Teyemmüm Ne Gibi alınır? Bu mevzuda da doğru bildiğimiz hatalar var mı?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı

Teyemmüm “yemm” (يَمّ) kökünden türemiş olup, sözlükte “kastetmek” anlamına gelmektedir. Fıkıhtaki anlamı ise “su bulunmadığı yada suyu kullanmaya güç yetirilemediği vakit, toprak cinsinden temiz bir şeyle abdestsizliği gidermek için meydana getirilen bir işlemdir.”

Kur’an-ı Kerim’de teyemmümden şöyleki söz edilir:

“… Hasta yada yolcu olur yada sizden biri ayakyolundan gelir ya da hanımefendilere temas etmiş olur da su bulamazsanız temiz toprağa teyemmüm edin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin…” (Maide, 5/6)

Teyemmüm şu durumlarda alınır:

1. Mukim yada seferi iken su bulunamadığında

2. Su bulunup da hastalık yada başka bir sebepten dolayı kullanılmadığında.

Yukarıdaki ayette “temiz toprağa teyemmüm edin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin…” buyurularak teyemmümün temiz toprakla yüzü ve elleri mesh etmekten ibaret olduğu öğretilmiştir.

Maide suresinin 6. ayetinde abdest alınacağı vakit kolların dirseklerle birlikte yıkanması emredilirken teyemmümde bu koşul yoktur. Hanefiler abdeste kıyasen teyemmümde de kolların dirseklerle birlikte mesh edilmesi icap ettiğini söylerler. Hâlbuki onların da kabul etmiş olduğu meşhur bir kurala nazaran “ibadetlerde benzetme olmaz”. Doğrusu, teyemmümde ellerin bileklere kadar mesh edilmesidir.

Mevzuyla ilgili hadislere ulaşınca:

1- Tek vuruşla ve ellerin bileklere kadar mesh edileceğini gösteren hadisler:

Ammar b. Yasir aktarmaktadır: Ben Hz. Peygambere (s.a.v) teyemmümün Ne Gibi alındığı sormuş oldum. O’da şöyleki yanıt verdi:

“Yüz ve eller için tek bir kez yere vur ve teyemmüm al” diye buyurdu.” (Ebu Davud, Taharet, 123)

Ömer b.Hattâb radıyallahu anha biri geldi. “Ben cünüp oldum ve su da bulamadım. Ne yapmam gerek?” diye sordu Ömer, “namaz kılma” yanıtını verdi. Bunun üstüne Ammâr b. Yâsir, Ömer b. Hattâb’a şöyleki dedi: “Anımsamaz mısın? İkimiz bir seferde idik. Cünüp olmuş ve su bulamamıştık. Bu yüzden sen namaz kılmamıştın fakat ben toprakta yuvarlandıktan sonrasında namazı kılmıştım. Ondan sonra bu yaptığım işi Peygamber’e (s.a.v) arz ettim.  Peygamber (s.a.v), iki elini yere vurdu, ellerine üfürdü, sonrasında iki avucu ile yüzüne ve iki eline mesh etti. Ve “Sana bu kadarı yeterdi” diye buyurdu. (Buhari, Teyemmüm, 3; Müslim, Hayız, 112 (368); Ebu Davud, Taharet, 123; İbn Mâce, Taharet, 91)

2. İki vuruşla ve ellerin dirseklere hatta omuzlara kadar mesh edileceğini gösteren hadis:

Ammâr b. Yâsir (r.a) şöyleki haber vermiştir:

“Sahâbîler, Resûlullah (s.a) ile birlikte oldukları halde, sabah na­mazı için yeryüzü (toprak) cinsinden bir şeyle teyemmüm ettiler. Şu şekilde ki: Ellerini yere vurdular sonrasında yüzlerini bir kere mesh ettiler. Bilahare ellerini yeniden yere vurdular ve her iki ellerini omuzlarına ve koltuk altlarına kadar avuçlarının içiyle mesh ettiler. (Ebu Davud, Taharet, 121)

İbn Hacer el-Askalanî, Fethu’l-Bari adlı eserinin teyemmüm bölümünde şöyleki demektedir:

“Teyemmüm mevzusunda Ebû Cüheym ve Âmmar hadisi dışındaki hadisler ya zayıftır ya da merfu mu mevkuf mu oldukları tartışmalıdır. Tercih edilen görüş, merfu olmadıkları yönündedir.

Ebû Cüheym hadisinde eller “mücmel” (belirsiz) bir halde zikredilmiştir. Ammar hadisinde ise, Buhari ve Müslim’de “bileklere kadar”, Sünen kitaplarında “dirseklere kadar” şeklinde geçmektedir. Bir rivayette, “dirseklerin yarısına kadar”, başka bir rivayette ise “koltuk altına kadar” şeklinde geçmiştir.

“Dirseklere” ve “dirseklerin yarısına kadar” rivayetleri hakkında birçok söz açıklanmıştır. “Koltuk altlarına kadar” rivayeti için ise, İmam Şafiî ve öteki bazı kişiler şöyleki demişlerdir: “Eğer bu komut peygamberimizden (s.a.v) gelmişse, hemen sonra peygamberimizden durağan(durgun) olan teyemmüm alma şekli bunu neshetmiştir. Eğer Peygamberden (s.a.v) gelmemişse, bu durumda hüccet olan onun verdiği emirdir.”

Bir de Sahihayn’da geçen rivayetlerin doğruluğunu güçlendiren, Âmmar’ın Peygamberden sonrasında teyemmümde yüz ve ellerin bileklere kadar mesh edileceği şeklinde fetva vermesidir. Hadisin ravisi müçtehit bir sahabi ise tabiî ki olayın gerçek yüzünü ötekilerden daha iyi bilir.” (İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bari, c: 2, s: 265, 339. hadisin şerhi)

İbn Hacer’in söyledikleri doğrudur. Teyemmümde ilkin yüzün, hemen sonra ellerin bileklere kadar mesh edilmesi yeterlidir. “Dirseklere kadar” ifadesi abdest için geçerli olup teyemmümde bu şekilde bir koşul bulunmamaktadır.

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir