İslam’da Ruhbanlık yasaksa, bazı evliyaların çilehanelere kapanması iyi mi açıklanır?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Hadid Suresi 27. ayetin mealinde, yaşam boyu dünya lezzetlerinden el çekip, evlenmeyip ücra yerlerde sırf ibadetle meşguliyetin İslam tarafınca yasaklandığı söyleniyor. Bu çerçevede, birçok tasavvuf ehlinin kendisini çilehanelere kapatıp, ücra yerlerde yakarma etmesi, niçin İslam kültürü içinde hoş bir şey olarak kabul edilir?

– Allah insanoğlunun kendisine zulüm etmesini yasaklamıyor mu?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Sonrasında bunların izinden ard arda peygamberlerimizi yolladık. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından yolladık, kendisine İncil’i verdik ve ona uyanların kalplerine şefkat ve acıma koyduk. Uydurdukları ruhbanlığı ise biz kendilerine farz kılmadık, fakat Allah rızasını kazanmak için kendileri onu buluş ettiler. Kaldı ki ona gereği şeklinde de riâyet etmediler. Ikimiz de onlardan inanç edenlere mükâfatlarını verdik. Onların bir çok ise büsbütün yoldan çıkmışlardır.” (Hadid, 57/27)

– Bu ayette ruhbanlığın yasaklandığına dair bir ifade yoktur. İfade edilen şey, ruhbanlığın Allah tarafınca farz kılınmadığı, bazı Hristiyanların Allah rızasını kazanmak için bunu buluş ettikleri hususudur.

– Ayette “insanların farz kılınmayan bir şeyi buluş etmeleri” yerilmemiş, aksine övülmüştür. İnsanların “ona riayet etmemeleri” kötülenmiştir. (bk. Rzi, İbn Kesir, İbn Aşur, Alusi, ilgili yer)

– Ayette bu kimselerin buluş ettikleri ruhbanlığın “bidat” olarak adlandırılması, her bidatin fena olduğu anlamına gelmez. Bundan dolayı birazcık ilkin de belirtildiği suretiyle, burada bu bidat kötülenmemiş, ona riayet edilmemesi kötülenmiştir.

– Değişik hadis kaynaklarında yer edinen aşağıdaki hadis-i şerifin ifadesi de bunu teyit etmektedir:

Abdullah b. Mesud’un anlattığına nazaran Peygamberimiz (asm) şu şekilde buyurdu:

“Bizlerden önceki (ümmet)ler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Üç fırka hariç ötekiler helak oldular. Bu üç fırkalardan biri; Allah’ın dini ve Hz. İsa’nın dini uğrunda krallarla savaşan kimselerdir. Bir diğeri: Krallara karşı savaşma gücünde olmamakla birlikte, kendi kavimlerini dine çağrı etmiş ve bu yüzden krallar tarafınca testerelerle biçilmiş ve öldürülmüş kimselerdir. Üçüncü fırka ise, ne krallarla savaşmak ne de onlarla beraber dinlerini yaşamak imkânı bulmadıklarından, dağlara çıkıp ruhbanlık yaşamını yaşadılar. İşte ‘Uydurdukları ruhbanlığı ise biz kendilerine farz kılmadık, fakat Allah rızasını kazanmak için kendileri onu buluş ettiler.’ ayeti bunlar hakkında inmiştir. ‘Onlardan inanç edenlere mükâfatlarını verdik.’ mealindeki ayetin ifadesi, beni onay edip inanç edenler hakkındadır. ‘Onların bir çok yoldan çıkmış kimselerdir.’ mealindeki ifade ise beni inkâr eden, bana inanç etmeyenler hakkındadır.” (bk. Taberi, Razi, İbn Kesir, Alusi, ilgili ayetin tefsiri)

Bu hadis rivayetinde de ruhbanlık kurtuluş yollarından biri olarak gösterilmiştir.

– İmam Nevevi’nin “alimlerin görüşü” diyerek bildirdiğine nazaran “bidat” beş çeşittir.

a) Vacip olan bid’atlar: Dinsizlere karşı kelamcıların kullandığı aklî delilleri öğrenmek şeklinde.

b) Mendup olan bid’atlar: Kitapları telif etmek, medreseler, hangâhlar  inşa etmek şeklinde.

c) Mubah olan bid’atlar: Geniş bir yelpazede leziz yemekler yiyecek, güzel elbiseler giymek şeklinde.

d-e) Haram ve mekruh olan bid’atlar ise bellidir. (Tükçe ezan okumak şeklinde ibadetlerin şeklini değiştiren bid’alar bu türdendir; yerine nazaran haram yerine nazaran mekruh olabilir).

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber (asm)’in “Her bid’at dalalettir.” sözü, hususi bir genele aittir. (bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri)

Bu mevzuda genel kaide şudur: İnsanların uydurdukları bir bid’at, eğer Allah ve Resulünün emirlerine aykırı ise, bu bid’at dinde yeri olmayan bir fenalık simgesidir. Eğer bu buluş edilen bid’at, genel olarak İslam’da güzel karşılanan şeyler türünden ise, bu mubah olan bir bi’attır. Hz. Ömer’in cemaatle teravih namazı kılmak için kullandığı “Bu ne güzel bir bid’attır.” ifadesi de bu çerçevede değerlendirilir. (bk. Alusi, a.g.y)

– Bir rivayete nazaran Peygamberimiz (asm) şu şekilde buyurdu:

“İleride o şekilde bir devir gelecek ki Müslümanın en hayırlı malı davarları (keçi-koyun) olur ki, onları alıp dağların geçitlerine ve yağmurun düşmüş olduğu bölgelere götürür de bununla fitnelerden kaçıp dinini korumaya çalışır.” (bk. Buhârî, İman 12, Bed’ü’l-Halk 14; İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Bu hadiste de -fitneden sakınmak ve dini korumak için- inzivaya çekilmenin caiz bulunduğunun ötesinde, övgüye kıymet olduğu anlatılmıştır.

İlave informasyon için tıklayınız:

– Kur´anda, ruhbanlık yoktur(Hadid 57/27) denildiği halde, dünyada zahitlik yapmak bir çelişki değil midir?
– İslam da ruhbanlık var mıdır?

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Sammy tarafınca Ct, 23/08/2014 – 02:44 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir