Vakit yaratılmıştır. Geçen süre nereye gidiyor, yok mu oluyor?

Lütfenlog in or register to like posts.
Yazı
Sual Detayı
Yanıt
Yanıt

Kıymetli kardeşimiz,

“Zamandan öyleki bir an geçti ki insanoğlunun üstünden, o zaman adı anılmaya bile değmez bir şeydi.”(İnsan/Dehr, 76/1)

ayetinde süre geçmektedir.

Dehr kelimesi, Ragıb el- İsfehani’nin açıklamasına bakılırsa aslolan mânâsı, “âlemin var oluşunun başlangıcından son bulmasına kadar tüm süre, kısaca dönemin tamamı” anlama gelir. Bilinmeyen uzun zamanlara da dehr denilir.  “Vakit” kelimesi ise bunun aksine olarak azca süreye de oldukca süreye de denir. Vakit, zincir ve serilerinin toplamına da parçalarına da süre denildiği halde, aslolan dehr tek olan tüm zamana ve bazan da bunun büyük kısımlarına denir. Örnek olarak; bir saat, bigün, bir ay müddete süre denir, dehr denmez. duraklamış “bilmiyorum” demiştir.

Hîn ise, dönemin azca yada oldukca, sınırı olan bir süresine denir; dönemin tamamı için kullanılmaz. Zaman benzer biçimde dönemin bir parçasına denilir. Buradaki hin kelimesi, dehrin başlangıcı olan âlemin yaratılışı ile insanoğlunun yaratılışı içinde kalan, bunlarla sınırlanan süreyi ifade eder. Nekire, kısaca belirsiz olarak kullanılması ise, aslına bakarsak sınırı olan olmakla birlikte insan açısından miktarının bilinmediğine işarettir. Doğrusu şu bir gerçek ki insan eşeysel, âlemin yaratılışından bir fazlaca süre sonrasında yaratılmıştır.

Alemin yaratılışı ile süregelen dehirden, insan cinsinin yaratılmasına kadar sizin için bilinmeyen ve bununla birlikte bu iki sınırla sınırlanmış bir süre geçmiş, insana doğru gelmiştir. O halde ki O süre içinde insan anılır (bu nam ile tanınır) bir şey olmamıştır. Bu cümle insanoğlunun halini bildirir yada hin = süre kelimesinin sıfatıdır. Cümlenin ifade etmiş olduğu olumsuzluk, bir kayda yöneliktir. Doğrusu hiçbir şey olmamış değil, anılan bir şey olmamıştır.

İnsanın yaratılışı, dönemin akışı içinde bir kısacık an ile tanımlanmaktadır. İster kişi olarak, isterse tüm bir insanlık olarak anlaşılsın, netice itibarıyla değişen bir şey yoktur. Bundan dolayı, kâinatın, hattâ Dünyamızın yaratılışından bugüne dek geçen zamanı yirmi dört saatlik bigün ile temsil edecek olsak, insan neslinin ortaya çıkışı, günün son dakikasına rastlar. Herbirimizin üstünden geçen kısacık anları bu son dakika içinden bulup çıkarabilirsiniz!

Her şeyin yaratılması, devamının sağlanması Tanrı’ın iradesiyle ve kudretiyledir. Vakit da yaratılmıştır ve her an da yaratılmaktadır.

Varlık alemine gelen her şey tamamen yok olmaz. Ahiret alemlerine gider. Bu yüzden geçmiş zamanlar da bu alemden ebediyet alemlerine intikal etmiştir.

Ek olarak mutlak yokluk yoktur. Tanrı (cc) vardı hiçbir şey yoktu. Fakat İlm-i İlahide her şey mevcut idi. Tanrı irade etti kudreti ile ve kün talimatıyla, alemi daire-i ilimden, daire-i kudrete geçirdi.(kısaca yarattı).

Maddenin başka şeye çevrilmesi mutlak yokluk olmasa da; madde sıfatlara bağlı olarak var olduğundan dolayı o sıfatlar gidince o madde de gider. Mesela şu andaki süre bu ana bağlıdır. Bu an gidince o anı ilgilendiren süre da gitmiş olur.

Örnek olarak; bir insanoğlunun hafızasında İstiklal Marşının bulunduğunu düşünelim. Bu daire-i ilimdir. Yazınca daire-i kudrete geçer. Doğrusu meydana gelir. Silinirse yeniden kudretten ilme geçer. Esas varlık ilimdeki varlık olduğundan dolayı gözden kaybolma yada sayfadan silinme hakiki yokluk değildir. Mühim olan ilimdeki vücuttur.

Mutlak yokluk yoktur. Fakat nisbi bir yokluk oluyor. Diyelim ki bir kağıdı yaktık. Duman ve kül meydana geldi. Fakat kağıtlık maddesi gitti. Başka şey oldu. Bundan dolayı kül ve dumana kağıt denmiyor.

Netice itibarıyla mevcud eşyayı değişiklik yapmak hakiki yokluk manasına değildir. Nisbi olarak yok olma manası anlaşılır. Tanrı isterse istediği an varı yok eder, yoku da var edebilir.

Slm ve yakarma ile…
Sorularla İslamiyet

islamci186 tarafınca Pa, 28/01/2007 – 16:58 tarihinde gönderildi

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir