Kur’an-ı Kerim’de geçen Surelerin Faziletleri hakkında informasyon verir misiniz?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Yanıt 1:

Kur’an’ın fazileti ve esrarı anlamına gelen “Havassu’l-Kur’an” konusunu işleyen mühim kaynaklardan biri, Nesaî ve İbn Kesir’in “Fedailu’l-Kur’an” adlı eserleridir.  Bir bölüm olarak mevzuyu işleyen kaynaklardan biri de Suyutî’nin el-Itkan adlı eseridir. 

Mevzuyla ilgili olarak Bediüzzaman Said Nursi’nin şu uyarısını -özetle- hatırlatmakta yarar mülahaza etmekteyiz: “Kulluk ve ibadetin sebebi Allah’ın emrini yerine getirmek, maksadı ise, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Yararları ve neticeleri ise, ahirette görülecektir.  Bununla birlikte, dünyaya ilişkin -istenmeden, aslolan maksat yapılmadan- kendi kendine hasıl olan bazı faydaların kulluğa ziyanı olmaz. Bu şeklinde güzellikler, bilhassa kullukta zayıf olanları güçlendiren, onların ibadete olan şevklerini artıran şekerleme türünden- ilahî bir  lütuftur.

Eğer dünyaya ilişkin faydalar ve menfaatler, bir virdin, bir zikrin gerçek bir amacı/bir gayesi, bir illeti/bir sebebi haline getirilirse,  söz mevzusu virdin yada zikrin sevabının minimum bir kısmını iptal eder, onları, etkisiz bırakır.

İşte bu sırrı anlamayanlar, örneğin yüz hasiyeti ve faydası olan Şah-ı Nakşi Bend’in kutsi evradını yada bin hasiyeti bulunan Cevşenü’l-kebir münacatını, dünyaya ilişkin bazı yararları gözeterek okuyorlar, fakat geçmişteki Salih kimselerin, velilerin ve kutupların gördükleri yararları göremiyorlar, sonrasında mevzuyla ilgili olarak onlardan gelen haberlere kuşku ile bakmaya başlarlar. Oysa, o zatlar, okuduklarını sırf Allah’ın rızasını kazanmak için okumuşlar, onlar kasıtlı olarak gözetmedikleri halde, Allah’ın kendilerine ikram etmiş olduğu bazı lütuflarını –okumaya teşvik olsun diye- başkasına da aktarmışlardır.

Gerçek şudur ki, dünyanın bir menfaatini ve bir yararını düşünerek bir virdi yada bir zikri okuyanlar, Salih kimselerden rivayet edilen yararları göremezler, göremeyecekler ve görmeye hakları da yoktur” (Bkz. Lemalar/17. Lema, s.131-132).

Yanıt 2:

Surelerin faziletleri mevzusunda bazı rivayetler şöyledir:

Fatiha süresi: Surenin fazileti ile ilgili birçok rivayet mevcuttur. Bunlardan birisi söyledir: “Bu surenin benzeri ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da ve ne de Kur’ân’da yoktur” (Ibnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesirî, I, 10; Kurtubî, el-Câmiu’li Ahkâmü’l-Kur’an, I, 108).

Bakara Süresi: Bakara suresinin fazileti hakkında birçok hadîs-i şerif vârid olmuştur: “Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’an’ın zirvesi de Bakara suresidir. Her kim onu evinde geceleyin okursa üç gün o eve şeytan girmez. Kim de onu evinde gündüzün okursa o eve üç gün, şeytan girmez.” (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr; Ebu Yâ’lâ, İbn Hibbân, Taberânî, Beyhakî).

“Kur’an’ın en faziletli suresi Bakara suresidir. Onun da en büyük ayeti Âyetü’l-Kürsî’dir. Bir evde Bakara suresi okunursa şeytan onu dinlemeye tahammül edemeyerek oradan dışarı fırlar. ” (Suyûtî, Camiu’s-Sağîr).

“İki parlak sureyi, Bakara ile Âli İmrân surelerini okuyun. Zira bunlar kıyamet gününde iki gölgelik veya iki kuş bölüğü şeklinde gelir, okuyucularını mahşerin sıcağından korurlar, onları savunma ederler. Bakara suresini okuyun. Ona haiz olmak bolluk, onu terk etmek pişmanlıktır. Sihirbazlar onu elde etmeğe güç yetiremezler. ” (Suyutî, Camiu’s-Sagîr; Müslim, 1/553, hadis no: 804).

“Her kim Bakara suresini okursa başına Aden tacı geçirilir.” (Dârimî 2/447, 10572).

“Bakara suresini ögretmek bolluk, terk etmek ise pişmanlıktır. Sihirbazlar onu elde etmeğe güç yetiremezler. O Kur’an’ın çadırıdır. ” (Dârimî, 2/446, 10570). Bakara suresinin 255. ayeti olan Âyetü’l-Kürsî ayri bir özellik taşımaktadır. Bu mevzuda da iki hadis zikretmekle yetineceğiz.

“Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’an’ın zirvesi de Bakara suresidir. Onda o şekilde bir ayet vardır ki o ayet Kur’ an ayetlerinin efendisidir. O da Âyetü’l-Kürsî’dir. ” (Tirmizî, V,157, hadis no: 2878).

Bakara suresinin Âmene’r-Resûlû olarak meşhur olan son iki ayetinin de oldukça büyük faziletleri vardır.

“İbn Abbas’ın rivayetine bakılırsa, bigün Cebrail (a.s.) Peygamber (s.a.s.)’in yanında otururken yukarıdan kapı sesi şeklinde bir ses duydu. Başını kaldırdı: “İşte bugün gökten bir kapı açıldı. şimdiye kadar bu kapı açılmamıştı. Gökten bir melek indi. O da bugüne dek inmemişti. Melek selâm verdi ve: “Müjde, sana iki nur verildi ki senden ilkin hiçbir peygambere verilmemiştir. Bunlar: Fatiha suresi ile Bakara suresinin son ayetleridir. Kim bunlardan bir harf okursa muhakkak sevabını görür.” (Müslim, I, 554, hadis no: 806) buyurdu.

Ebu Mes’ud’un rivayet etmiş olduğu hadîs ise şöyledir: “Her kim Bakara suresinin son iki ayetini okursa onu her türlü kötülükten korurlar.” (Müslim, I, 555, hadis no: 807).

Numan b. Beşir’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte de şu şekilde buyrulmaktadır: “Cenâb-ı Allah gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl evvel bir kitap yazdı. Ondan iki ayet indirerek Bakara suresini tamamladı. Bunlar bir evde üç gece okunursa o eve ,şeytan yaklaşmaz. ” (Tirmizî, V, 160, hadis no: 2882)

İhlas Süresi: Ashabtan biri, bir şahsın ihlâs sûresini yine yine okuduğunu işitir. Sabah olunca Hz. Peygambere gelir ve durumu ona anlatır, adam hakkında söz söyleyecek olur Hz. Peygamber buyurur ki; “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a vallahi billahi ki o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” (Kamil Miras, Sahîh-i Buhârî Muhtasari Tecrid-i Sarîh Tercemesi, Ankara 1984, XI, 234).

Resulullah (s.a.s) ashâbına “Sizden biriniz bir gecede Kur’an’in üçte birini okumaktan aciz olur mu?” diye sorar. Bu onlara zor gelir: “Ya Resulullah, hangimiz buna güç yetirebiliriz?” derler. Bunun üstüne Resul-i Ekrem: “Allahü’l Vâhidü’s-Samed (ihlâs) sûresi Kur’an’ın üçte biridir” buyurur (Buhârî, Fedâilu’l-Kur’an, 13; Müslim, Müsâfirûn, 259; Tirmizi, Fedâilu’l-Kur’ân, 11).

Hazreti Peygamberin bu sûrenin Kur’an-ı Kerîm’in üçte birine denk bulunduğunu belirtmesini âlimler, Kur’an’ın manası itibariyle üçte birine denk olması ve bir de Kur’an tilâvetinden hasıl olacak sevap olarak izah etmişlerdir. Zira Kur’an-ı Kerîm’in üçte biri tevhîd bilimsel, üçte biri tesri’ (yasama, ahkam) bilimsel ve üçte biri de ahlâk bilimsel mevzularını ihtiva eder (M. Hamdi Yazir, a.g.e, VIII, 6343-6345). İhlâs sûresi ise yukarda da belirtildiği şeklinde bütünüyle birleştirme ilmini, zati ve sıfatlarıyla Cenab-ı Hakkın varlığını, birliğini, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını, her şeyin kendisine muhtaç bulunduğunu, selef ve halefe ihtiyacı olmaması sebebiyle doğmadığını ve doğurulmadığını açıklaması münasebetiyle Kur’an’ın üçte birine müsâvidir. Allah’ın zat ve sıfatlarından, başka surelerde de bahsedilmektedir; sadece bu sure, sırf bunlardan bahsetmektedir.

Asr Suresi: Sahabeler birbirlerine karşılaştıkları zaman « Asr » suresini okurlardı .

Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: « Kim Asr suresini okursa, Allahü Teâlâ onun günahlarını affeder. Hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden olur ».

İmam-ı Şâfii Asr suresi hakkında buyurmuştur ki: ” Kur’an-ı Kerimde başka hiçbir sure nâzil olmasaydı, şu pek kısa olan Asr suresi bile, insanların dünya ve âhiret saâdetlerini te’mine yeterdi. Bu sure, Kur’an-ı Kerimin tüm ilimlerini hâvidir ” .

Fecr Suresi: Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuş ki : ” Kim her gün Fecr suresini okursa, o, kıyamet günü kendisi için bir nur olur “

Tekvir Suresi: İmam-ı Ahmed, Tirmizi ve Başat’in Ibnü Ömer (r.a.)’den rivayet ettiklerine bakılırsa Resulallah (S.A.V.) söyle buyurmuştur: « Her kim Kıyamet gününe gözüyle bakmayı arzu ederse Küvvirat (…) suresini okusun » .

Felak ve Nas Suresi: Sahih hadislerde Hz. Peygamber’in yatarken ihlâs, Felâk ve Nâs surelerini okuyarak ellerinin içine üflediği sonrasında başından ve yüzünden başlayarak üç kez elinin eristiği kadarıyla tüm vücudunu sıvazladığı bildirilmiştir. Müslümanlar da onu her şeyde örnek aldıkları şeklinde bu sünnete uymuşlar, beş zaman namazlarda Muavvizeteyn okumuşlar ve Allah’a emrettiği şekilde tüm şerlerden sığınmışlar ve Allah onları serlerin her çeşidinden korumuştur (Seyyid Kutub, F; Zilâli’l-Kur’an, XVI, 441-447; Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’an, VII, 322-326; Mehmed Vehbi, Hulâsatü’l-Beyân, XV, 6619-6626, Ömer Nasuhi Bilmen, Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâli Alisi ve Tefsiri, VIII, 41 17-41 19; İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerîm Tefsiri, XV, 8809-8824; M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VIII, 6367-6409).

Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) konu alıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bu gece indirilen ayetler var ya, onlar gibisi asla görülmemiştir: Kul eûzu birabbi’lfelak ve Kul eûzu birabbi’nnâs sûreleri”. (Müslim, Misâfirin 264; Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân 12, Tefsir, Muavvizateyn, Ebu Dâvud, Salât 354; Nesâî, İstiâze 1)

Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) Tirmizî’de gelen bir rivayette der ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bana, her namazın arkasından Muavvizeteyn’i okumamı emretti.” (Tirmizî, Sevabu’l-Kur’ân 12)

Abdullah İbnu Hubeyb (radıyallahu anh) konu alıyor: “Hafifçe bir yağmur ve karanlığa mâruz kalmıştık. Bizlere namaz kıldırsın diye Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı bekledik.” (Ravi der ki; Abdullah İbnu Hubeyb şu mânada birşeyler daha söylemiş oldu: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çıktı ve:

“- Söyle!” dedi. Ben:

“- Ne söyliyeyim?” diye sormuş oldum. Bunun üstüne:

“- Akşama ve sabaha erince Kul hüvallahu ahad ve Muavvizeteyn sûrelerini üçer kere oku. Bu sana, her şeye karşı yeterlidir” dedi. (Nesâî, İsti’âze 1)

Hz. Enes (radıyallahu anh) konu alıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâ-Sîn’dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-ı Hakk, bu okuması sebebiyle kendisine, Kur’ân-ı Kerim’i -Yâ-Sîn hariç- on kere okumuş sevabını verir.” (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân 7)

Kehf Suresi: Ebu’d-Derdâ (radıyallahu anh) konu alıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: “Kim Kehf sûresinin başından -bir rivayette; sonundan- on âyet ezberlerse Mesih Deccâl’in şerinden güvenli olur.” (Müslim, Salâtu’l-Müsâfirin 257; Ebu Dâvud, Melâhim 14; Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân 6,)

Secde suresi: Hz. Cabir (radıyallahu anh) konu alıyor:

“Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Elif-Lam-Mim  Tenzil ve Tebâreke’llezi  bi-Yedihi’l-Mülk surelerini okumadan uyumazdı.”

Tâvus (rahimehullah), bu iki surenin faziletce Kur’ân’daki öteki surelerden herbirine yetmiş kat üstün bulunduğunu söylerdi. (Tirmizî, Sevabu’l-Kur’ân 9, Da’avât 22)

Mülk Suresi: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kur’an-ı Kerim’de otuz ayetlik (şanı yüce) bir süre vardır. Bu süre (kendisini okuyan) hiç kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah’ın onu affetmesini sağlar. Bu süre Tebarekellezi bi-Yedihi’l’Mülk’dür” (Ebu Davud’daki rivayette: “Okumak suretiyle) arkadaşlığını kazanan hiç kimseye sure şefaat eder” denilmiştir. (Ebu Davud, Salat 327, (1400) (yada Ramazan 10); Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 9, (2893)

Tirmizi’de, İbnu Abbas’tan gelen bir öteki rivayette, İbnu Abbas (ra) Resulullah (sav)’ın şu şekilde söylediğini belirtir: “Bu süre (mezar azabına, yada mezar azabına sebep olan günahlara karşı) engeldir, bu süre kurtuluş sebebidir, kişiyi mezar azabından kurtarmış olur.” (Rezin şunu ilave etmiştir: “İbni Şihab demiştir ki: “Humeyd İbnu Abdirrahman’ın bana haber verdiğine bakılırsa, Resulullah şu şekilde buyurmuştur: “Mülk suresi, kabirde, arkadaşı yerine savaşım eder (ve onu azabtan korur). (Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 9, (2892)

Nasr Suresi: Resulullah (sav) buyurdular ki: “İza cae nasrullahi ve’l-feth” süresi Kur’an-ı Kerim’in dörtte birine denktir” (Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 10, (2897)

Yanıt 3:

Dualara va’dedilen netice ve sevaplara kavuşmanın şartları konusunda bilgi almak için tıklayınız.

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

abdul_1234 tarafınca Pa, 12/08/2007 – 23:08 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir