Peygamberimiz hayatında temizlik olarak neler yapmış, neler tavsiye etmiştir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Temizlik mevzusunda Peygamberimiz (asm)’in sünneti nedir; temizlik için sabun yada buna benzer şeyler kullanmış mıdır?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Peygamberimiz (asm) döneminde sabun şeklinde temizlik maddeleri olmayabilir. Sadece temizlik için çeşitli maddeler kullanılmıştır.

İslâm Dini, taharete doğrusu temizliğe hususi bir ehemmiyet vermiştir. Tahâret lügatta; pislikleri terk etme ve onlardan uzak durma mânâsına gelir. Istılahî anlamı ise; namaza engel olan hades (mânevî kir) ve necâsetten (maddî kir) temizlenme anlama gelir.

Taharet, namazla olan ilgisinden dolayı İslâm Dini’nde hususi bir önem kazanır. Tahâret kelimesi, değişik şekilleriyle Kur’ân-ı Kerim’de otuz bir yerde geçmektedir. Pisliklerden temizlenme, ortalama olarak bunların yarısını teşkil etmektedir. Meselâ;

“…ve elbiseni temizle.” (Müddessir, 74/4);

“… Âdet hâlinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Tanrı, tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222); 

“Eğer cünüp iseniz, tam temizlenin (gusül abdesti alın.) (Mâide, 5/6);

Hz. Peygamber (asm)’in sözleri içinde da temizlikle ilgili pek oldukca beyanlarını görebiliriz. Meselâ bunlardan bir tanesi;

“Temizlik, imanın yarısıdır.” (Müslim, Taharet 1).

Kur’ân-ı Kerim’de temizlikten bahsedilen yerlerde, bir tek maddî pisliklerden temizlenme mânâsı kastedilmemiştir. Bununla beraber;

a. kalp temizliği mânâsındaki temizlikten şöyleki bahsedilmiştir:

“… bu hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için daha temizdir.” (Ahzâb, 33/53);

b. Fuhuş ve zinadan temizlik:

“… Lût âilesini şehrinizden çıkarın. Şundan dolayı onlar, temiz kalmak isteyen (zina ve fuhuş yapmayan) kimselerdir.” (Neml, 27/56);

c. Malın haramla kirlenmemesi için temizlik:

“Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin ve yücelteceğin bir sadaka al.” (Tevbe, 9/103),

d. Putlara tapma ve yalan pisliğinden temizlik:

“Ey peygamber! Ağızlarıyla ‘inandık’ dedikleri hâlde, kalpleri inanmamış olanlardan küfürde yarış edenler seni üzmesin. Yahûdiler içinde da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Kelimeleri konuldukları yerlerden çıkarıp tahrif ederler. ‘Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!’ derler. Tanrı birini şaşırtmak isterse, sen onun için Tanrı’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyleki kimselerdir ki Tanrı, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve gene onlar için âhirette de büyük bir azap vardır.” (Mâide, 5/41)

şeklinde âyetlerde temizlikten de bahsedilmiştir.

Ek olarak tahâret kelimesi; tüm bedenin, elbisenin, mekânın ve suyun temizliğini de ihtiva etmektedir.

Gövde Temizliği

İslâm dini, temizliği imanın (kemal) şartlarından biri kılmıştır. İbadetlerin kabul edilmesinin ilk şartı, maddî ve mânevî temizlik olduğu şeklinde, imanda kemalin şartı da temizliktir. Hz. Peygamber (asm) bir hadîslerinde “Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, taharet 1) buyururlar. Burada ehemmiyeti belirtilen temizlik mutlaktır. Kısaca hem maddî, hem mânevî temizlikler buna dahildir (Canan, 66).

Gövde temizliği de ikiye ayrılır: Necâsetten tahâret (maddî temizlik), hadesten tahâret (mânevî temizlik).

Hadesten temizlik de büyük ve minik olmak suretiyle ikiye ayrılır.

a. Büyük hades, guslü gerektiren cünüplük:

“Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Seyahat haricinde, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın.” (Nisâ, 4/43);

Hayz (bayanların aybaşı hâli) ve nifâs:

“Sana âdet görmeden soruyorlar. De ki: ‘O eziyettir.’ Âdet hâlinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.” (Bakara, 2/222)

b. Minik hades ise; namaz için alınan abdesti gerektiren bevletme, büyük tuvaletini yapma ve abdesti bozan öteki şeylerdir. Ebû Hüreyre’den rivâyet edilen bir hadîsi şerifte, Hz. Peygamber (asm) şöyleki buyurmuşlardır:

“Tanrı, sizden birinizin, yine abdest alana kadar bozulmuş abdest ile kıldığı namazı kabul etmez.” (Buhari, Hiyel 2)

Necâset ise, insanoğlunun bedenine, elbisesine ve namaz kılacağı yere bulaşan maddî pislik anlama gelir. Âlimlerin çoğuna gore, namazın sağlıklı olabilmesi için bu pisliğin giderilmesi şarttır.

Tıbbî yönden baktığımızda istincânın (idrar ve büyük abdestten sonraki temizlik) gövde temizliğinde oldukca büyük bir görevi vardır. İdrar ve büyük abdestten sonraki temizlik sıhhî açıdan oldukca önemlidir. Meselâ idrar, zehirli bir oldukca kimyevî madde ihtiva etmektedir. Ek olarak içinde mikroplar da bulunmaktadır.

Büyük abdest pisliği ise; bunun bir gramında milyonlarca mikrop vardır. Bu pisliğin içinde tifo ve dizanteri mikropları da bulunmaktadır. Manchester Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okutulan derslerde kanıtlama edildiğine gore bu mikroplar, wc kağıdı ile temizlik yapılırken sekiz kat kağıttan geçip insanoğlunun elini pisletmektedir. Dolayısıyla, tuvaletteki temizlik için en ideal olan sudur.

İslâm’ın temizlik hususundaki komut ve hükümlerini araştıran bir kimse, bunların arkasında sıhhî yönden büyük faydaların bulunduğunu görecektir. Meselâ istincâ: İslâm, istincâda sağ elin kullanılmasını yasaklamıştır. Şundan dolayı sağ el ile yiyecek yenir. Böylece sağ elin pisliklere teması önlenir ve mikroplara karşı hijyenik durum sağlanır.

Peygamber Efendimiz (asm)’imn, sağ elini; yiyecek yerken ve içerken, bir şey alıp verirken kullandığı, sol elini ise; bunun haricinde kalan yerlerde kullandığı rivâyet edilmiştir.

Bir günde her namaz için abdestin emredilmesi ve abdest uzuvlarının yine yine yıkanmasının istenmesi, insan vücudunun açıkta kalan ve mikroplarla en oldukca kirlenen yerlerinin temizlenmesine vesile olur. Mikrobiyoloji uzmanları, insanoğlunun açıkta olan cildinin 1 cm2’sinde 5.000.000 kadar mikrobun bulunduğunu isbat etmişlerdir. Mikropların süratli bir halde çoğaldığı da malum bir gerçektir. Bundan kurtulmak için de, cildin yine yine yıkanmasından başka deva yoktur.

Doktorlar cildin, insan vücudunda en büyük uzuv bulunduğunu kabul etmektedirler. Düzgüsel bir insanoğlunun cildi, ortalama olarak 2 m2’dir. Bir insan cildi üstünde bulunan çeşitli (yararlı ve zararı olan) mikropların sayısı, Vindoff’un “Skin and Veneral Diseases” adlı kitabında söylediğine gore yer yüzündeki canlıların hepsinin sayısından daha fazladır. Gene bu bilgine gore, bir kere banyo yapmakla bu mikroplardan (bilhassa zararı olan olanlarından) 200.000.000 izâle edilmektedir. Bu zararı olan mikroplar durmadan çoğalmaktadır. Öyleyse bu tarz şeyleri, devamlı ve intizamlı bir surette yok ederek sayısını azaltmalıdır. Bu hususta Peygamber Efendimiz (asm) ne güzel buyurmuşlardır:

“Her Müslümanın haftada bir kere başını ve vücudunu yıkaması onun üstünde bir haktır.” (Buhari, Cum’a 12; Müslim, Cum’a 9).

İslâm Müslüman’a, dişlerini ve içinde kalan yiyecek artıklarını da temizlemesini emretmektedir. Mevzuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (asm):

“İnsanın amellerini yazan, sağ ve solunda bulunup ve ondan asla ayrılmayan iki meleğin en oldukca kızdıkları şey; amellerini yazmakla yükümlü oldukları kimsenin dişlerinin içinde kalan artıkları temizlemeden namaz kılmasıdır.” buyurmuşlardır (Süyuti, 85).

Malûmdur ki, mazmaza (abdestte ağzı güzelce yıkamak), ağzı, gırtlağı ve diş etlerini iltihaplardan, dişleri de çürümekten korur. Dr. Mustafa Said es Suyûtî, “Mu’cizâtün fi’t Tıbbi li’n Nebiyyi’lArabî Muhammed (asm) adlı kitabında, Dr.Garzûzî’nin “Vikâyetü’l Esnân ve Sıhhatü’l Ebdân” adlı kitabından naklen şöyleki diyor:

“İnsanların % 90’ı dişlerini kaybediyorlar. Eğer ağız temizliğine lüzumlu önemi verseydiler, zamanından ilkin dişlerini kaybetmezdiler. Ağız temizliği gerektiği şeklinde yapılmayınca, zarar bir tek diş etlerine münhasır kalmıyor. Ağızda oluşan ve biriken zararı olan maddeler, tükürük ve yiyeceklerle mideye geliyor. Kana karışarak tüm uzuvlara kadar gidiyor ve birçok hastalığa sebep oluyor.”

Doktorların verdiği bilgilere gore, ağızda korkulu sayıda çeşitli mikrop, bakteri, virüs ve asalak vardır. Bunların çeşitleri yüze yaklaşmaktadır. Bir lokmanın 1 mm2’sindeki mikropların sayısı ise milyonlarla ifade edilmektedir. Bu mikroplar, dişlerin üstünde ve aralarında birikmiş yiyecek artıklarıyla beslenmektedir. Bunların gelişme ve çoğalmaları neticesinde ağızda zararı olan ifrazatlar ve fena kokular meydana gelmektedir. Bundan dolayı İslâm, misvak kullanmayı emretmiştir. Hz. Peygamber (asm) şöyleki buyurmuşlardır:

“Misvak kullanın, bu sebeple misvak, hem ağzı temizler, hem de Rabb’in rızâsını kazandırır.” (İbn Mâce, Tahâret 7);

“Mübârek zeytin ağacından meydana getirilen misvak ne güzeldir. Misvakla hem ağız temiz olur, hem de dişler sararmaktan korunur. Zeytin ağacından meydana getirilen misvak, benim ve benden önceki peygamberlerin misvağıdır. (Heysemî, Mecmeu’z-Zevaid, 2: 100);

“Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir; hayâ (utanma duygusu), güzel koku kullanma, nikâh (evlenme) ve misvak kullanma.” (Tirmizi, Nikâh 1).

İslâm, istinşâk’a da teşvik etmiş ve ona, ağız temizliği şeklinde ehemmiyet vermiştir. İstinşâk, burun temizliği anlama gelir. Suyun buruna çekilmesi ve hemen sonra çıkarılması; burunda birikmiş zararı olan maddelerin ve mikropların dışarıya atılması ve burun kıllarının temizlenmesine vesîle olur.

Fıtrî Temizlik ve Vücut Temizliği

Vücut temizliğinin tam olabilmesi için Hz.Muhammed (asm) bir ekip sıhhî talimât getirmiş, bunlara “fıtrî temizlik” adını vermiş ve bunlara uymamız icap ettiğini bildirmiştir.

O’nun (asm), fıtrî temizlik hakkında şöyleki söylediği rivâyet edilir:

“Fıtrat beştir yada şu beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, kasıklardaki kılları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altı kılları yolmak ve bıyıkları kısaltmak.(Buhari, libas 63).

Günümüzün tıp bilimsel ise, bu sünnetlerin önemini bizlere daha yeni yeni anlatmaktadır.

1. Tırnakların kısaltılmaması, altlarında bir oldukca mikrobun ve kirin birikmesine sebep olmaktadır. Temiz olmayan tırnakların taşıyarak sebep olduğu bir oldukca hastalık vardır ki, meselâ ishâl, bağırsak iltihabı, göz iltihabı, bağırsak parazitlerinin bulaşması bunlardan bir tek birkaçıdır.

2. Sünnet olmanın da birçok sıhhî faydası vardır. Sünnet olma, kişiyi zararı olan olan yağlı ifrazâttan koruduğu şeklinde, mikropların gelişip çoğalması için uygun bir ortam olan sünnet derisinin kesilmesi, onların çoğalmasını da önleyecektir. Şu da kati malum bir gerçektir ki, kocaları sünnetli olan Müslüman hanımlarda, diğerlerine gore rahim kanseri daha azca görülmektedir.

3. Kasık kıllarının temizlenmesi/tıraş edilmesinde de büyük sıhhî faydalar vardır. Şundan dolayı mikrop, bakteri ve benzeri bazı haşareler çoğu zaman kasıklardaki kıllarda yaşarlar. Kasık kıllarını tıraş etme pek yaygın olmayan batıda her yıl adam ve kadınlardan büyük bir yekun değişik hastalıklara yakalanmaktadırlar.

4. Koltuk altları, insanoğlunun en oldukca terleyen yeri olduğundan, mikropların gelişmesi için en uygun olan yerlerdir. Mikropların çoğalması neticesinde fena koku meydana gelir ve bu fena koku etrafı rahatsız eder. Onun için koltuk altı kıllarını yolma (yada tıraş etme), bu mikropların büyük sayıda çoğalmasına engel olur.

5. Bıyıkları kısaltma da fıtrî sünnetlerdendir. Şundan dolayı uzun bıyık, insanoğlunun yediği ve içtiği şeylerle sürekli pislenir, Onların pislenmesi de ağzın pislenmesine sebep olur.

Elbise Temizliği

İslâm’da çevre temizliği, kişinin giydirilmiş olduğu elbisenin de temiz olmasını gerektirir. Müslüman toplumdaki bir fert, görünüşü güzel, tertipli ve temiz elbiseli olmalıdır. Bu hususta Tanrı Teâlâ şöyleki buyurmaktadır:

 “Ey Âdemoğulları, her mescid için (namaz kılacağınız zaman, yatak ve namaza engel kiri bulunan iş elbisesi şeklinde, elbiseleri değil), güzel elbisenizi giyinin.” (A’râf, 7/31).

Hz. Peygamber (asm), insanların görünüş ve elbise itibariyle en güzel olanıydı. Dostlarını, elbise temizliğine dikkat etmeleri için teşvik ederdi. Bigün, üstünde kirli elbise bulunan bir adam görmüş oldu ve:

“Bu adam elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu?” (Ebû Dâvûd, Libas 14)

dedi. Hz. Peygamber (asm), bu sözüyle Müslümanları, bu insanın giydirilmiş olduğu şekilde kirli elbise giymemeye çağrı ediyordu.

İslâm, elbise temizliğini her gün meydana getirilen ve devam eden ibadetlerin sıhhati için koşul kılmıştır. Bu durum da, insanı bilerek yada bilmeyerek elbiseye temas eden tüm pisliklerden sürekli olarak uzak durma hususunda dikkat ve teyakkuza teşvik etmektedir. Tanrı Teâlâ: “…ve elbiseni temizle.” (Müddessir, 74/4) buyurmaktadır. Hz. Peygamber (asm) de:

“Kimin bir elbisesi var ise, onu temiz tutsun.”

buyurmuşlardır. Hz. Peygamber (asm), bilhassa insanların beraber oldukları cuma ve bayram namazları şeklinde yerlerde elbiselerin temiz olması icap ettiğini bilhassa vurgulamaktadır.

Mekân Temizliği

Hz. Peygamber (asm), evlerin temizliğine de büyük ehemmiyet vermişler ve şöyleki buyurmuşlardır: 

“Tanrı güzeldir ve güzeli sever, cömerttir ve cömerdi sever, kerîmdir ve kerîmi sever, temizdir ve temizi sever. Evlerinizin çevresini paklayın…” (Tirmizî, Edeb 41)

Bu hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (asm) bizleri, evlerinin temizliğinde süprüntü ve fazlalıkları temizlemeyenlere benzemekten menetmişlerdir.

İslâm, evlerin ve çevrelerinin temizlenmesini emretmekle, daha pek oldukca faydanın yanısıra, âmmenin sıhhatini hedeflemiştir. Şundan dolayı, ev ve evlerin çevrelerinde pislik birikirse, buralarda haşereler ve mikroplar rahat bir halde gelişir ve çoğalır. Ek olarak, etrafa bir oldukca hastalığa sebep olabilecek fena kokular yayılır ve evler oturulamayacak bir hâle gelir.

Mekân temizliği denilince evlere ilâveten sokak, ibadethâne, toplantı bölgeleri vs. insanların sürekli yada arasıra bulunmak zorunda oldukları bölgeler de akla gelir.

İslâm, umumî bir halde yeryüzünün, kirlenmeden korunmasını ve temiz tutulmasını istemektedir. Bilhassa üstünde namaz kılınan yerin temiz olmasını koşul koşmaktadır. Üstündeki pislik hangi çeşit pislik olursa olsun temizlenmemiş bir yerde kılınan namaz makbul değildir.

Mekân temizliği mevzusunun içine, insanoğlunun içinde yaşayacağı ister ev olsun isterse çadır olsun konut yeri seçimi de girer. Selefi sâlihîn, ev yapılacak yerin seçiminde şu şartların göz önünde bulundurulması üstünde durmuştur:

1. Hastalıkların oldukca olduğu bir yer ve çevresi olmamalı.
2. Güneş ve havadan yoksun, rutubetli bölgeler olmamalı.
3. Yerin altında bir yer, (ağır ve zehirli gazların istilâ etmiş olduğu mahaller olmamalı).
4. Fazlaca yüksekte şiddetli rüzgâra maruz yerlerde de olmamalı.
5. İhtiyaca gore odaları geniş olmalı.
6. Evin kendisi, kapıları ve pencereleri sağlam olmalı ki, zararı olan haşerelerin, soğuk havanın ve akciğer veremi mikrobu şeklinde sıhhate zararı olan mikroplar ihtiva eden tozların girmesine de engel olunsun.

Suların Temizliği

“Yaşamı olan her şeyi sudan yaptık.” (Enbiyâ, 21/30)

âyetinde belirtildiği şeklinde su, yaşamın aslı olduğundan, suyun pislenmeden korunması demek, esasen yaşamın değişik şekilleriyle korunması anlama gelir. İslâm Dini, bir oldukca direktifiyle suyun korunmasına ehemmiyet verir ve pisliklerden sakınmaları mevzusunda insanları teşvik eder. Hz. Peygamber (asm) bu hususta buyurmuşlardır:

“Sizden birisi hemen sonra yıkanacağı durgun suya bevletmesin.” (Buharî, Vüdû’ 28; Müslim, Tahâret 95) 

İçine bevledilmiş durgun suda değişik hastalıklara sebep olacak mikroplar bulunduğundan, buralarda yıkanmak doğru değildir. Aynı şekilde Hz. Peygamber (asm):

“Akan suya bevletmekten de nehyetmiştir.” (Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, I/224).

Peygamberimiz (asm)’in akar suya bevletmeyi yasaklamasının mühim bir sebebi, suyun, idrarda bulunan bir ekip mikroplardan korunmasıdır. Başka bir hadîsi şeriflerinde de:

“Lânetlenmeye sebep olan şu üç şeyden sakının; suya, (insanların oturacağı) gölgeliğe ve insanların gelip–geçmiş olduğu yola büyük abdest bozmak.(Ebû Dâvûd, Tahâret 14).

Suya büyük abdest bozma, suda parazit, mikrop, bakteri ve fena kokuların oluşmasına sebep olur. Bu zararı olan şeyler, bu akarsudaki ve onun birleştiği denizlerdeki balık ve öteki canlılara da menfî etki eder.

Netice itibariyle diyebiliriz ki, temizlik hususunda İslâm’ın getirmiş olduğu ve öğrettiği şeylere tâbi olmak, insan yaşamının emniyetle devamının teminatıdır. Bu asırda İslâm’ın getirmiş olduğu şeyleri uygulama etmeye ne kadar da muhtacız. Bilhassa her türlü kirliliğin, dünyanın dört bir tarafını sardığı ve çözümünün oldukca zor olduğu şu günlerde.

Hadîs kitapları dışındaki kaynaklar:

– Canan, İbrahim, İslâm’da Çevre Sağlığı, İstanbul, 1986.
– Suyutî, el–Habâik fi’l–Melâik.

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

demir tarafınca Pt, 04/09/2006 – 08:49 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir