Kabuğuna giremeyen kaplumbağa, evrime kanıt mi?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Kabuğunun içine büyüklüğünden dolayı giremeyen kaplumbağa türü Evrime kanıt değil midir?
– Gecen internette bir şey gördüm. Bir kaplumbağa türü, büyüklüğünden dolayı kabuğuna sığamıyor. Bu yüzden kabuğu kendisine bir tek bir yük.
– Bu tabloya bakınca Allah kabuğu, bu kaplumbağaya yük etmesi gereksiz ve abes (Haşa) olmuyor mu?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Kabuklar kaplumbağaların evleri gibidir. Şu demek oluyor ki, onları düşmanlarından korumuş olan, içine sığındığı bir zırh ve bir mekândır.

Biliyorsunuz ki kaplumbağalar yumurtadan çıktıktan bir süre sonrasında vücutlarında Cenab-ı Hak kabuk yaratır. Üç beş santim büyüklüğündeki bu yavrular gelişip büyüdükçe kabukları da ona paralel olarak değiştirilir. Bunun zamanını ve değişiklik yapma şeklini belirleme eden o canlıyı yaratan Allah’tır. İnsanlar bunların yapısını ve kabuk değişiklik yapma periyotlarını takip ederek ortaya koyabilirler.

Burada dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan mühim mevzu, Allah’ın hikmetini bilmediğimiz işlerine itiraz edilmemesidir. İşin önünü sonunu bilmeden görmüş olduğu bir şey hakkında -haşa- “Allah’ın gereksiz ve gereksiz yarattığı” hükmüne varmak asla düşünülmemesi ihtiyaç duyulan bir mevzudur. Bunun yerine şöyleki düşünmek gerekir:

“Allah hiçbir şeyi boş, sebepsiz ve gelişigüzel yaratmaz. Bir atom dahi başıboş değildir, yaratılmış olmasının kesinlikle bir vazifesi, hikmeti ve gayesi vardır. Bunu ben bilemiyor olabilirim. İlmen de bir ihtimal bugün onun vazifeleri anlaşılmamış olabilir. Gelecekte o yaratılışın pek fazlaca hikmetleri ve gayeleri bulunacaktır.”

demelidir. Şu demek oluyor ki insan Allah’ın yanında haddini bilmeli, edebini takınmalı derhal her şeye itiraz parmağını uzatmamalıdır. 

Şöyleki bir öykü anlatırlar. Aslı vardır, yoktur, bilmeyiz. Fakat bu mevzuyu güzel izah etmiş olduğu için vermek isteriz:

Deniz yolculuğunda vapur fırtınaya tutulmuş. Bir sağa yatıyor, bir sola. Neredeyse battı batacak. Yolcuların her birisi bir tarafa koşuşturuyor. İçlerinden birisi, koltuğuna yaslanmış, oturmuş olduğu yerden asla istifini bozmuyor. Birisi dayanamayıp sormuş:

– Beyefendi! Hepimiz kaçacak delik arıyor, sen asla istifini bozmuyorsun. Nedir bu halin?

– Ben Allah’ın işine karışmam. Bir kere O’nun işine karıştım. Bana pislik böceği yerdi. O ne yaparsa en iyisini yapar.

– Pek bir şey anlamadım.

– Bak anlatayım. Ben bir süre, hayvan pisliklerini yuvarlayan bir böcek gördüm ve “Allah bunu niçin yaratmış? Bu şekilde pislikle uğraşan bir böceğe ne gerek var, bunlar gereksiz ve abes şeyler.” dedim. Aradan bir süre geçti, ağır bir hastalığa yakalandım. Doktorlar çaresini bulamadı. Birisi, pislikleri yuvarlayan o böceği kurutup yersem iyileşeceğimi söylemiş oldu. Ben de çar çaresiz o böceği bulup kurutarak yedim ve iyileştim. İşte bu hadiseden sonrasında O’nun işine asla karışmamaya karar verdim. Sana tavsiyem. Sen de karışma.

İlave bilg için tıklayınız:

 – Sorularla Evrim

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

Anonim tarafınca Pt, 06/02/2017 – 01:34 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir