Namazda Türkçe yakarma etmenin bir sakıncası var mıdır?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Bir dostum namazda, Kur’an okunması mevzusunda diyor ki: 

– “Haydi Tanrı kelamı diye orijinaline sadık kalınarak okunması isteniyor (ki burada bence yağmurdan kaçalım derken doluya tutulunuyor) dualar bu şekilde değil ki. Yakarış kelime anlamı olarak kul ile Tanrı’ın sohbeti; sonsuz güçten sınırı olan gücün talep ve taleplerini dile getirmesi; bir anlamda Tanrı ile kulun yüzleşmesidir. O nedenle bilhassa Fatiha niçin Türkçe okunmuyor diye sormadım. ‘Süphaneke niçin Türkçe okunmuyor?’ diye sormuş oldum.” 

– “Birazcık uç bir yorum olacak fakat, Süphaneke’nin Arapça okunması müminlerin kafasında kendilerinin bile bilincinde olmadığı halde ‘Tanrı’ın dili Arapça; bizim şeklinde hakir kulların ayağına Tanrı’ı çağrı etmek yakışık almaz. O nedenle duamızı Arapça yapalım.’ kaygısından mı kaynaklanıyor?

– “Eğer o şekilde ise daha da çıkıntı bir yorumla ‘Tanrı bizim dilimizden anlamaz, biz onun diliyle konuşalım.’ demek olmuyor mu?”

– Bununla birlikte Ettahiyyatü, salli-barik, Rabbena dualarını da Türkçe mealinden okunmasında bir sakınca var mıdır?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

– Namaz, Fatihasıyla, tekbirleriyle, tahmidleriyle, tesbihleriyle, teşehhüdüyle ve sonundaki dualarıyla Arapça bir ibadettir. Hz. Peygamber (asm):

“Ben namazı iyi mi kılıyorsam, siz de o şekilde kılın.” (Buhari, Ezan, 18)

buyurmuştur. Onun Arapça kıldığında kuşku yoktur.

– Tanrı’ın ve Resulu’nun namazlarla ilgili kullandığı ifadeleri göz önünde bulundurmak inanç şuurunun bir gereğidir.

“Artık Kur’ân’dan kolayınıza gelen miktarı okuyun.” (Müzzemmil, 73/20)

mealindeki ayette yer edinen ifadenin namazla ilgili olduğu hususu en önde gelen yorumlar arasındadır. (bk. Taberi, Maverdi, Razi, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

– Bu ayete dayanarak alimler namazda Kur’an’dan bazı ayetlerin okunmasını farz görmüşlerdir. “Fatihasız namaz olmaz.” manasına gelen bir hadis rivayetine dayanarak, namaz kılarken Kur’an’dan Fatiha suresinin farz bulunduğunu söyleyenlerin yanında, bunun vacip bulunduğunu söyleyenler de olmuştur. (krş. İbn Aşur, a.y.)

– Bunun konumuzla ilgili yönü şudur: Tanrı, namaz kılarken, “Kur’an’dan okuyun.” buyuruyor. Kur’an ise Arapça’dır. Öyleyse, namazda Türkçe okunacak bir ayet meali Kur’an olmadığına gore, onunla namaz da olmaz.

– Bediüzzaman Hazretlerinin ifade etmiş olduğu şeklinde,

“Elfaz-ı Kur’aniye (Kur’an’ın lafızları) ve tesbihat-ı Nebeviyenin lafızları (Hz. Peygamber’den rivayet edilen tesbihlerin, duaların) lafızları camid libas değil; cesedin hayatdar cildi gibidir, bir ihtimal mürur-u zaman içinde (süre içinde) cild olmuştur. Libas değiştirilir; fakat cild değişse, vücuda zarardır. Bir ihtimal namazda ve ezandaki şeklinde elfaz-ı mübarekeler, mana-yı örfîlerine evren ve nam olmuşlar. Evren ve isim ise, değiştirilmez…”

“Evet iyi mi İmam-ı A’zam demiş: ‘Lâ ilahe illallah, tevhide evren ve isimdir.’ Ikimiz de deriz: Kelimat-ı tesbihiye ve zikriyenin, hususan ezanda ve namazda olanların ekseriyet-i mutlakası, evren ve isim (alamet ve hususi isim) hükmüne geçmişler. Evren (hususi isim) şeklinde, mana-yı lügavîsinden ziyade, mana-yı örfî-i şer’îsine bakılır. O şekilde ise, değişmeleri şer’an mümkün değildir.” (Mektubat, s. 340, 341)

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

SIRDAR tarafınca Pa, 03/11/2013 – 00:58 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir