Peygamberler günah işler mi? Bazı âyetlerde, Peygamber Efendimizin “günahından af dilemesi” istenmektedir. Bunlar ismet sıfatına aykırı olmaz mı?


Sual Detayı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Tüm peygamberler, gerek peygamberliklerinden ilkin, gerekse peygamberliklerinden sonrasında hiçbir şekilde büyük günah işlememişlerdir

Sadece, bazı peygamberler hata yöntemiyle, unutmak yada daha iyiyi terk etmek suretiyle, bizim bildiğimiz şeklin haricinde “zelle” denen bazı hatalar işlemişlerdir. (Muvazzah İlm-i Kelâm, s.184; Fıkh-ı Ekber Şerhi, s.154)

Hz. Âdem’in cennette iken yasak ağacın meyvelerinden yemesi zelleye örnek olarak verilebilir. Hz. Âdem, yasak meyvelerden yemekle bizim bildiğimiz manada bir günah işlememiş, daha iyi olanı terk etmiştir. Bu sebeple, ağaçtan yemeleri kendilerine haram kılınmamıştı ki, bir günah şeklinde düşünülsün. Neticede de, bu hatalarından dolayı aden nimetlerinden yoksun kaldılar. Cennette günah ve sevap mefhumunun olmaması bu günahın, bilinenden başka bir şeklinin olduğu da anlaşılır.

Aden nimetlerinden birisi de, orada “wcye gitme” şeklinde bir ihtiyacın mevcut olmadığıdır. (Müslim, Aden: 15) Cennette yenip içilen şeylerin artıkları olmadığından Hz. Âdem ve Havva, cennette büyük ve minik abdest yapmıyorlardı. Avret mahalleri elbise yada bir nurla kendilerinden gizlenmişti. (Tefsîr-i Kebir, 14/49; Hak Dini Kur’ân Dili, III/2140) Yasak ağacın meyvelerinden yemeleri avret yerlerinin açılmasına, minik ve büyük abdest şeklinde eza verecek şeylere sebep olacağı için, Cenab-ı Hak o ağaçtan yemelerini men etmişti. (Hülasatül-Beyan, II/4748)

Nitekim, yasak ağacın meyvelerini yedikleri anda, daha ilkin asla görmedikleri avret bölgeleri açılıverdi. O yerlerin açılması uygun olmadığı için yaprakla örtünmeye başladılar. (A’raf, 7/22)

Hz. Âdem’in yasak ağacın meyvesinden yiyerek cennetten çıkarılmasında kaderin hissesini unutmamak gerekir. Bu sebeple, Cenab-ı Hakk’ın insanı yaratmasındaki hikmet ve maksadın gerçekleşmesi, sadece Hz. Âdem ve Havva’nın cennetten yeryüzüne inmesiyle mümkün olmuştur. Ebu’l-Hasen-i Şâzelî, Hz. Âdem’in zellesi hakkında şu şekilde der:

“Ne hikmetli bir günah ki, kıyamete kadar gelecek insanlara tövbenin meşru kılınmasına sebep olmuştur.” (Risale-i Hamidiye, s. 611)

Hz. Yunus’un (a.s.) zellesine ulaşınca:

Hz. Yunus (a.s.) peygamberlikle vazifelendirildikten sonrasında, kavmini îmâna çağrı etmeye başladı. Otuz üç yıl şeklinde uzun bir süre tebliğde bulunmuş olduğu halde, gene de halk üstünde bir etki vücuda gelmemişti. Bu durum Yunus Aleyhisselâmın canını sıktı. Bu sıkıntıdan kurtulma ümidiyle, Cenab-ı Hakk’ın izni olmadan kavmini bırakıp ayrıldı. Bir peygamber, Rabb’inden izin almadan bulunmuş olduğu yerden ayrılamazdı. Hz. Yunus (a.s.) bu hareketiyle efendisinden firar etmiş bir köle durumuna düşmüştü. (Hülâsatü’l-Beyan , II/4748)

Sadece Hz. Yunus (as)’un bu hareketi vazifeden kaçış yada vazifeyi verene karşı bir isyan manasında anlaşılmamalıdır. Yunus (a.s.) yalnız İlâhî davete uymayan halktan uzaklaşmıştır. Bu hareket peygamberlerin dışındaki insanoğlu için hata sayılmaz. Peygamber için de azabı gerektirecek bir günah değildir.

Bununla birlikte, Cenab-ı Hak, zor şartlar altında kalsa da Hz. Yunus (a.s.) şeklinde davranmamasını Peygamberimize (a.s.m.) tavsiye etmiş ve şu şekilde buyurmuştur:

“Ey Muhammedi! Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret. Balık sahibi Yunus şeklinde olma.” (Kalem, 68/48)

Evet, peygamberlerin “zelle”lerine bir günah gözüyle bakmamak gerekir. Bu sebeple, günah azabı gerektiren bir şeydir. Peygamberler ise zellelerinden dolayı herhangi bir cezaya uğramayacaklardır.

* * *

Esasen tüm peygamberler şeklinde bizim Peygamberimiz (asm) de “ismet” (Tanrı tarafınca günah işlemekten korunmuş olma) özelliğine haizdir, dolayısıyla aslına bakarsanız günahsızdır. Şu halde Peygamberimiz (asm),

“Senin geçmiş gelecek tüm günahını Tanrı’ın bağışlaması…” (Fetih, 48/1-3)

mealindeki âyette bağışlandığı bildirilen günahı, fiilen işlediği ya da işleyeceği bir günah olmayıp, beşer olması hasebiyle kendisinde bulunan günah işleme potansiyelidir. “İsmet” sıfatı, peygamberlerdeki bu potansiyel günah işleme imkânının fiiliyata geçmesini önleyen ilâhî bir koruma ve esirgemedir; âyetteki af bu anlamdadır.

adsense

Peygamberler ümmetlerine örnek olduklarından, Tanrı onları günah işlemekten korumuştur. Buna karşın Peygamberimiz (asm) gece gündüz nafile ibadetler yaparak ve bilhassa oldukca namaz kılarak, hem bu mevzuda da ümmetine örnek olmuş hem de ibadetin aden ümidi yada cehennem korkusundan değil, Tanrı buna lâyık olduğu, kul bununla manevî yaşam ve rahatlık bulmuş olduğu için yapılacağını göstermiştir. Nitekim kendisine, günahlarının peşinen bağışlanmış olduğu hatırlatılarak niçin bu kadar oldukca namaz kıldığı soruldukça şu cevabı vermişlerdir:

“Elimden geldiğince Tanrı’a şükreden bir kul olabilmem için.” (Buhârî, Tefsir, 48/2)

“Günahının bağışlanmasını iste ve sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih et.” (Mü’min, 40/55)

mealindeki âyette Hz. Peygamber (asm)’den, günahının bağışlanması için yakarış etmesi istenmektedir; Fetih sûresinde ise ona gelmiş geçmiş tüm günahlarının bağışlandığı müjdelenmiştir. (bk. Fetih 48/1-7) Müfessirler bu durumu, Mü’min sûreninin Fetih sûresinden ilkin inmiş olduğuna kanıt göstermişlerdir. Bu sûrenin Fetih’ten ilkin indirilmiş olduğu kati olmakla beraber gösterilen bu kanıt isabetli değildir. Nitekim son olarak inen sûrelerden olan Nasr sûresinde de Resûlullah’a, Tanrı’ı hamd ile tesbih ederek O’ndan mağfiret dilemesi emredilmektedir.

İslâm inancına nazaran öteki peygamberler şeklinde bizim Peygamberimiz (asm) de masum (günah işlemekten korunmuş) olduğundan, bazı müfessirler “Günahının bağışlanmasını dile” buyruğunun, peygamberlikten önceki hatalarıyla ilgili bulunduğunu yada bu buyruğun aslolan muhatabının Resûlullah’ın şahsında onun ümmeti bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu yorumlar doğru olmakla birlikte, Peygamber Efendimiz (asm)’i bu buyruğun dışına çıkarma çabaları pek anlamlı görünmemektedir. Zira her şeyden ilkin tövbe ve istiğfar da birer ibadettir. Nitekim Resûlullah (asm), kendisinin günde yetmiş yada yüz kere istiğfar ettiğini yeminle ifade etmiştir. (Buhârî, Da’avât, 3; Müsned, IV/211)

Öyleyse, Mü’min sûresi 55. âyetteki “günahının bağışlanmasını iste” ifadesi ile Muhammed sûresi 19. âyette geçen “kendi günahın için, adam, hanım müminler için Tanrı’tan af dile.” ifadelerindeki “günah” ne anlamına gelir?

Peygamberler masumdurlar; ümmetlerine örnek olacakları için Tanrı onları günah işlemekten korumuştur, hatalarını da zamanında tashih ederek kalıcı olmasını engellemiştir. İslâm inancının mühim bir ilkesi olan ismet (peygamberlerin masumluğu), Hz. Peygamber (asm)’in günah işlediğini kabul etmemizi engellemektedir. Bu sebeple âyette geçen “Günahının… bağışlanmasını dile” cümlesini bu inanç esası çerçevesinde anlamlandırmak gerekmektedir.

Meydana getirilen yorumlar şöyledir:

1. Sözün muhatabı Hz. Peygamber (asm)olmakla birlikte, aslolan hedefi ümmettir.

2. Hz. Peygamber (asm) tevazu gereği kendi hata ve günahından bahseder ve sürekli Tanrı’tan af diler olduğundan, bu güzel davranışa uygun bir ifade kullanılmıştır.

3. Hz. Peygamber (asm) için günah olan yada onun günah saydığı şey, bayağı insanoğlu için doğal ve mubah olan davranışlardır. Nitekim kendisi şu şekilde buyurmuştur:

“Kalbimin perdelendiği oluyor ve ben günde yüz kez Tanrı’tan af ve mağfiret arzuluyorum.” (Müslim, Zikr, 41)

Burada “perdelenme” diye çevirdiğimiz kelime, “Tanrı’ı anma ve hatırda tutma mevzusundaki kesiklik” olarak açıklanmıştır. Kısaca Hz. Peygamber (asm) her an Tanrı şuuru içinde yaşamaktadır, bu şuurda anlık kesintileri günah sayıp onlara da tövbe etmektedir.

Hz. Peygamber (asm)’in, tüm müminler için Tanrı’tan af dilemesinin istenmesi, onun şefaat yetkisinin bir delili olarak da değerlendirilmiştir. (İsmet mevzusunda geniş data için bk. Mehmet Bulut, “İsmet”, DM, XXIII/134-136)

İlave data için tıklayınız: 

– Peygamberlerin, peygamberlikten önceki dönemleri masum olmayabilir mi?.. İsmet sıfatı…

– İSMET (Sıfatı).

– Peygamberlerin ismet sıfatına sahip olmaları, diğerlerinin günah işlemeye uygun olarak yaratılmaları nasıl açıklanabilir?..

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Anonim tarafınca Cu, 01/09/2006 – 16:39 tarihinde gönderildi

adsense

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Peygamberler günah işler mi? Bazı âyetlerde, Peygamber Efendimizin “günahından af dilemesi” istenmektedir. Bunlar ismet sıfatına aykırı olmaz mı?

Ne OLuşturmak Istiyorsunuz
Standart Soru
Kişilik testi gibi sorular hazırlayabilirsiniz.
Resimli Soru
Bilgi testi. Sorularla bilgi ölçümü yapın.
Anket
Etkili ve görsel anketler hazırlayabilirsiniz.
Makale
Başka sitelerden verileri kolayca entegre ederek listeler hazırlayabilirsiniz
Liste
Etkileyici Yazılar Oluşturabilirsiniz
Oylama Listesi
Kullanıcılar oluşturduğunuz içerikleri puanlayarak en iyi içeriği öne çıkarabilirsiniz.
Caps
Caps Resminizi seçip yükleyin
Görüntü
Resim veya Hareketli Resim
Gif
Hareketli Resimlerle etkileyici listeler oluşturabilirsiniz.