul işler yaparız ki! Şu sebeple gerçeği kati olarak biliyoruz artık!”
(Secde, 32/12).

İlave data için tıklayınız:

ESBABU’N-NÜZUL.

Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğu ve günümüze kadar hiç değiştirilmeden geldiğini nasıl izah ederiz?

Kur’an’ın mucizelik yönü kırk (40) tanedir deniliyor; bunu nasıl anlamak gerekir?

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Pt, 11/01/2010 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir