Tevhid ne anlama gelir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Tevhid: “Birlemek” “ Tanrı’tan başka ilâh olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına gelir. 

Tevhid denilince akla derhal “lâ ilâhe illâllah” kelamı gelir. Bu kelama “kelime-i tevhid” denilir ve Tanrı’tan başka hak mabut olmadığını ifade eder.

Şu varlık alemi için çeşitli teşbihler yapılmıştır. Bunlardan birisi de “kâinat sarayı.” İşte tevhid, bu sarayın sultanını bir bilme, birleme ve Ona hiçbir şeyi ortak koşmama itikadıdır. 

Kâinat sarayının tabanı başkasının, tavanı başkasının olmaz. Bu sarayın halıları, lâmbaları ve öteki eşyaları bir başka âlemden getirilip de buraya monte edilmiş değiller. Saraydaki her şey ve en önemlisi her konuk, saraydan doğuyor. Bir çiçeğe bakalım: Topraktan güneşe kadar sarayın her şeyinin onda bir hissesi vardır. İnsan bedenine nazar edelim: Bu sarayın temel taşları olan elementler onda da mevcut. 

Dağlar ovalara birer koltuk şeklinde kurulmuş. Fakat başka bir yerden getirilerek değil, ovanın içinde yükselerek. Meyveler dallara tutunmuş. Başka bir beldeden ithal edilerek değil, ağacın içinden çıkarılarak. 

Yavru, annenin kucağına oturmuş. Bir başka ülkeden gelmiş olarak değil, onun rahminde büyüyerek. Güneş bu saraya lâmba olmuş. Bir başka yerden satın alınarak değil, gökyüzü ile beraber yaratılarak. 

Bu âlemde bulunan sonsuz denecek oldukca varlık tevhid edilmiş, birleştirilmiş, aralarında ilgiler kurulmuş ve bu varlık âlemi bir saray şekline sokulmuştur. Bunu düşünen insanoğlu kelime-i tevhidi okur ve bu sarayı her şeyiyle sadece Tanrı’ın mülkü ve mahluku bilirler. 

Kelime-i tevhid Tanrı’tan başka hak mabut olmadığı anlamına gelmekle beraber, bu kelamda geçen Tanrı adı, tüm İlâhî adları de içine aldığından, “Tanrı’tan başka Muhyi (yaşam verici) yoktur, Tanrı’tan başka Halik (yaratıcı) yoktur, Tanrı’tan başka Malik yoktur.” şeklinde manaları da içinde saklar. Böylece bu tevhid içinde İlâhî adlar adedince tevhidler saklıdır. 

Bazı âlimlerimiz, tevhidi, “ilmî ve amelî” olmak suretiyle ikiye ayırırlar. Bu sınıflandırmaya nazaran, Tanrı’ın bir bulunduğunu ve kainattaki tüm birliklerin Onun birliğini gösterdiğini bilmek, hep ilmî tevhiddir. Amelî tevhid ise, bu tevhid inancının insanoğlunun amel âleminde tam bir hâkimiyetle hükmetmesidir. 

Fatiha-i şerife’nin “İyyake na’büdü ve iyyake nestain.” âyet-i kerimesi amelî tevhid dersi verir: “Yalnız sana yakarma eder ve yalnız senden yardım diliyoruz.” Yalnız senin bildirdiğin yöne döner, yalnız senin huzurunda el bağlar, sadece sana rükû ve secde ederiz. Aklımızı bir tek senin razı olduğun şeylere yorar, kalbimize sadece senin razı olacağın sevgileri koyarız.

Yalnız Tanrı’a yakarma eden bir insan batıl mabutlara tapma zilletinden kurtulmuş olduğu şeklinde, yalnız ondan yardım dileyen bir kul da sebeplerin ardına düşmekten, olayların kölesi olmaktan kurtulur. Ve tam bir tevekkül ile Rabbine sığınır. Bu oldukca ulvî bir haz olmakla birlikte hem de oldukca üstün bir kuvvettir. 

Esasen kâmil mü’min olmanın yolu da hem ilmî hem de amelî tevhidde kemale ermekten geçer. 

Tevhid bir tek bunlarla sınırı olan değildir. Ödat, esma ve fiilleri için de tevhid söz mevzusudur. Bu tarz şeyleri şöylece özetlemek mümkündür:

Tevhid-i Ef’al: “Eşyanın yaratılmasında ve idaresinde sebeplerin hiçbir tesiri olmadığını bilmek”,“Tek yaratıcının sadece Tanrı bulunduğunu inanç etmektir.”

Tevhid-i Ödat: “Mahlûkata takılan ilim, kudret, irade şeklinde sıfatların da Tanrı’ın mahluku bulunduğunu bilerek, onlara müstakil bir varlık isnat etmemek anlama gelir.”

Tevhid-i Zât: “Her varlığı O’nun zâtı ve varlığı yanında yok derecesinde bilmek.”

Yaşam vermek, öldürmek, şifa bahşetmek, hidayete erdirmek, rızk vermek her biri ayrı bir fiildir. Sonsuz denecek kadar oldukca olan bu fiiller aynı sıfatlara dayanıyor. Bu sıfatlar “yaşam, ilim, kudret, sem’, basar, irade, kelâm, tekvin” sıfatlarıdır. İşte mahlûkat âleminde icra edilen sonsuz fiillerin hepsini bu ilâhî sıfatlardan bilmek, tevhid-i ef’aldir. Bu sıfatları bir tek zâta isnat etmek ise, tevhid-i zâtdır.

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

Sorularlaislami… tarafınca Sa, 17/07/2012 – 15:22 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir