Tanrı’nın sebebi nedir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı

Bir ateistin iddiası:
– Tanrı’nın, nedenler zincirinin sonsuzluğu problemini çözdüğünü zannetmek fazlaca yaygın bir yanılgıdır. İlk şey evrenin ortaya çıkışıysa, evrenin sebebi Tanrı’dır demenin nedenler zincirini bitirdiği zannedilir. Oysa, bu aşamada sorulabilecek “Peki Tanrı’nın sebebi nedir?” sorusu fazlaca yerinde bir sorudur.
– Bu soruya, şartlanmış bir halde, “Tanrı’nın sebebi yoktur” yada “Tanrı kendi kendisinin sebebidir” derler. Fakat bu bir izahat değildir. Zira eğer bir şey sebepsiz olabiliyorsa, ya da kendi kendisinin sebebi olabiliyorsa, o süre bu şahıs evrene niye sebep aramaktadır?
–  Bir ihtimal sebepsiz olan, yada kendi kendisinin sebebi olan şey, evrenin kendisidir. Eğer evrene bir sebep aranması gerekiyorsa, Tanrı’ya niçin bir sebep aranması gerekmediğini açıklaması gerekir bu argümanı sunan kişinin.
– Aslına bakarsak birazcık objektif baksa, Tanrı açıklamasının evrendeki nedenler zinciri sorununa bir çözüm getirmediğini, suni bir izahat bulunduğunu ve aslına bakarsak bir şey açıklamadığını görecektir. Bu argüman mantıksal olarak çelişkilidir ve ciddi felsefi tartışmalarda kullanılmaz. Fakat günlük hayatta karsılaştığınız averaj bir inançlının en fazlaca başvurduğu argümanlardan biridir.

Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

İlk niçin anlayışı Aristoteles’in felsefesinde kendisi hareket etmeyen ilk muharrik olarak ortaya konur. Ondan sonra ise, idealist felsefenin ilk niçin terimi bağlamında tanrısal bir ilke ya da açıklamayı kullandığı bilinmektedir.

Dolayısıyla rasyonel fikir açısından ilk niçin teriminin felsefi olmadığı idia edilemez.

Evren ile Tanrı içinde analojik bir benzeşme kurma kavramların doğası itibariyle çelişiktir. Bundan dolayı de evren için niçin aranırken, Tanrı terimi için aranmaz. Tanrı’ya sebep aranması bu kavramın olanaksızlığını sağlar.

Oysa ki Anselm, Descartes ve hatta Kant şeklinde filozofların ontolojik bağlamda tanrı terimini gene kavramın kendinden çıkarsamaları ya da aklın mecburi postulatı olarak kabul etmeleri, bu kavramın evren ile eş kıymet bir çelişiklikte ele alınamayacağını gösterir.

Spinoza’nın panteizmi ise, dualist tin anlayışını madde lehine teke indirgemekle gene tinsel bir temele oturmaktadır. Tin ya da cevher anlayışı söz mevzusu iken nedenselliğin bu tinden bağımsızlığı düşünülemez. Sadece bu, Spinoza’nın tanrısı olur o denli.

Darwin’in bile türlerin yaygınlığı ve çeşitliliğindeki fazlaca değişik değişimin nedenini açıklamak için kullandığı “talih” ifadesi maddeci felsefenin bile kavramsal anlamda soyut bir nedene gerekseme duyduğunu gösterir. Nitekim Darwin bunu çaresizliğinin sonucu olarak kullandığını itiraf eder.

Darwin’e gore, talih (rastlantısallık) terimini kullanmasının sebebi, türlerin her bir değişiminin nedenini bilemeyeceğimizin peşinen bir ilanından başka bir şey değildir. (The Origin of Species, 1859: 131)

Şimdi Tanrı’nın yaratması yada ilk niçin şeklinde faktörlerden uzak kalmak için Darwin’in bulabildiği kavram tamamen spekülatif “talih” terimi iken ve üstelik bir yüz yıl süresince ateist Darwinciler bu terimi “rastlantısallık”dan öteye taşıyamamışken, açıklayıcı niçin olarak rasyonel aklın, en esaslı postulalarından biri ve ruhsal sezginin kendisi ile aydınlandığı kaynak olan Tanrı’nın nedenselliğini yadsımak, yadsınması ihtiyaç duyulan bir husustur.

İlave bilg için tıklayınız:

– Bütün varlıkları Allah yarattı; öyleyse -haşa- Allah’ı kim yarattı?

Merhaba ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Kunfeyakun12345 tarafınca Çar, 30/09/2015 – 06:25 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir