Nahl suresi 103. ayetin açıklamasında, Peygamberimizin bir köleyi dinlediği söyleniyor?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Bu ayetin açıklamasını yaparken, Peygamberimize kara çalma atarlarken onu Yahudi ve Hristiyanları dinlerken gördükleri için bazı iftiralarda bulunmuşlar, diye informasyon veriliyor. (Elmalılı, ilgili ayetin tefsiri)
– Peki Peygamber Efendimizin s.a.v bu tarz şeyleri dinlemedeki amacı neydi?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

a) Aslına bakarsak Elmalılı’nın değişik tefsirlerden derlediği bu bilgilerden Hz. Peygamber (asm)’in adı geçen “adamların hepsiyle konuşurdu” anlamını çıkarmak yanlıştır. Bu mevzunun aslı Kur’an’da detaylı bildirilmediği ve bu sebeple de oldukça iyi bilinmediği için, değişik değişik adamların ismine yer verilmiştir.

Demek ki Elmalılı’da da “miş, miş”lerle ifade edilmesiyle, ilgili bilginin kati olmadığına işaret edilmiştir.

b) Ayetin ifadesinde de bir kişiden söz edilmiştir:

“Biz onların, Peygamber hakkında: ‘Ne olursa olsun ona öğreten bir insan vardır!’ dediklerini pek iyi biliyoruz. Hakikatten uzaklaşarak tahminle kendisine yöneldikleri şahsın dili, yabancı bir dildir, oysa bu Kur’ân, açık bir Arapça ifadedir.”

– Öyleki anlaşılıyor ki, müşrikler, inkârcılıklarına bir bahane ararken, akıllarına Hz. Peygamber (asm)’in birkaç kez kendisiyle konuştuğunu gördükleri bir Hristiyan köle gelmiş ve bunun dedikodusunu hayata geçirmeye başlamışlardır.

c) Acaba dünya ve ahiretle ilgili binlerce hakikati barındıran Kur’an şeklinde bir kitabın birkaç dakikada yada saatte öğrenilmesi mümkün mü?

– Tüm Hristiyan ve Yahudi din adamlarına meydan okuyan Hz. Peygamber (asm)’in elindeki Kur’an’ı yalnız Ehl-i kitabından zavallı bir köleye isnat etmek, tüm akılları hafife almak anlamına gelmez mi?

– Hz. Peygamber (asm) bir insan olarak başka bir insanla konuşamaz mı? Karşıdaki insanın konuşmalarını dinleyemez mi? Aniden Kur’an şeklinde bir ilim hazinesini, bu konuşmanın ürünü bulunduğunu söylemek, zerre kadar aklı olan birine yakışır mı?

d) Eğer söz mevzusu adam bu kadar bilgiye haiz olsaydı, dünyanın en meşhur ve şöhretli ve varlıklı ve elit adamı olması an meselesi iken, gelip tüm bu bilgilerini Hz. Muhammed (asm)’e vermesi ve kendisi gene demircilik yapmakla meşgul olması ne ile izah edilebilir?

e) Kur’an, onların “bir kimseden ders almış olduğu” yolundaki iddiayı oldukça veciz bir halde çürütmektedir:

“Andolsun ki, biz kâfirlerin ‘Bu Kur’ân’ı Muhammed’e bir insan öğretiyor.’ dediklerini biliyoruz. (Sözü/Kur’anı) kendisine oran ettikleri şahsın dili yabancıdır. Oysa bu Kur’ân, apaçık bir Arapça’dır.” (Nahl, 16/103)

Arapların en meşhur söz ustaları olan edip ve şairlerine –Arapça belagat ve fesahat sanatında– meydan okuyan Kur’an şeklinde bir kitabı, doğru dürüst Arapçayı bile bilmeyen ve bir köle olan bir demir işçisine mal etmek, inkârcıların içine düşmüş olduğu çaresizliğin boyutunu göstermesi bakımından manidardır. (krş. Razi, Beydavi, İbn Kesir, ilgili yer)

f) “De ki: Onu/Kur’an’ı, göklerdeki ve yerdeki tüm sırları bilen Yüce Tanrı indirdi. O, hakikaten Gafurdur, Rahîmdir/oldukça affedicidir, acıma ve ihsanı boldur.” (Furkan, 25/6) mealindeki ayette, Kur’an’daki bilgilerin yerde ve göklerde olan her şeyi bilen, bilimsel her şeyi kuşatan Tanrı’ın bildirdiği bilgiler olduğuna vurgu yapılmıştır.

Bugün kâinatla ilgili bilimsel keşiflerin ortaya koyduğu birçok ontolojik hakikatin Kur’an’da açıkça yada işari yolla yer almış olduğu kabul edilmektedir. Bu şekilde sonsuz ilmin bir tezahürü olan Kur’an bilgilerini, zavallı bir kölenin bilgisiyle karşılaştırmak ne vicdana, ne izana ve ne de irfana sığar..

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Dogukan pulas tarafınca Çar, 16/09/2015 – 03:44 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir