Tam anlamı ile kalpten Tanrı’a iyi mi teslim olabiliriz?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

– Her müslüman benzer biçimde ben de Allahımı oldukça seviyorum. Sadece kimi zaman tarafıma meydana getirilen haksızlıklarda (karacılık, hakaret, hırsızlık) benzer biçimde vakalarda yüreğimi karşımdaki insana nefretle doldurabiliyorum.
– Yaşadığım fena olaylardan dolayı, içimizi asla karartmadan, “Allahım senden geldim yine sana geri döndürüleceğim, biz bir tek sana ayidiz, bana bu kötülüğü yapanlarıda affet, benim hakkım onlara helal, bilselerdi yapmazlardı” şeklinde kalpten temiz yüreklilikle söyleyebilen bir insan iyi mi olunur?
– Ya da biri sizi dolandırıp malınızı almış olduğu vakit “Allahım sen istediğine mal verir istediğinden alırsın” diyerek kaybettiğin mala asla üzülmeyen bir insan iyi mi olunur. Bu şekilde bir insan olmanın yolu nedir?
– Ne kadar uğraşsam da bu şekilde temiz bir kalple yaşadığım vakalara karşılık veremiyorum.

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

– Ilk olarak şunu belirtelim ki, sizin bu oldukça güzel düşünceye haiz olmanız tebrike şayandır. Fakat her ideal düşünceyi uygulamak oldukça zor olsa gerek. Bununla birlikte, bu şekilde kâmil bir insan olmaya niyet etmek bile tek başına bir artı-değer ifade etmektedir.

– İmam Gazali, İhyau’l-Ulum adlı eserinde, İslam tarihinde kâmil insan dediğimiz bazı kimselerin –soruda seslendirilen– bu güzel ahlaka haiz olduklarını bildirmektedir. Bunların bir çok, ehl-i ilim ve ehl-i tasavvuftur.

– Değişik ayet ve hadislerden anlaşılan şudur:

Bir insanoğlunun kâmil insan olması, onun kâmil bir imana ve kâmil bir amele haiz olmasına bağlıdır. İmanın kemali ise, kitap ve sünnete uygun bir itikada bağlıdır. İmanın kemali nispetinde salih amel de mükemmelleşir.

“Tanrı katında en şerefliniz, en fazla takvalı olanlarınız/Tanrı’a karşı gelmekten en oldukça sakınanlarınızdır.”(Hucurat, 49/13)  

mealindeki ayette iman-amel ilişkisine de dikkat çekilmiştir. Şundan dolayı takva, imandan fışkıran bir abıhayattır.

– Tanrı’ın affetme ile ilgili tavsiyelerini Kur’an ve sünnetten sık sık okuyup anımsamak, nefsin fevri reflekslerini dizginleyebilir. Bu sebeple, öfkesini yutmak, kusurları affetmek ve bu davranışlarını Tanrı katındaki kıymetleriyle ilgili detayları sık sık tekrarlamak gerekir. Bu hususları güzel söz ve fiilleriyle hatırlatan çevrelerle ilişki oluşturmak büyük ehemmiyet arz etmektedir.

– Dünyanın faniliğini düşünüp “Bu da geçer yahu!” diyebilmek, uzun temrinlere, provalara muhtaçtır.

Bu cümleden olarak, sağlam bir tasavvuf yada bir Nur cemaatiyle teşrik-i mesai yapmak, bu güzel ahlakın içimize yerleşmesine destek olacağını düşünüyoruz.

– Bediüzzaman Hazretleri, yaşamış olduğu ve yaşatmaya çalmış olduğu -sorudaki güzel ahlakın- bir örneğini şu şekilde seslendirmiştir:

“…Küfr-ü mutlakla mücadelede bu kadar ağır şerait altında Risale-i Nur bir aşama muvaffak oluyorsa, bunun sırrı işte budur:

“Said yoktur, Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakikattır, hakikat-ı imaniyedir. Madem ki, nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said feda olsun. Yirmisekiz yıl çektiğim eza ve cefalar ve maruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim.” (Emirdağ Lahikası-II, s. 80)

İlave data için tıklayınız:

– “Allah katındaki hissesini öğrenmek isteyen kimse, Allah’ın …
– Takva nedir, müttaki kime denir?
– Bu dünyada uğranılan haksızlıklara; bu dünyada mı mücadele edilmeli? Yoksa…

Merhaba ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

grafmaster tarafınca Cu, 21/08/2015 – 14:56 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir