O BAYRAĞI ORADA NEDEN SALLADILAR

Bu soruya cevap vermeye çalışmadan önce biraz mıntıka temizliği yapmalıyız.


378
121 paylaşımlar, 378 points

O BAYRAĞI ORADA NEDEN SALLADILAR haber manset dosyasi

Bu soruya yanıt vermeye emek harcamadan ilkin birazcık mıntıka temizliği yapmalıyız.

Hayır, Irak’ta Kürtlerin yaşamış olduğu bölgeler “vaad edilmiş topraklar” ya da ‘arz-ı mevdud’un sınırları içinde değil.

‘Vaad edilmiş topraklar’ın neresi olduğuyla ilgili de iki yorum var.

İlk yorum Tevrat’ta Tekvin Bab 15’e dayanıyor: “ O gün Rab, Avram’la antlaşma yaparak ona şöyleki dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim.”

Bu yoruma gore ‘vaad edilmiş topraklar’ın sınırları Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklar. Doğrusu ne Türkiye ne de Irak Kürdistan’ı bu toprakların içinde. Doğal bunu bilmek için Fırat’la Dicle’yi karıştırmayacak kadar coğrafya bilgisine haiz olmak kafi.

Ek olarak, Tevrat’ta bu hitabın muhatabı olan Avram da Hz. Musa değil, Hz. İbrahim. Hz. İbrahim’in de iki eşinden iki oğlu var. İshak ve İsmail. Yahudilere gore kendi soyları Hz. İshak’ın oğlu Hz. Yakup (İsrail diye anılıyor) ve onun oğlu Yehuda’dan geliyor. Hz. İsmail ise Arapların atası. Doğrusu aslına bakarsak Tevrat’ta Avram’ın soyuna ‘vaad edilmiş topraklar’ yalnız Yahudilere değil, Araplara da vaad edilmiş.

Esas olarak Siyonistlerin de ‘vaad edilmiş topraklar’ olarak kabul etmiş olduğu harita ise Tevrat’taki başka bir ayete dayanıyor.
Bu vaad edilmiş topraklar, Hz. Musa’nın Yahudileri Mısır’da Firavun’un zulmünden kaçırıp getirmiş olduğu coğrafya. Doğrusu Kenan diyarı. Tevrat’ta çölden kaçışın anlatıldığı ‘Çölde Sayım’ bölümünün 34. Bab’ının 1’de şöyleki deniyor: “İsrailliler’e de ki, ‘Mülk olarak size düşecek Kenan ülkesine girince, sınırlarınız şöyleki olacak.’ Buradan 12’inci baba kadar bu sınırlar ayrıntılarıyla tanım edilmiş. Tanım kuzeyde Lübnan Dağları, doğuda Ürdün Nehri ve güneyde Sina Çölü’nü kısaca neredeyse bugünkü İsrail’e uyuyor.

***
Hayır, Beşiktaş’a asılmış o pankartta yazıldığı şeklinde Barzani ailesi Yahudi değil.

Mezapotomya’da 2500 senedir Yahudiler yaşıyor. İstanbul, İzmir, Edirne’de olduğu şeklinde Bağdat, Erbil, Süleymaniye’de yaşayan Yahudiler de var. Hatta Hakkari’de 20. Yüzyılın başlarına kadar Yahudi aşiretler bile vardı. İstanbul’da yaşayanlara Türk Yahudileri denildiği şeklinde Bağdat’ta yaşayanlara Arap, Erbil’de yaşayanlara da Kürt Yahudileri deniyor. Hepimiz yaşamış olduğu yerin dilini konuşuyor.

Kürt Yahudiler 16. Yüzyıldan itibaren Filistin’e doğru göç etmeye başlamışlar. Kalanlarsa 20. Yüzyılın başından itibaren Yahudileri İsrail’e çağıran Siyonist hareketlerin etkisiyle, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve esnasında yükselen Yahudi düşmanlığı ve Yahudilere karşı saldırılar sonucunda ve doğal ki 1948’de İsrail’in kurulmasından sonrasında Filistin topraklarına doğru göç ettiler.

En büyük göç dalgası 1951 senesinde yaşandı. İsrail, Irak’taki 130 bin Yahudi’yi, Kıbrıs ve o sıralardaki müttefiki İran üstünden uçaklarla İsrail’e taşıdı. (Operasyona Eski Ahit’te Yahudileri Babil’deki esaretten kurtarıp İsrail’e göç ettirdiği anlatılan peygamberlerden hareketle Ezra (Üzeyr) ve Nehemya adı verilmişti)

Filisitin’e 16. Yüzyılda göç etmeye süregelen Kürt Yahudilerinden geri kalanlar da 1948 ve 1951 arası bu göçlere İsrail’e yerleştiler. Bugün İsrail’de İstanbul’dan, Edirne’den göç etmiş Türk Yahudileri şeklinde Kürt Yahudileri de yaşıyor ve nüfuslarının 200 bin civarı olduğu tahmin ediliyor.

Kürt Yahudilerin bir kısmının yaşamış olduğu yer Erbil’in kuzeyinde Zap Nehri’nin kenarındaki Barzan şehriydi. Hatta 16. Yüzyılda yaşamış ilk hanım Yahudi Rabbi kabul edilen Asenath Barazani de buralı. 1940’larda İngilizlere karşı İsrail’in kurulması için silahlı savaşım veren Lehi’nin kurucularından Moshe Barazani de, 1920’lerde Irak’tan İsrail’e göç etmiş, Barzanlı bir Yahudi aileden geliyordu.

Soyadlarındaki Barzani adı, Abdülkadir-i Geylani, Mevlana Halid-i Bağdadi şeklinde doğdukları yerden geliyor.
Tıpkı Molla Mustafa Barzani, Mesud Barzani’nin adının geldiği şeklinde. Buradan hareketle Barzani’ye Yahudi diyenler için hikayenin bundan sonrası birazcık acıklı olabilir.

Yahudilerin oldukca uzun seneler Barzan’da rahatça yaşamalarının sebeplerinden biri burada yüzyıllardır bulunan Nakşi tekkesinin sağlamış olduğu hoşgörülü ortamdı.

Barzânî ailesine mensup Nakşi-Hâlidî şeyhlerinin ilki olan Şeyh Tâceddin’in kurduğu Barzan Tekkesi’nde postnişine silsile halinde Şeyh Abdurrahman, Şeyh Abdullah, Şeyh Abdusselam, Şeyh Muhammed oturdular. Sonrasında sırasıyla oğulları Şeyh Abdusselam, peşinden kardeşi Şeyh Ahmed geldi. Şeyh Abdüsselam ittihatçılar tarafınca asılınca, kardeşi Şeyh Ahmed 1932’de İngilizlere başkaldırdı. Yanında da onun tedrisatında yetişmiş ufak kardeşi Molla Mustafa Barzani vardı. Molla sıfatı da buradan geliyor.

Barzanilerin Yahudi olması şöyleki dursun, bunu iddia edenlerin pek çoğundan daha eski ve köklü sağlam İslam bağları olan, bölgedeki en etkili Nakşi-Halidi dergahlarından birinin başındaki bir aileden bahsetmekteyiz.

***Hayır, Barzaniler bir Aşiret ya da Kabile de değiller, o yüzden onlara aşiret ya da kabile reisi de denemez.
Bu nakşi geleneğinin silsilesinden gelen bir aileler. Barzani adları da Barzanlı olmalarından geliyor, yoksa Barzani bir aşiret adı değil.

Ek olarak Kayı boyu bayrakları asıp, Diriliş dizisi seyredip, müzikleriyle heyecanlanıp ve Osman oğullarından övgüyle bahsederken aşiret yada kabileyi aşağılayıcı bir ödat şeklinde kullanmak, devlet kuramazlar demek pek tutarlı durmuyor.
***
Hayır, İsrail’in bölgede bir Kürdistan oluşturmayı amaçlayan Oded Yinon diye bir planı yok.

Oded Yinon, İsrailli bir gazeteci ve akademisyen. Herhangi bir resmi görevi yok. 1982’de Camp David anlaşmasını eleştirmek için Kivunim adlı sionist eğilimli bir dergiye yazdığı yazı. Makalede İsrail’in bu şekilde anlaşmalar yapmak yerine, Sovyetlerin zayıflaması ve Arap ülkelerindeki etnik ve dini farklılıkları kullanarak güçleneceği savunuluyor. Aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelerdeki etnik ve mezhebi farklı olan şeylerle ilgili kolay bilgiler veriliyor. Bir plan ve strateji önermiyor. Seneler sonrasında bu yazı anti-siyonist, toplumcu bir yazar olan Israel Shahak tarafınca İngilizce’ye işte ‘İsrail’in Siyonist planı’ diye çevrildi ve pek oldukca komplo terosine mevzu oldu. Türkiye’de bu rapordan Cengiz Çandar yazdığı Ortadoğu Çıkmazı adlı kitabında bahsedince haberdar olundu ve 40 senedir bölgede yeni bir gelişme olduğunda bu plan dahilinde olduğu iddia ediliyor.

Fakat Barzani ve KDP’nin İsrail’le ilişkileri var. Tıpkı Libya’da Kaddafi ile, bir ara Saddam, İran’da Şah’la sonrasında Humeyni rejimiyle olduğu şeklinde.

Bu ilişkiye geçmeden ilkin Mustafa Barzani’nin amcası Şeyh Abdüsselam’ın oğlu Şeyh İsmail Barzani’nin 1956 senesinde Başbakan Menderes’e yazdığı mektuba bakalım.

Türkiye 1948’de kurulan İsrail devletini 1949’da tanımış, elçi gönderilmiş, sonrasında 1956 Süveyş Krizi esnasında elçilik maslahatgüzarlığı düzeyine düşürülmüştü. Mektup da herhalde bundan cesaret alarak gönderilmişti. Müfid Yüksel’in Cumhuriyet arşivlerinde bulmuş olduğu mektuptan kısa bir bölüm şöyleki:

“Siyonistler ellerindeki, mücehhez silahlarla kurşun ve bombalar kullanarak Filistin insanının haremine saldırı etmekte, evlatları katletmekte, ulemadan olan dostlarımızı ortadan kaldırmaktalar.

Kurmuş oldukları devlette, ellerindeki mücehhez, donanımlı kara, deniz ve hava tabanca ve güçleriyle bunlar güzelim köyleri bombalamakta ve vurmaktalar. Biz bu şekilde, en derin saygılarımızla sizden buna önem vermenizi ve Yahudilerin Filistin’den kovulması için lüzumlu tedbirlere başvurmanız için bunu arz ediyoruz. Ta ki burada gasbedilmiş topraklar üstünde bir devlet tesis edemesinler. Yahudileri Filistin’den çıkarmak dinî bir ödev’dir. Bu hususta cehd göstermemiz, tabiî ki, savaşım etmemiz Tanrı’ın (C.C) emirlerinden’dir.”

Doğal Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri bu mektubun aksine ilerledi.

(8 Ağustos 1958 günü acil iniş bahanesiyle Yeşilköy’e inen İsrail’in El Al Havayolları’na ilişik uçağından ambulansla alınan iki yolcunun, İsrail Cumhurbaşkanı Ben Gurion ve Dışişleri Bakanı Golda Meir bulunduğunu, tüm bunların Menderes’le gizlice buluşmak için bir oyun olduğu da ondan sonra ortaya çıktı.)

Barzani ve partisi KDP’nin İsrail ve Filistin mevzusundaki tavrı öteki Müslüman toplumlarınkinden değişik değildi. Mesud Barzani’nin anılarından okuyalım:

“Arap-İsrail anlaşmazlığında açık bir tutum benimsedik. O da başta bağımsız bir devlet oluşturmak suretiyle Filistin halkının tüm haklarının desteklenmesi.”

İsrail’le ilk temaslar 1961’de, Irak’ta Kürtlere verdiği sözleri tutmayan General Kasım’a karşı Barzani’nin başlatmış olduğu isyan esnasında kuruldu. İsrail, KDP’ye sınırı olan askeri yardım ve eğitim desteği verdi.

İlk resmi temas ise 1963 senesinde Paris’te Celal Talabani ile Şimon Perez içinde yapılmış oldu. Bu görüşme üstüne İsrail, bölgedeki müttefiki İran üstünden KDP’ye yardım gönderdi. Askeri uzmanlar, Peşmergeye eğitim verdiler. Mesud Barzani, kitabında İsrail’in 1960’lardaki bu sınırı olan yardımlarının amacını şöyleki konu alıyor:

“Aslen bu yardımları artırmaları mümkündü fakat yapmadılar. Savaşın Kürdistan’da belli bir sonuca ulaşmadan sürmesini, dolayısıyla Irak ordusunun Filistin alanından uzakta, Kürdistan dağlarında oyalanmasını istiyorlardı.”
Barzani, kitabında Cezayir Komplosu diye bahsetmiş olduğu 1975’de Cezayir’de Irak ve o güne kadar Kürtlere en büyük desteği veren İran’ın Kürtler mevzusunda anlaşmasının da arka planındaki İsrail’in sorumluğunu konu alıyor:

“Eğer iyiniyetli olsalardı, Amerikan siyasetini belirleyen kişi (Kissenger) üstündeki sınırsız nüfuzunu kullanarak İran Şahı’nı bu ihanetten vazgeçirebilirlerdi. Fakat bu mevzuda bir şey yapmadıkları şeklinde, Amerikan siyasetinde bunun önünü açan, kolaylaştıran bir tutum içine girdiler. İsrail’in sorumluluğu komploya taraf olanların hiçbirinden azca değildir.”

Barzani netice itibarıyla İsrail için şöyleki diyor: “İsrail, her ne kadar gerekseme duyarsa duysun, en kolay bir çıkarını Kürt halkına feda edecek şekilde yardım elini samimiyetle uzatacak bir devlet değildir.”

***
Hayır, Irak’ta bağımsız bir Kürdistan kurulması Batı’nın da bir projesi değil.

Aslen 1919 ile 1921 yılları aralığında İngilizler bu şekilde düşünüyordu. Kürtlere bir devlet en azından kuvvetli bir muhtariyet verilmesi siyaseti Noel Siyaseti olarak biliniyor. Şundan dolayı Kürt Lawrence’ı olarak malum İngiliz istihbaratçı Edward William Charles Noel, ısrarla bu fikri savunuyordu. Bu düşünce Sevr anlaşmasına Kürtler muhtariyet olarak girdi. Esas olarak İngiliz siyasetinin bir tezi olması ise 1920’deki Kahire Konferansı’yla oldu. Konferanstaki heyetin başlangıcında cenk bakanı Winston Churchill vardı. Fakat İngilizlerin Musul, Bağdat ve Basra Yüksek Komiseri Sir Percy Cox bu fikre başından beri muhalif kaldı. Kendi elleriyle kurmuş oldukları Irak’ı yöneten Arapları küstürmemek ve İstiklal Harbi’yle güçlenen Türkleri karşılarına almamak gerekçeleri zaman içinde ağır basınca, Cox’un söylediği oldu. Kürtler de İngilizlerin verdiği sözü tutmayacağını anlayınca Türkiye’den destek alarak, Mahmud Berzenci liderliğinde İngilizlere karşı isyan başlattı. İsyan İngiliz uçaklarının bombalamasıyla bastırıldı.

1932’ de Kürtler bir kez daha İngilizlere isyan etti. Gene İngilizlerin ağır tayyare bombardımanına binlerce Kürt yaşamını yitirdi. Hemen sonra Mahabad Cumhuriyeti ile Barzani ve Kürtler, yanlarında Sovyetleri buldular. 1946’da ilk Kürt Cumhuriyeti’ni yıkan İran ordusunu Amerikalı subaylar yönetmekteydi. Sovyetlere kaçan Barzani ve adamlarına orada rahat verilmedi. Orta Asya’da sürgün yaşamı yaşadı. 1959’da Irak’ta Sovyetlere yakın darbeyle yeniden döndü. 1961’de yeniden isyan başladı.

Sonrasında ABD’nın desteklediği Saddam rejimiyle anlaştılar. O antak kalma da bozulunca ve Saddam Sovyetlerle de yakınlaşınca Sovyet desteğini de kaybettiler.

Arkasından ABD ve bölgedeki müttefiki İran’la ortaklaşa iş halletmeye çalıştılar.
Fakat 1975’de Irak ve İran Kürtler mevzusunda anlaşınca Mustafa Barzani yenildi. Mesud Barzani’ye gore bu anlaşmanın en büyük günahı da ABD Dışişleri Bakanı Kissenger’a ilişik:

“Amerikan politikalarının bu mazlum halkın kaderinin aleyhine komplolar gerektireceğini, bu mazlum halka kalleşlik etmelerine yol açacağını aklımızın köşesinden geçirmezdik. Fakat bu ihaneti gerçekleştirdiler.”

Barzani bunu hiçbir vakit unutmadı. Ve 1993’de ABD’ye gittiğinde Kissenger’in görüşme talebini geri çevirdi.
Barzani’ye gore Amerikan hükümetinin de “Arap ülkeleriyle olan iyi ilişkileri Kürtlerin ayaklanmasından geleneksel olarak uzak durmasına” niçin olmuştu.

1991’de Körfez savaşından sonrasında Kürt bölgesinin uçuşa yasak bölge duyuru edilmesini ise “Yaşanmış olan trajediler üstüne kamuoyularının baskısıyla ABD ve Britanya’nın vicdanında bir meydana gelen bir uyanma” olarak nitelendiriyor.
(Son zamanlarda toplumsal medyada dolaşan 1992’de rahmetli Erbakan’ın Meclis’te yapmış olduğu konuşmada okumuş olduğu ve ABD’nin Körfez Savaşı öncesindeki Kürdistan planı olarak bahsedilen, aslına bakarsak Güneri Civaooğlu’nun Körfez Savaşı esnasında Riyad’da bir ABD subayıyla yapmış olduğu görüşmeyi anlattığı yazısı.

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/guneri-civaoglu/abd-li-yarbay-1253818/ )

Aynı vicdani tesir Arap devletlerinde ise olmamıştı.

Oysa, Barzaniler, 1960’lardaki İsrail ile kurulan ilişkiden daha kuvvetli ilişkileri çeşitli zamanlarda Arap ülkeleriyle de kurmuşlardı. Cemal Abdülnasır, 1959’da bizzat Molla Mustafa Barzani ile görüşmüştü. Suud Kralı Faysal, Barzani ile mektuplaşıyor, Selahaddin Eyyübi’yi kastederek “Kürt halkının İslam üstünde hakkı vardır. Onlara zulmedilmesi caiz değildir” diyordu. 1975’de Barzani yenilip tüm desteğini kaybedince, yanında Saddam rejiminden hoşlanmayan Suriye ve Libya’yı bulmuştu. Baba Esad tarafınca ağırlanmış, Kaddafi’yle onlarca kere görüşmüş, 1979 devrimine kadar İran üstünden Libya’dan tabanca yardımı almışlardı. Gene KDP’nin El Fetih’le de oldukca kuvvetli ilişkileri vardı. 1979’da Viyana’da Irak istihbaratının suikastından Mesud Barzani Arafat’ın desteğiyle kurtulmuştu.

1980’lerin sonunda Saddam rejiminin İran-Irak savaşı esnasında Kürt bölgesine başlatmış olduğu, adını Kuran’daki Enfal suresinden alan operasyon esnasında yapmış olduğu katliamlar (180 bine yakın insanoğlunun öldüğü) ve Halepçe’de kimyasal gaz kullanılmasıyla ilgili Arap liderlerden ve toplumlardan ses çıkmadı. Filistin lideri Arafat, Enfal ya da Halepçe’ye karşın Saddam Hüseyin’in en kesin müttefiki olmayı sürdürmüştü.

Esasen bir Arap denizinin ortasında, Arap bir ülkenin içine hapsedilmiş şeklinde hisseden Kürtler için bu büyük bir kırılmaya niçin oldu. Aynı şekilde, Arap dünyasında da Körfez Savaşı’yla Kürtler, Batı’nın bölgedeki piyonu şeklinde görünmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlikler, 2003’de Saddam’ın yıkılması ve Kürtlerin de ortağı olduğu yeni bir Irak kurulmasıyla giderilecek şeklinde oldu. Fakat 14 yıl sonrasında, İran’ın domine etmiş olduğu ve Şiiliğin resmi ideoloji haline geldiği, Kürtlerle petrol paralarını paylaşmak istemeyen bir Irak ortaya çıktı.

İran yalnız Bağdat’ı değil, Kürt muhalefeti üstünden Erbil’i de denetim etmeye çalıştı. Bu da KDP ve Barzani çevrelerinde bir İran karşıtlığına niçin oldu.

Hem Bağdat rejimini, hem İran’ı hem de ümmet dayanışmasını göremedikleri Arapları sinir etmek isteyen, milliyetçiliği dindarlığından kuvvetli bir Kürt’ün, Kürdistan referandumuna tek destek açıklaması meydana getiren İsrail’in bayrağını sallamasının arkasında komplo teorileri değil bu şekilde uzun bir tarihsel arka plan ve psikoloji var.

Doğal KDP bunun resmi pozisyonları olmadığını deklare etti. Fakat İran’ın bölgede tek hakim olmasını, Tahran’dan Akdeniz’e uzanan bir koridor kurulmasını istemeyen İsrail’in, kendi çıkarları için Kürdistan’ın bağımsızlığını savunması oldukça anlaşılır.

Galiba esas cevabı öğretici olacak sual niçin bir Kürt İsrail bayrağını sallıyor değil, Selahaddin Eyyübi’nin torunları niçin kendilerini bu kadar yalnız ve yaşadıkları bölgede yalnız İsrail’le dayanışma içinde hissediyor olmalı.

Kaynak: bit.ly/ilmihalim İLMİHALİM İSLAM KÜTÜPHANESİ  ANDROİD UYGULAMASI


Beğendin mi ? Arkadaşlarınla ​​paylaş!

378
121 paylaşımlar, 378 points

Sizin Reaksiyon nedir?

Ağlıyorum Ağlıyorum
0
Ağlıyorum
Sevimli Sevimli
0
Sevimli
Nayır Nolamaz Nayır Nolamaz
1
Nayır Nolamaz
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Komik Komik
0
Komik
Sevdim Sevdim
5
Sevdim
Hayran Kaldım Hayran Kaldım
4
Hayran Kaldım
Başarılı Başarılı
5
Başarılı
KuraniKerimde

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ne OLuşturmak Istiyorsunuz
Standart Soru
Kişilik testi gibi sorular hazırlayabilirsiniz.
Resimli Soru
Bilgi testi. Sorularla bilgi ölçümü yapın.
Anket
Etkili ve görsel anketler hazırlayabilirsiniz.
Makale
Başka sitelerden verileri kolayca entegre ederek listeler hazırlayabilirsiniz
Liste
Etkileyici Yazılar Oluşturabilirsiniz
Oylama Listesi
Kullanıcılar oluşturduğunuz içerikleri puanlayarak en iyi içeriği öne çıkarabilirsiniz.
Caps
Caps Resminizi seçip yükleyin
Görüntü
Resim veya Hareketli Resim
Gif
Hareketli Resimlerle etkileyici listeler oluşturabilirsiniz.