Siz Ehli Kitabı ne onay edin ne de yalanlayın, ne anlamına gelir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

Ankebût 46 da anlayamadığım ifadeler var. 
​‘’Siz Ehli Kitabı ne onay edin ne de yalanlayın.’’ ifadesi ve ‘’ Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır).’’ ifadelerini anlayamadım.
Yanlış olan Ehli Kitabı yalanlamamız yasaklanmış mıdır? Niçin?
İnsanlara İslam’a uymalarını emreden Allah(c.c.) ile insanlara Yahudiliğe uymalarını emreden (olmayan) Yehova Ne Gibi aynı olabilir?

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Yanıt 1:

Yahudi ve Hristiyanların, İslam inancına ve hükümlerine uygun olanlar onay edilir, İslam inancına ve hükümlerine aykırı olanlar reddedilir, sadece uygun olup olmadığı bilinmeyenler mevzusunda ise sessiz kalınır.

Demek ki, Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır).” mealindeki ayet, tevhide çağrı eder, zira onların ilahı da bizim ilahımız da aynıdır.

“Siz Ehli Kitabı ne onay edin ne de yalanlayın.” mealindeki hadis ise, İslam inancına ve hükümlerine uygun olup olmadığı bilinmeyen mevzular içindir.

Bu kısa açıklamadan sonrasında detaya erişince:

Mevzuyla ilgili ayet ve hadisler, Allah Resulü’nün geçmiş dönemdeki ve kendi zamanındaki kültürlere karşı genel tavrını bizlere açıkça bildirir:

Ankebut 46. Ayetin meali şöyledir:

“İçlerinden haksızlığa sapanlar haricinde Ehl-i kitap’la mücadelenizi bir tek en güzel yolla sürdürün ve deyin ki: Bizlere indirilene de size indirilene de inandık. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir. Biz O’na teslim olmuşuzdur.” (Ankebut, 29/46)

Ayette, Müslümanların Ehl-i kitap mensuplarına, “Bizlere indirilene de size indirilene de inandık. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir. Biz O’na teslim olmuşuzdur.” demeleri istenmiştir.

Bu ifade Müslümanların onlarla iyi geçinmelerinin ilkesel gerekçesini ortaya koymaktadır. Zira -putperest Arapların aksine- Müslümanlarla Ehl-i kitap içinde bir inanç yakınlığı bulunmakta, doğrusu Müslümanlar onların kitaplarının hak kitap bulunduğunu kabul ettikleri şeklinde temelde uluhiyet mevzusunda da onlarla aynı inancı paylaşmaktadırlar.

Ehl-i kitaptaki birleştirme ilkesine aykırı inançlar, onların dinlerinin aslına bakarsak bulunmayıp sonradan ortaya çıkmış bir sapmadır.

Mevzuyla ilgili başka bir ayetin meali ise şöyledir:

“Bir de: “Yahudi yada Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Biz tüm batıl dinlerden uzaklaşmış olarak İbrahim’in dinine tâbi oluruz. O hiçbir süre müşriklerden olmadı.” Deyiniz ki: “Biz Allah’a, bizlere indirilen Kuran’a, Keza İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve onun torunlarına indirilene ve gene Musa’ya, İsa’ya, hülasa tüm peygamberlere Rab’leri tarafınca verilen kitaplara inanç ettik. Onlar içinde asla bir fark yapmayız. Biz yalnız O’na teslim olan Müslümanlarız.” (Bakara, 2/135-136)

Ayette, tevhid esası çevresinde bir üst kimlikte birleşme temayülü, Allah’ın gönderilmiş olduğu tüm peygamberlere ve onlara indirilenlere inanç etme gereği açık bir halde görülmektedir.

Ebu Hureyre, bir keresinde şöyleki demiştir: “Ehl-i Kitap Tevrat’ı İbranice okuyorlar ve Müslümanlar için de Arapça olarak açıklıyorlardı. Bunun üstüne Allah Resûlü şöyleki buyurdu:

“Ehl-i Kitap’ı ne onay edin, ne de yalanlayın. ‘Allah’a ve bizlere indirilene inanç ettik’ deyin.” (Abdurrezzâk, Musannef, 6/111; Buhârî, İtisâm 25, Tevhid 51)

adsense

Bu hadiste anlatılan husus, Allah Resûlü’nün mukaddes bir kitaba dayandıkları için bilhassa Yahudiler ve Hristiyanlarla, bununla birlikte öteki çevre kültürlerle olan ilişkilerinde onlara karşı ortaya koyduğu tavırda, belirleyici bir özellik arz eder.

Ilk olarak belirtilmelidir ki, tüm peygamberler tevhid dininin davetçisi konumundadırlar. Kuran’da, mukaddes kitaplarının tahrif edilmiş olduğu açıkça belirtilmesine (bk.: Bakara, 2/79; Al-i İmrân, 3/78; Maide, 5/15) karşın Ehl-i Kitap’tan nakledilen bilgilerden hangilerinin tahrif edilmiş olduğu malum olmadığı için Allah Resûlü bu hadislerinde ümmetine davranışlarında ölçülü olmayı tavsiye etmektedir.

Bugün mevcut bulunan Tevrat ve İncil’in tahrif edilen yerlerini genel bir bakışla saptamak mümkün olmadığından, Müslüman’a düşen, hangi mevzu olursa olsun, onu Kuran ve Sünnet’teki verilerle karşılaştırarak teyid etmesi, mevzu ile ilgili bir bilgi yoksa “Allah’a ve bizlere indirilene inanç ettik” diyerek davranışlarında ölçülü davranmasıdır.

Hadisin öteki bir tarikindeki şu informasyon, bu rivayeti daha iyi anlamamıza yardım edecektir:

“Ehl-i Kitap’ın size haber verdiklerini onay de etmeyin, yalanlamayın da. ‘Allah’a ve Resulüne inandık’ deyin. Böylece verilen haber batılsa onay etmemiş, doğruysa da onu yalanlamamış olmuş olursunuz.” (Abdurrezzak, Musannef, 6/111; Ahmed b. Hanbel, 4/136; Ebû Dâvud, İlim 2)

Bu hadisin bundan önceki tarike nazaran bir ziyade olarak açıkça gösterdiği husus, geçmiş ümmetlere dair nakledilen haberler içinde bâtıl olanlarla beraber doğruların da olabileceği gerçeğidir.

Bu hadis, dinde helal, haram yada sahih olup olmadığı belli olmayan müşkil mevzularda tevakkuf etmenin gerekliliğini anlatır.

İlgili hadis, Yahudi ve Hristiyanlara ilişkin bilgilerde tahrifin nerelerde bulunduğunu bilemememiz sebebiyle Kuran ve Sünnet verileri ışığında doğru olup olamadığını tespit edemediğimiz mevzularda, bizleri herhangi bir onay yada tekzipte bulunmaktan sakındırmaktadır.

Zira Allah Resûlü’nün bu sözü, sessiz kalmanın gerektiği yerlerde yapılacak bir tekzip yada tasdikle Kuran’dan ilkin indirilen ve müminin inanç etmekle yükümlü bulunmuş olduğu semavi kitaplarda bildirilen herhangi bir hususu inkar etmiş olmaması için ihtiyaç duyulan temkini ifade etmektedir. (bk. Ali Budak, Rivayetlerde Çevre Kültürlerle Olan İlişkinin Resmi, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 11 (1), 55-88)

Yanıt 2:

Kur’an’dan öğrenip bildiğimiz husus şudur ki, tüm peygamberler kavimlerine “Allah”a kulluğu tavsiye etmişler. O kitaplar Arapça olmadıklarına nazaran ve -Kur’an’ın bildirdiği gibi- “Allah-Rab” adları onlarda da kullanıldığına nazaran, o dinlerin dillerinde de bu manaları ifade eden eş anlamlı Allah’ın adları söz mevzusudur.

İlave informasyon için tıklayınız:

Yahudiler Allah’a neden “Yahova”, Hristiyanlar da neden “Tanrı …

Kuranİncil ve İslami çelişkiler iddialarına cevap verir misiniz …

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

HacıYusuf tarafınca Çar, 09/10/2019 – 20:01 tarihinde gönderildi

adsense

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir