İbrahim sûresi 4. ayete eski alimlerden sizin şeklinde meal veren var mı?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

İbrahim sûresi 4. ayet ve bu ayete bizim verdiğimiz meal şöyledir:

وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Biz, her resulü kendi toplumunun dili ile yolladık ki onlara açık açık anlatsın. Bundan sonrasında Allah, sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Kuvvetli olan o, doğru kabul eden odur.” (İbrahim, 14/4)

Ayete bu meal verdikten ortalama 8 yıl sonrasında İmam Mâturîdî’nin de aynı meali verdiğini büyük bir memnuniyetle tespit ettik. Hicri 333 (miladi: 944) senesinde vefat etmiş olan Mâturîdî’nin İbrahim 4. ayet ile ilgili tefsiri şöyledir:

لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ :  أي يضلُّ اللّهُ مَن آثر سبب الضلال و يهدي مَن آثر سبب الذي به يهتدي ، يهدي ذلك. وقال قائلون: فيضلُّ اللّهُ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء، هذا حكم الله أن يضل المكذبين و يهدي المصدقين. لكن الوجه فيه ما ذكرنا بدءً أنه يضل من آثر سبب الضلال ويهدي من يشاء، أي من آثر سبب الإهتداء.

“Allah, dalâlet yolunu tercih edeni saptırır, hidayet yolunu tercih edeni de hidayete erdirir. Bazıları (فَيُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ) ayeti için “Bu, Allah’ın tekzip edenleri saptırması, onaylama edenleri de hidayete erdirmesine dair hükmüdür” demişlerdir. Fakat doğrusu, bizim dediğimizdir. Şu demek oluyor ki Allah, dalalet sebebini (yolunu) tercih edeni saptırır, hidayet sebebini (yolunu) tercih edeni de hidayete erdirir.” (Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed el-Mâturîdî, Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Thk: Hatice Boynukalın, Dâru’l-Mîzân, İstanbul, 2006, c: 7, s: 458.)

Hicri 425 senesinde vefat etmiş olan Râgıp el-İsfehânî, bu ayet başta olmak suretiyle birçok ayette geçen “şâe” (شاء) fiiline birçok kelam âliminin “erâde” (اراد) kısaca istedi manası verdiklerini söylemiştir. (Bkz: Râgıp el-İsfehânî, el-Müfredât, ş-y-e mad) Demek ki, 333. senesinde vefat eden ve bir kelamcı olan İmam Mâturîdî, Râgıp’ın bahsetmiş olduğu kelamcılardan değilmiş. Fakat ondan sonra gelen Mâturîdî kelamcılarının, İmam Mâturîdî’nin aksine bu kelimeye “irâde” kısaca “isteme” manası vermeleri hakkaten fazlaca şaşırtıcı ve öğrenek vericidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca gösterilen Kur’an mealinde ayete verilen anlam şöyledir:

 “Biz her peygamberi, sadece kendi kavminin diliyle yolladık ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, yargı ve hikmet sahibidir.”

Diyanet Vakfı’nın ayete verdiği meal ise şöyledir:

“(Allah’ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle yolladık. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Bu sebeple O, güç ve hikmet sahibidir.”

Gene Diyanet’in çıkardığı Kur’an Yolu Tefsiri’nde ayete şöyleki meal verilmiştir:

“İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle yolladık ki onlara açık açık anlatsın; bundan sonrasında Allah dilediğini sapkınlık içinde bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güçlüdür, hikmet sahibidir.”

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın meali de şöyledir:

“Ve biz her gönderdiğimiz Resul’ü sadece bulunmuş olduğu kavminin diliyle yolladık ki onlara iyi beyan etsin sonrasında da Allah dilediğini dalâlette bırakır, dilediğini de hidayete erdirir, ve öyleki Aziz Hakim O.”

Allah dilediğini yola getirip dilediğini saptıracaksa niçin elçi göndersin? Bu durumda elçinin, o toplumun dili ile izahat yapmasının ne anlamı olur? Bu şekilde anlam ifade etmeyen bir iş “doğru kabul eden” Allah’a yakıştırılabilir mi? İçinde ciddi çelişkiler olan ifadeler, Allah’ın sözü olabilir mi?

Hanefiler kendilerini Mâturîdî mezhebine mensup sayarlar. Görüldüğü şeklinde tarih içinde mezheplerin, ciddi anlamda ana çizgiden uzaklaştırılması Kur’an meallerini bile anlam ifade etmeyen hale getirebilmiştir.

Bu mevzuyla ilgili geniş data edinmek isteyenlere aşağıdaki linkte bulunan “Kur’an’da İrade, Şey ve Fıtrat” başlıklı yazımızı okumalarını tavsiye ederiz:

www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kuranda-irade-sey-ve-fitrat.html

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir