Katılım sigortacılığı (İslâmî sigortacılık) nedir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

2017 Aralık ayında yürürlüğe giren katılım sigortacılığı ile ilgili yönetmelik uzun zamandan beri beklenen bir mevzuat boşluğunu kısmen doldurdu; artık mevzuatlı olarak katılım sigortacılığı yapmanın kapısı açılmış oldu.

Devletimizde adı katılım sigortacılığı olan faaliyetin öteki yaygın adları ‘üyelik’ ve ‘takâfül’ sigortacılığıdır. Fıkha dayandığı için “İslâmî sigortacılık” ifadesi de kullanılmaktadır.

Bu sigortacılığın esası yada özetlemek gerekirse açıklaması şudur:

Fıkıhta “şartlı bağış” mevzusu tartışılmıştır. “Bana şu elbiseyi bağışlaman şartıyla sana şu kitabı bağışlıyorum” şeklindeki bir teklifi karşı taraf kabul ederse “ivaz (karşılık) şartlı bağışlama” gerçekleşmiş olur. Bağışlanan şeyler belli olmak şartıyla bu akdin sahih olduğunda dört mezhebin ittifakı vardır; ihtilaf “bunun bağış mı, satım akdi mi, başı bağış sonu satım akdi mi olduğu” mevzusunda ve bağışlanan şeyde belirsizlik var ise akdin sahih olup olmadığı mevzusundadır.

Tekâfül sigortası, “karşılık şartı ile bağış” esasına dayandığı için “bağışlananda belirsizlik olsa bile akit sahihtir” diyen Mâlikî mezhebi tercih edilerek caiz görülmüş ve uygulamaya konulmuştur.

Benim yorumuma nazaran bu sigorta şeklinde bağışlanan şey, affetme gerçekleşirken “belirsiz (bilinmeyen)” değildir. Sisteme katılanlar, sistemi yönetenlere, örnek olarak trafik kazasında hasar oluştuğunda, hasarı karşılayacak oranda paranın verilmesine vekalet vermektedirler. Vekil yönetici de “ödeme esnasında belli olan hasarın bedelini” şartlı bağışlama olarak ödemektedir.

Tüm dünyada yaygın olan ticari (primli) sigortacılıkta sigorta şirketi, sigorta mevzusu olan riski karşılama taahhüdü karşılığında prim alır ve bu prime haiz olur. Belli süre içinde risk gerçekleşmezse primin tamamı, gerçekleşirse bakiyesi firmanın olur yada şirket primden fazlasını öder. Ek olarak bu firmalar topladıkları fonları helâl-haram farkı gözetmeden kullanırlar, kendileri için paradan para kazanırlar.

Tekafül sigortacılığında sigortaya katılanlar, toplanan fonun sahibi olurlar, şirketi yada kooperatifi yönetenler onların vekili sayılırlar ve hizmetlerine karşılık vekâlet tutarı alırlar. Toplanan fon İslâmî kurallara nazaran yönetilir ve nemalandırılır, kazanılan para da sigortaya katılanların olur. Şarta uygun ödemelerden artan para sigortalıların hesaplarına yazılır ve çekilmek isteyenler kalan paralarını alarak çekilirler.

Şimdi devletimizde yaşayan ve İslâmî hassasiyeti olan (haram-helâl ayrımı meydana getiren) Müslümanlar için ticari sigortacılara başvurma zarureti ortadan kalkmıştır. Katılım sigortacılığı yerleşinceye kadar öteki sigortacılara, aynı esaslara nazaran sigorta yapmak suretiyle pencere açma izni üç yıllığına verilmiştir, üç yıl sonrasında bu da sona erecektir.

Dünyada gittikçe saygınlık gören ve yayılan tekâfül sigortacılığının devletimizde iki eksiği var:

1. Müslümanlar hâlâ bu sisteme kafi desteği vermiyorlar, bu yüzden sistem gelişip genişleyemiyor.

2. Öteki sigortacılıkta olduğu şeklinde katılım sigortacılığında da re-tekâfüle (reassurance) gereksinim vardır. Devletimizde İslâmî reasürans/re-tekâfül şirketi/kuruluşu mevcut değildir, yurt haricinde da kafi sayıda yoktur. Himmet ve dînî çaba sahibi sermayedarların bir araya gelmiş olarak zaman geçirmeden re-tekâfül kuruluşunu gerçekleştirmeleri farz-ı kifâyedir.

Şeriatın uygulanmasını isteyenler işe kendilerinden başlamadıkça hem başarıya ulaşmış olamazlar, hem de talebin samimiyeti tartışılır.

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Anonim tarafınca Per, 05/07/2018 – 08:59 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir