İnsanlar fena durumlara karşın iyi mi şükürlerini gösterir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

Ben Tanrı’a inanan, namazlarını kılan ve Tanrı’tan korkan biriyim. Bir senedir hayatım hiçbir açıdan güzel değil ya da benim istediğim benzer biçimde gitmiyor. Aile hayatım, iş hayatım, iş arayıp bulamamam, dostlarım evlenirken benim adayımın bile olmaması, babamın bana borç takması anlayacağınız baya mutsuz ve yorgunum. Fakat ben kesinlikle Allaha isyan etmiyorum biliyorum en hayırlısı şuan bu demek ki.
Fakat insan ister istemez üzülüyor artık psikolojim o şekilde bir hale geldi ki devamlı ofluyorum. Üzülüyorum oldukca üzülüyorum kendimi oldukca yorulmuş yıpranmış hissediyorum. O denli huzursuzum ki size anlatamam. Daha iyi şükretmek için ne yapabilirim?
Kimi zaman oldukca dolup yeter diyorum yeter fakat sonrasında üzülüyorum ya isyan ettiysem diye bu sebeple benim Allaha isyan etmek haddim değil. İsyan etmemek için ne yapabilirim? Daha iyi iyi mi şükredebilirim?
Kimi zaman aklıma geliyor acaba asla mutlu olamayacak mıyım diye?
Kimi zaman aklımdan geçiyor acaba Tanrı beni sevmiyor mu diye düşünüyorum bu isyan etmek mi? Ben isyan etmek istemiyorum üzülsem de Tanrı’tan gelen her şeye razıyım. Elhamdülillah sevdiklerim sıhhatli..
Iyi mi şükretmeliyim?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Yanıt 1:

İnsan ister istemez yaşamış olduğu olumsuzluklardan etkilenir ve daha iyi şartların oluşmasını ister. Bu isteme isyan değildir.

Sadece niçin başkasının değil de benim başıma geliyor, ben ne yaptım ki bunlar oluyor seçimi ifadeler kulluk ile bağdaşmayan isyan ifadeleridir. Bunlardan kurtulmak gerekir.

Sizin bu sıkıntılara karşılık acaba isyan eden bir tavrım var mıdır diye düşünmeniz de aslına bakarsak bir kulluk ve şükür ifadesidir. Bu şekilde düşünmeniz oldukca güzel. Bu sabır ve hassasiyetinizi korumaya devam ediniz. İnşallah kısa zamanda sıkıntılarınızdan kurtulursunuz.

Yanıt 2:

Bir çekirdeğin toprağa gömülmesi, onun hakkında bir zillet değil, fazilettir, yükseliştir; çekirdek halinden çiçekli ve meyveli ağaç haline çıkmaktır. Bunun benzer biçimde, bir kulun başına gelen sıkıntılar ve onun gösterdiği tevazu, mahviyet ve ubudiyet toprağına gömülmek de o şekilde rahmettir.. Bundan nice sabır, tevazu, kulluk, mağfiret benzer biçimde çiçekler, meyveler, renkler, tatlar ve güzel kokular çıkacaktır.

Aynı durum, kaba saba bir kaya parçasını, güzel duyu kıymeti yüksek bir sanat eseri haline getirmek için sanatkar ustasının ona çekiçle vurması, sağını solunu oyması da ona zarar vermek değildir, aksine onun menfaatinedir.

Gene kaba saba bir demir parçasını, sanatkar bir ustanın onu ateşe atıp eritmesi de demire zarar vermek için, onun sanat eseri yapmak ve yararlı hale getirmek içindir.

İşte bunlardan sayısız ve sonsuz aşama hikmetler, faydalar ve rahmetler için, sonsuz hikmet ve rahmet sahibi olan Tanrı, kullarına bazı sıkıntılar, dertler, belalar verir. Bu durum görünüşte onlara bir sorun benzer biçimde gelse de gerçekte nice rahmet çiçeklerini, af ve mağfiret nimetlerini, sonsuz ve sonsuz yaşamın kazanımlarını vermek içindir.

Bunun farkına varan bazı kamil insanoğlu, “İyi değil demek ne haddimize. Şükürler olsun her halimize”, “Sövgü ve dalâletten başka her türlü hal için Tanrı’a hamd olsun.” demişlerdir.

Yanıt 3:

Kuran’a kulak verelim mealen ne diyor, malum herşeyin ilacı orada:

“İnsanlar asla sınav edilmeden, yalnız “İman ettik!” demeleriyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebut 2)

“…Gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer hakkaten mümin kimseler iseniz, en üstün olanlar sizsiniz!…”  (Al-i İmran 139)

“Ey müminler! Yoksa sizden ilkin gelip geçenlerin hali sizin de başınıza gelmeksizin kolayca Cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara o şekilde fakirlikler ve hastalıklar dokundu ve o şekilde belalarla sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberindeki inanç edenler: “Tanrı’ın yardımı ne vakit!” diyecek hale gelmişlerdi! Dikkat edin, kuşku yok ki Tanrı’ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)

“Sizi ne olursa olsun birazcık korku ve açlık, birazcık da mallardan, canlardan ve mahsullerden bir noksanlık ile sınav edeceğiz. O halde sabredenleri müjdele! Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği vakit: “Muhakkak ki biz, Tanrı’a aidiz ve muhakkak ki biz, sadece O’na dönücüleriz!” derler. İşte onlara Rablerinden mağfiretler ve bir rahmet vardır. Hidayete erenler de işte sadece onlardır.” (Bakara 155-157)

Hakikaten bu ve bunlar benzer biçimde nice ayetler içimize sürur veriyor ve sınav aleminde olan bizlere, yalnız Tanrı’ın kulu olduğumuzu ve O’nun bizi, hikmetine binaen çeşitli şekillerde adeta “inanç testine” doğal olarak tuttuğunu hatırlatıyor.

Kimi zaman oluyor ki, dertler, sıkıntılar üst üste geliyor ve Cenab-ı Hak bakıyor: “Kulum ibadetlerini ve kulluk vazifelerini aksatacak mı? Helal-Haram dengesini göz ardı edecek mi? Tüm bu sıkıntılara sabredecek mi?”

Kimi zaman oluyor ki, Tanrı maddi tinsel nimetlerini yağdırıyor, insan taşı sıksa adeta altına dönüyor, makam olarak terfi üstüne terfi alıyor, hepimiz onun ağzının içine bakıyor. Bu durumda gene Cenab-ı Hak bakıyor: “Kulum ibadetlerini ve kulluk vazifelerini aksatacak mı? Helal-Haram dengesini göz ardı edecek mi? Kazandıklarını ve muvaffakiyetini kendinden mi bilecek yoksa Benden mi? Zekat ve sadakasını verip bol miktarda Tanrı yolunda infak edecek mi, her daim şükür halinde mi olacak?”

Şundan dolayı gene Rabbimiz mealen buyurmuş;

“…İşte bu günler o şekilde günlerdir ki, onları insanoğlu içinde evirir çeviririz. Ta ki Tanrı, inanç edenleri ortaya çıkarsın ve içinizden yaptıklarınıza şâhitler edinsin! Şundan dolayı Tanrı, zalimleri sevmez.” (Al-i İmran 140)

Dolayısıyla bizlere düşen öncelikle:

“Ey inanç edenler! Sabır ve namaz ile Tanrı’tan yardım isteyin! Muhakkak ki Tanrı, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

Bizlere düşen;

Başta namaz ibadetlerimizi aksatmamak, bol miktarda tövbe ve istiğfar etmek, İslam’ın emrettiği Sırat-ı Müstakim suretiyle olmak, Tanrı’a bizim için bir çıkış yolu açması için sabırla yakarış etmek ve buna tüm kalbimizle inanç etmek.

Bu esnada etrafımızda kimi zaman üst üste gelen terslikler, aksilikler ve hatta belalara ve bunlara vesile olan insanlara asla kırıcı ve ters davranmamak. Aksine Peygamberimiz (asm) benzer biçimde hoşgörü ile yaklaşarak, güzel ve yerinde sözlerle onlara doğru yolu ve İslam yolunu bildiri etmek.

Tanrı bu şekilde bir kulunun dualarını muhakkak kabul edecektir;

Ya belaları derhal def’ edecektir, ya kulunun sabır enerjisini ve tevekkülü arttıracaktır ve zaman içinde işler rayına girecektir, ya da bir hicret kapısı açacaktır…

Özet olarak O’na ihlas ile teslim olursak ve ye’se düşmezsek muhakkak bizlere bir çıkış yolu sunacaktır. Yeter ki kalben buna inanç edelim.

Bir menkıbe ile bitirelim;

Bir zaman kuraklık varmış. Ahali bir hak dostuna gelmiş ve demişler ki:

“Ya falanca alim şahıs! Senin yakarış makbuldür, bir yakarış et te yağmur yağsın, perişan olduk.”

O zat ta:

“Toplanın gelin benimle şu dağın başına çıkalım, orada yakarış edelim demiş.”

Çıkmışlar dağın başına, hak dostu olan alim şahıs bakmış hepimiz orada. Demiş ki:

“Boşuna beklemeyin yağmur yağmayacak!”

“Aman efendim!” demişler. “Daha yakarış bile etmediniz!”

Hak dostu buyurmuş:

“Ettiğiniz duaya inanmazsanız, Tanrı niçin onu yerine getirsin? Hem yağmur istiyorsunuz hem de asla biriniz yanına şemsiye bile almamış!”

İlave informasyon için tıklayınız:

Acıları hangi kategoriye sığdıracaksınız? | Sorularla İslamiyet

Allah’a karşı istemsiz kırgınlıklar için ne tavsiye edersiniz? | Sorularla …

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

tg tarafınca Per, 07/03/2019 – 20:05 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir