“Yer, gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan” (Secde, 32/4) ayetinde geçen “Yer ve gök arasındakiler”den kasıt nedir? Hayvanlar ile bitkiler midir?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

Ayetin meali şöyledir:

“Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonrasında arşa istiva eden Tanrı’tır. O’nsuz size ne bir dost ne bir şefaatçi bulunur. Hâlâ düşünüp ders almaz mısınız?” (Secde, 32/4)

Bu ayette yer edinen “yer-gök ve aralarındakiler” sözcükleri şu ayetlerde açıklanmış gibidir.

“De ki: Siz, dünyayı/yeri iki günde yaratan Tanrı’ın tek İlah bulunduğunu inkâr edip O’na bazı eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Oysa tüm bu tarz şeyleri icra eden, Rabbulâlemindir.  O, yerin üstünde yüce dağlar yarattı, orayı verimli kıldı ve orada gereksinim sahipleri için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir etti, düzenledi. Sonrasında iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şu şekilde buyurdu: ‘İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!’ onlar da: ‘Gönüllü olarak geldik.’ dediler. Derken, iki gün içinde, gökleri yedi kat olarak şekillendirdi ve her bir göğe kendisine ilişik işi vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, azîz ve alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en muhteşem tarzda bilen Tanrı)’ın takdiridir.”(Fussilet, 41/9-12).

Esasen “gökler”, “yer” ve “bunların içinde” iifadeleri üç ayrı şeydir. Bunların herbiri için kendileri ve özellikleri söz mevzusudur. O halde Cenâb-ı Hakk’ın göklerin zatını (kendini) yaratması bir hâl, onun özelliklerini (sıfatlarını) yaratması bir başka hâldir. Gene yerin zatını yaratması bir hâl; sıfatlarını yaratması bir başka hâldir. Keza Tanrı’ın, bunların içinde bulunan şeylerin zatlarını yaratması bir hâl, onların sıfatlarını yaratması bir başka hâldir. Böylece bu üç şey, altı hâl suretiyle olan, altı şey olmuş olur. (Razi Mefatih, ilgili ayetin tefsir)

Görüldüğü suretiyle, bu ayetlerde ilkin “yerin iki günde” yaratıldığına, peşinden “orada dağların, gereksinim sahipleri için gıdaların, bitkilerin ve ağaçların, tam dört günde” yaratrıldığına, sonrasında da “göklerin iki günde” yaratıladığına vurgu yapılmıştır. Buna gore, toplam altı günden ikisinde yer, ikisinde gök, ikisinde de gıdalar, bitkiler ve saire aşyalar yaratılmıştır.

Buna gore, ilgli ayetle, yaratılan her şey kasdedilmiştir. Iyi mi ki “İnsan ve insandakileri yaratan Tanrı’tır.” dediğimiz vakit insan ve insana ilişik ne var ise, maddi ve içsel olarak nutfenin yaratılmasından vefat etmesine kadar hayatına ilişik her şeyini kadetmiş oluruz. Bunun benzer biçimde, “yer, gökler ve arasındakiler”le de evrenin bir çekirdek olarak yaratılıp ağaç benzer biçimde büyüyüp gelişmesine; yaprak, çiçek, meyveler verip olgunlaşmasına; yaşlanıp kıyametinin kopmasına kadar hayatına ilişik ne var ise, yaratılan, şu anda mevcud ve ileride yaratılacak olan her şey kasdedilmiştir.

O halde ayette kasdedilenler;

Gökler, yeryüzü ve her ikisi içinde yer alıp da hakkında oldukça azca şey bildiğimiz, buna rağmen oldukça şeyden de habersiz olduğumuz bu dehşet verici varlıklar…

Bu, uzadıkça uzayan, göz alabildiğine geniş, uçsuz bucaksız, insanı ürküten bir büyüklüğe haiz varlıklar alemi…

İnsanın; titiz ve güzel sanatı, uyumlu ve duyarlı düzeni karşısında adeta büyülendiği, dehşete kapıldığı, fanatik kalmış olduğu görkemli evren…

Göz kamaştırıcı bir uyum, çekici bir güzelliğe haiz yaratıklar…

Hiçbir gözün, hiçbir duygunun, hiçbir kalbin kusur bulamadığı, ne kadar uzun bu şekilde irdelese de hiçbir düşünürün bütünüyle kavrayamadığı, tekrarın ve alışkanlığın çekiciliğinden, hiçbir şey kaybettiremediği ve devamlı tazeliğini korumuş olan, gerçek güzelliğe haiz varlık bütünü…

Renkleri, cinsleri, hacim ve şekilleri, özellik ve görünümleri, kabiliyet ve görevleri birbirinden değişik, fakat hepsi de tekbir yasaya boyun eğen, hareketlerinde aynı ahenge haiz olan, tekbir kaynağa yönelik olan, yalnız o kaynaktan yönerge ve komut alan, itaat ve teslimiyetle O’na yönelen şu çeşit çeşit varlıklar…

Evet tüm bu tarz şeyleri -olanları- olacakları ve daha bildiğimiz-bilmediğimiz-bilemediğimiz her şeyi Tanrı yaratmıştır.

İlave data için tıklayınız:

– Yerler ve göklerin altı günde yaratılmasının hikmeti nedir?

Slm ve yakarış ile…
Sorularla İslamiyet

makturk tarafınca Pa, 16/10/2011 – 03:53 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir