Namaz kılanlardan değildik, yoksula yedirmezdik.. (Müddessir, 40-44) anlamındaki ayetleri iyi mi anlamalıyız?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Ayetlerin mealleri:

38. Her nefis, yaptıklarına karşılık bir rehindir;

39. Sadece hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka.

40-41. Onlar cennetlerdedir; günahkârlar hakkında birbirlerine sorular merak ederler.

42. “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye uzaktan merak ederler.

43. Onlar şu şekilde yanıt verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik;

44. Yoksulu doyurmuyorduk;

45. (Günaha) dalanlarla beraber ikimiz de dalıyorduk,

46. Ceza gününü de mesnetsiz sayıyorduk,

47. Sonunda bizlere ölüm geldi çattı.”

48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara yarar vermez. (Müddessir, 74/38-48)

Bu âyetlerde inanç yada inkâr mevzusunda meydana getirilen tercihin sonuçlan anlatılmakta, kişinin tercihine gore cennetteki nimetlere kavuşacağı yada cehennemdeki azaba sürükleneceği bildirilmektedir.

38. âyetle her nefsin yaptıklarına karşılık rehin olarak gösterilmesi, sorumluluğun ferdî bulunduğunu, her insanoğlunun dünyadaki inanç ve itaatine gore hesap gününde ödül yada ceza alacağını, geleceğinin buna bağlı bulunduğunu ifade eder. Kısacası insana ebedî kurtuluşu sağlayacak olan da onu ebedî felâkete götürecek olan da benimsediği inancın doğruluğu yada yanlışlığı, amellerinin ilâhî iradeye uygun yada aykırı oluşudur. İnancı bâtıl, ameli bozuk olanı en yakınları bile kurtaramaz; nitekim Hz. Nûh oğlunu, Hz. İbrahim babasını kurtaramamıştır. (bk. Hûd 11/45-46; Tevbe 9/114)

“Hakkın ve erdemin tarafında olanlar” diye çevirdiğimiz “ashâbu’l-yemîn” tamlamasındaki “ashâb” “topluluk, dostlar, taraftarlar”; “yemîn” ise hem “sağ taraf” hem de mecazî olarak “doğru, gerçek, güç” anlamlarında kullanılır. “Ashabu’l-yemîn” Kur’an’da çoğu zaman inanç ve amelleriyle gerçeğin ve erdemin tarafında olanları ifade eder. Müfessirler bu deyimi, “âhirette amel defterleri sağ taraflarından verilenler, müminler, müslümanların evlatları, melekler, Hz. Âdem’in sağ tarafında bulunanlar, dünyada hayırlı işler yapanlar, dürüst, erdemli ve kutsanmış kimseler” şeklinde değişik şekillerde yorumlamışlardır. (bk. Râzî, İbn Âşûr, ilgili ayetlerin tefsiri)

Cehenneme girme sebebi olan mevzular, değişik şekilde yorumlanabilir:

– Buradaki namaz, Tanrı’a inanç ve itaati; yoksulu doyurma, yaratılmışlara şefkat ve merhameti, imkânları olmayanlarla paylaşmayı; bâtıla dalanlardan uzak olma, daima hakka inanma hak ölçülerine gore yaşama, hakkı ve haklıyı destekleme, haksızın karşısında olmayı; ceza gününe inanma ise yaşamının tüm anlarında, her türlü karar, tercih ve eylemlerini Tanrı’ın huzurunda sorguya çekilip bunların tek tek hesabını vereceğini bilerek yaşamayı ifade eder. (bk. Kur’an Yolu, Kurul, ilgili ayetlerin tefsiri)

– Namaz kılanlardan değildiler ve düşküne yedirmezdiler, fakire yiyecek vermez, karnını doyurma çaresini aramazdılar. Şu demek oluyor ki Tanrı’ın emrini tanımaz, kullarına acımazdılar. Ve dalanlarla birlikte dalar dururdular, boş lakırdılar, boşuna işler, şunun bunun aleyhinde lehinde gereksiz sözlerle zaman öldüren, keyif ve zevkle ilgili boş şeylere dalan gafillerle birlikte kendilerinden geçer, dalar giderdiler. Din gününe, (doğrusu ceza gününe) yalan derler, inanmazdılar. Namaz kılmamanın, fakirlere bakmamanın, dalanlarla birlikte dalıp gitmenin aslolan sebebi de bu imansızlık, bu küfürdür. Ta onlara o yakin (doğrusu ölüm) gelene kadar öyleyse devam ettiler sadece ölüm erişince ceza gününün hak bulunduğunu iyice anladılar. İşte kendilerini cehenneme sokan suçlarını bu şekilde haber verirler. (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetlerin tefsiri)

Namaz kılmayan bir müslüman, kafir olmaz; sadece günahkar bir Müslüman olur. Ahirette Tanrı Teala bu kulunu cezalandırabileceği şeklinde dilerse onu affeder. Bununla birlikte namaz kılmayanlar hakkında dinimiz şiddetli tehditlerde bulunmuştur.

Namaz, dînin direğidir. Namazını devâmlı, doğru ve tam olarak kılan kimse dînini kurmuş, İslâm binâsını ayakta durdurmuş olur..

“Şefaatçilerin şefaati inkarcılara yarar vermez” mealindeki cümle şefaatin varlığını göstermekte ve kıyamet gününde başkalarına şefaat edilebileceğini ima etmektedir.

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

avhhdi tarafınca Çar, 04/04/2012 – 10:07 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir