Peygamber Efendimiz (asm) Mekke’den Medine’ye göç ederken, niçin kendi yerine Hz. Ali (ra)’i yatağına yatırmış ve hicret etmiştir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) gelip Peygamber Efendimize (asm) müşriklerin kararını bildirdi ve başvuracağı tedbiri de şu şekilde deklare etti:

“Şimdiye kadar yattığın yatağında, bu gece yatma!”

Bunun üstüne Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), Hz. Ali (ra)’i çağırdı ve

“Yatağımda bu gece yat uyu! Şu yeşil, geniş aba hırkamı da üstüne ört! Korkma! Sana hiçbir zarar erişmeyecektir.” dedi.

Ek olarak Hz. Ali (ra)’e, kendisine teslim edilen emânetleri sahiplerine verinceye kadar da Mekke’de kalmasını emretti.

Mekkeliler, “Muhammedü’l-Emîn” lâkabını verdikleri Peygamber Efendimize (asm) son aşama güvenirler ve en kıymetli eşyalarını, saklayamamaktan korktukları için ona teslim ederlerdi. Kureyş ileri gelenlerinin, hakkında ölüm sonucu aldıkları sırada da kendilerinde emanet olarak bir oldukça kıymetli eşya vardı. Fakat o, bu karara karşın, emânetlerin sahiplerine verilmesini Hz. Ali (ra)’e emretmekle bir kere daha büyüklüğünü ve emânete sadakatını ortaya koyuyordu.

Peygamberimizin Evinin Kuşatılması

Plân gereği her kabileden seçilmiş eli kılıçlı iki yüze yakın müşrik, gecenin üçte biri geçince, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) evinin önünde toplandılar. İçlerinde Ebû Cehil, Ebû Leheb ve Ümeyye bin Halef şeklinde azılıları ve elebaşıları da vardı. Katiller, gecenin geçmesini, aydınlığın etrafı sarmasını ve Fahr-i Âlem’in evinden çıkmasını bekliyorlardı. Zira, âdetlerine bakılırsa, bir adamı evinin içinde katletmek korkaklığın en âdisi sayılırdı.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), eli kılıçlı katillerin Hâne-i Sâadetinin etrafını sardıkları sırada evinden çıktı. Yerden almış olduğu bir avuç toprağı başlarına attı ve “Yasîn Sûresi”nin ilk sekiz âyetini okudu. İçlerinden asla biri onu görmedi çıkıp gitti.

Bir süre sonra yanlarına bir hemşehrileri uğradı: “Burada ne bekleyip duruyorsunuz?” diye sordu. “Muhammed’i bekliyoruz.” dediklerinde, “Muhammed, sizin başınıza toprak saçıp ve içinizden çıkıp gideli fazlaca zaman olmuş. Hele bir kere üstünüze başınıza bakınız.” diyerek gözü dönmüş katillerle âdeta alay etti.

Birbirlerine baktılar. Üzerlerinin toz toprak içinde kalmış bulunduğunu gördüler. Şaşırıp kaldılar. Derhal Hane-i Sâadetin içine baktılar. İçerde birinin abaya sarınıp bürünerek yattığını görünce, “İşte, Muhammed yatıyor.” diyerek beklemeye devam ettiler. Tâ ortalık ağarıncaya kadar.

Sabahleyin Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm) yerine Hz. Ali (ra)’in yataktan doğrulup kalktığını görünce, tüm tüm şaşırdılar ve “Vallahi, bizlere söylenen doğru imiş!..” dediler. Sonrasında da Hz. Ali (ra)’e, “Muhammed nerede?” diye sordular. Hz. Ali (ra), “Bilmiyorum.” diyince, hayrette kalıp ne yapacaklarını şaşırdılar.

Cenâb-ı Hak, bu münâsebetle indirdiği âyet-i celîlede şu şekilde buyurdu:

“Hani kâfirler, bir vakit seni yakalamak, öldürmek ve yurdundan çıkarmak için bir tuzak kurmaya kalkmışlardı. Onlar tuzak kurar, Tanrı da tuzaklarını başlarına geçirir. Tanrı, hileyi hile ile cezalandıranların en hayırlısıdır.” (Enfâl, 8/30)

(Salih Suruç, Peygamerimizin Yaşamı)

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Çar, 18/05/2011 – 00:00 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir