Kur’an ataları uyarılmış bir topluma mı geldi, uyarılmamış bir topluma mı?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Ilk olarak ayetler içinde herhangi bir çelişki bulunmadığını belirttikten sonrasında sorunuzu şu şekilde cevaplandırmaya çalışalım:

Birincisi; Kur’an’ın tek bir ayeti ile yargı verilemez. Kur’an, bir vakası minimum iki yerde özetleyen bir usûlle/yöntemle kendi kendini açıklar. Bu usûlü sadece alanında uzman ilim adamları topluluğu uygulayabilir.

Kur’an’ı Açıklamada Usûl mevzusunda detaylı informasyon için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kurani-aciklamada-usul.html

İkincisi; Yahudi ve Hıristiyanların elindeki Tevrat ve İncil her ne kadar indirilmiş olduğu benzer biçimde korunamamış olsa da hala doğru inancı gösteren ifadeler taşımakta, onları son nebîye inanmaya çağırmaktadır. Allah Teâlâ şu şekilde buyurmuştur:

“Allah nebilerinden kati söz aldığında şu şekilde demiştir: ‘Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü yüklendiniz mi?’ Onlar: ‘Kabul ettik.’ demişlerdi. Allah: ‘Siz buna tanık olun, sizinle birlikte ben de şahidim.’ demişti.

Bundan sonrasında sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar.[1]

Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim var ise isteyerek yada istemeyerek O’na teslim olmuştur. Hepsi döndürülüp O’nun huzuruna çıkarılacaktır.” (Âl-i İmrân, 3/81-83)

De ki: ‘Ey Ehlikitap! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam olarak yerine getirmedikçe temelsiz kalırsınız!’ Rabbinden sana indirilen (Kur’an), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kafirler topluluğuna üzülme.” (Mâide, 5/68)

“Ehlikitap içinde o şekilde kimseler vardır ki, Allah’a içten inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilmiş olana da inanırlar. Allah’a karşı saygılıdırlar. Allah’ın ayetlerini geçici bir bedelle değişmezler. Onların alacakları karşılık Rableri katındadır. Allah hesabı acele görür.” (Âl-i İmrân, 3/199)

Hıristiyan ve Yahudilerdeki Mesih inancı, beklenen son nebînin gelmediğini iddia etmelerinden ve yerine kendi belirledikleri birini koyma arzularından meydana gelmektedir. Onların önde gelenleri bunu bilmektedirler.

Mekkelilerin de büyük ataları uyarılmış, kendilerine nebî olarak Hz. İbrahim ve Hz. İsmail gönderilmişti.  Fakat ellerinde, (Tevrat ve İncil benzer biçimde) gelecek son nebîye inanmalarını emreden herhangi bir kitapları yoktu. Eğer Resûlullâh onlara gönderilmeseydi iddianız haklı olabilirdi. Onun, tüm insanlığa gönderilen elçi olduğu gösteren ayetlerden birkaçı şöyledir:

“… Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve ulaşmış olduğu herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile birlikte başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki: ‘Ben buna şahitlik etmem.’ ‘O sadece bir tek Allah’tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım’ de.” (En’âm, 6/19) 

“Biz seni tüm insanlara, müjdeci ve uyarıcı olarak yolladık fakat bir çok insan bunu bu şekilde bilmez.” (Sebe, 34/28)

“De ki: Ey insanoğlu! Ben sizin hepinize Allah’ın gönderilmiş olduğu elçiyim. Göklerde ve yerde hâkimiyet O’na aittir. O’ndan başka ilah yoktur. Yaşam veren ve öldüren O’dur. Siz Allah’a inanıp güvenin; nebî olan ümmi resulüne de. O Resûl de Allah’a ve O’nun sözlerine inanıp güvenir. Ona (Nebî olan Resûle) uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’râf, 7/158)

“İşte bu şekilde. Bunu sana, Arapça kur’anlamış olur (ayet kümeleri) halinde vahyettik ki Anakent’te (Mekke’de) ve çevresinde olanları uyarasın. Geleceğinden kuşku olmayan toplanma günü mevzusunda da uyarasın. Bir kesim Cennette, bir kesim de alevli ateşin içinde olacaktır.” (Şûra, 42/7) 

“Verimli olan ve kendinden öncekileri onay eden bu Kitabı da biz indirdik. İndirdik ki Anakenti ve çevresini uyarasın. Namazlarına itina gösterip Ahirete inananlar, buna da inanırlar.” (En’âm, 6/92)

[1] Bunu destekleyen ifadeler İncil’de vardır. Aşağıda geçen metinde “O” yerine “Muhammed” kelimesini koyarak okuyun:

“Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?’ diye sormuyor. 6Fakat size bu tarz şeyleri söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. 7Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Destek size gelmez. 8O ulaşınca dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı mevzusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. 9Günah mevzusunda – şundan dolayı bana inanç etmezler. 10Doğruluk mevzusunda – şundan dolayı Baba’ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz. 11Yargı mevzusunda – şundan dolayı bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. 12«Size daha fazlaca söyleyeceklerim var, fakat şimdi bunlara dayanamazsınız. 13Ne var ki O, şu demek oluyor ki Gerçeğin Ruhu ulaşınca, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. 14 O beni yüceltecek.” (İncil, Yuhanna, 16: 5-14)

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir